Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu, kamuoyunda tartışmalara neden olan ve “Kuraklığa ve Açlığa Büyük Adım” olarak nitelenen Maden Yasası değişiklik teklifini görüşmeye hazırlanıyor. 20 Haziran’da komisyondan geçen “Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”, çevre koruma örgütleri tarafından ciddi biçimde eleştiriliyor. TEMA Vakfı, teklifin doğa, hukuk ve toplum açısından geri dönülmez zararlar yaratacağı konusunda uyarıyor.
TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, kanun teklifinin çevresel tahribatı artıracağını belirterek, “Bu teklif doğayı korumuyor, yok sayıyor” dedi.
Yasa Değişikliğiyle Korunan Alanlarda Madencilik Serbestleşiyor
Teklif yalnızca Maden Kanunu’nu değil, aynı zamanda Çevre Kanunu, Mera Kanunu, Yenilenebilir Enerji Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanunu gibi birçok önemli düzenlemeyi de etkiliyor. TEMA Vakfı, bu teklifin yürürlüğe girmesi halinde ormanlar, meralar, milli parklar gibi alanların madenciliğe açılacağına dikkat çekiyor.
Deniz Ataç, “Maden Kanunu 1985’ten bu yana 30 kez değiştirildi. Her düzenleme doğa koruma önlemlerini zayıflatırken madencilik faaliyetlerini kolaylaştırdı. Ancak bugüne kadar hiçbir değişiklik doğal ve kültürel varlıklar üzerinde bu kadar büyük baskı yaratmamıştı” ifadelerini kullandı.
Gümüşhane’nin %93’ü, Kütahya’nın %92’si Maden Ruhsatlı
TEMA Vakfı’nın 2019 yılından bu yana yürüttüğü ruhsat haritası çalışmaları çarpıcı sonuçlar ortaya koydu. 29 ilde IV. Grup maden ruhsatlarının incelendiği araştırmada Gümüşhane’nin yüzölçümünün %93’ü, Kütahya’nın ise %92’sinin bu ruhsatlara kaplandığı belirlendi. Bu oranlara mermer, taş, kum ocakları dâhil değil.
Ataç, “Maden sahaları üretim sürecinden kapatılma sürecine kadar doğaya geri dönüşü olmayan zararlar veriyor. Bu alanlarda kalan atıklar onlarca yıl boyunca çevreye tehdit oluşturuyor” dedi.
ÇED Süreçleri Zayıflatılıyor, Tüm Yetki Tek Kuruma Veriliyor
TEMA Vakfı, teklifin yürürlüğe girmesiyle birlikte çevresel etki değerlendirme (ÇED) süreçlerinin işlevsizleşeceği uyarısında bulundu. Kamu kurumlarının görüş bildirme süresi 3 ayla sınırlandırılırken, süre sonunda yanıt verilmezse “olumlu görüş verilmiş” sayılacak. Tüm ruhsat ve izin süreçleri ise Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) bünyesinde toplanacak.
“Yaşamak İstiyorsan Yaşatacaksın”
TEMA Vakfı, doğal ve kültürel varlıkların kanunla korunmasını ve madencilik faaliyetlerine karşı güvence altına alınmasını talep ediyor. Vakıf, bu yasa teklifinin Anayasa’ya ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere aykırı olduğunu belirterek, kamuoyunu yaşamı savunmaya çağırıyor.
Ataç, “Yasa geçerse yalnızca doğa değil; çiftçi, köylü, kırsal yaşam, su ve gıda güvenliği de tehlikeye girecek. Ekosistem bütünlüğü zedelenecek. Bu nedenle yasa reddedilmeli ve yaşamı esas alan bir çevre yasası hazırlanmalıdır” dedi.