TEMA Vakfı, 22 Mayıs Dünya Biyolojik Çeşitlilik Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, insanlığın doğayla olan ilişkisini yeniden gözden geçirmesi gerektiğini belirterek, biyolojik çeşitliliğin korunmasının yaşamın sürdürülebilirliği açısından hayati önem taşıdığına dikkat çekti.
TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, “Aldığımız her nefeste, yediğimiz her lokmada doğanın izleri var. Ancak ormanlarımız, sulak alanlarımız hızla yok oluyor, denizlerimizde yaşam azalıyor. Doğal alanlarımızı korumak; yaşamak için yaşatmak zorundayız” diyerek doğayla uyumlu yaşamanın artık bir sorumluluktan öte bir zorunluluk haline geldiğini vurguladı.
BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİK: YAŞAMIN TEMELİ
TEMA Vakfı açıklamasında, gıdanın %80’inin bitkilerden sağlandığına ve ilaçların büyük kısmının doğadaki bitkilerden üretildiğine dikkat çekilerek, son 50 yılda biyolojik çeşitlilikte yaşanan %73’lük kaybın sadece ekolojik değil, insan sağlığı ve gıda güvenliği açısından da ciddi riskler barındırdığına işaret edildi.
ORMANLAR, SULAK ALANLAR VE TARIM ARAZİLERİ TEHLİKEDE
- Son 30 yılda dünya genelinde Türkiye’nin yaklaşık 5,5 katı kadar orman alanı yok edildi.
- 1970’ten bu yana sulak alan türlerinin %60’ı,
- Her yıl 20 milyon hektar tarım arazisi bozuluma uğruyor.
Ataç, “Ormanlarımız farklı kullanım amaçlarıyla parça parça tahsis ediliyor. Sadece 2012–2023 yılları arasında 577 bin hektar orman alanı bu şekilde elden çıkarıldı” dedi.
TÜRKİYE'NİN KORUMA ORANI DÜNYA ORTALAMASININ YARISI
Türkiye'nin üç biyocoğrafik bölgenin kesişim noktasında olduğunu hatırlatan Ataç, ülkemizin biyolojik çeşitliliğiyle öne çıktığını ancak bu zenginliği koruma konusunda yetersiz kaldığını belirtti. Dünya genelinde 2030’a kadar karasal ve denizel alanların en az %30’unun koruma altına alınması hedeflenirken, Türkiye’de bu oranlar karasal alanlarda %8, denizel alanlarda %6 seviyesinde kalıyor.
İKLİM KRİZİ VE İNSAN FAALİYETLERİ ETKİYİ DERİNLEŞTİRİYOR
Ataç, küresel ısınmanın mercan resiflerinden tarım arazilerine kadar pek çok ekosistemi tehdit ettiğini vurgularken, aşırı tarım, yanlış arazi kullanımı, kimyasal kullanım ve atıkların ekosisteme verdiği zararın artık geri dönülmez noktalara geldiğini söyledi: “Marmara Denizi’nde görülen ölü zonlar bu durumun çarpıcı bir örneğidir.”
TEMA'DAN ORTAK SORUMLULUK ÇAĞRISI
TEMA Vakfı, herkesin sürdürülebilir yaşam için sorumluluk alması gerektiğini vurgulayarak, merhum kurucu başkanlarının sözlerini hatırlattı:
Hayrettin Karaca: “İhtiyacımız kadar tüketelim, bize yaşam sunanları yaşatalım.”
A. Nihat Gökyiğit: “Evrenin o akıl almaz düzenini dengede tutan, biyolojik zenginliktir.”
TEMA Vakfı, A. Nihat Gökyiğit Biyolojik Çeşitlilik Projesi ile bu zenginliğin korunması için çalışmaya devam edeceğini belirtti.