“Karagümrük değil, Konya yandı(!) Herkes “suçsuzum” dedi, peki kim suçlu?”
Lig sonuncusu, dört puanlı ve tüm spor kamuoyunun “düştü” dediği Fatih Karagümrük deplasmanına gidip ilk 11’i gördüğümüzde, tam üç gazeteci dostumun şahitliğinde “Bu Karagümrük bize patlar” dedim.
Ben öyle sizler gibi toptan, tüfekten pek anlamam. Ama Allah çok şükür biraz akıl, biraz da feraset vermiş.
Önce maç başlamadan kime ne dediğimi sizlerle paylaşayım:
Merhaba Gazetesi Spor Müdürü Ferhat Türkoğlu, Hakimiyet Gazetesi’nden Hüseyin Rahmi ve Yeni Meram Gazetesi’nden Seydişehirli dostumuz Abdullah Leblebici’ye “Fatih Karagümrük bize patlar, ben bir puana razıyım” dedim.
Bize inanmayanlar bu üç gazeteci dostuma bunun doğruluğunu sorabilirler.
Rakip takımın taraftar baskısı olmadan, saha ve seyircisinin varlığı-yokluğu tartışılırken Karagümrük maça öyle bir başladı ki, ilk 23 dakikada 2-0 geriye düşebilirdik.
Karagümrük top oynamıyordu.
Karagümrüklü futbolcuların güçleri yoktu.
Kusura bakmasınlar ama teknik kapasiteleri ve takım olma özellikleri de yoktu.
Ama biz!!!
Biz kötünün ötesinde, felaket bir durumdaydık.
Böyle bir defans mı olur, böyle yumuşak bir orta saha mı olur?
Kim nerede ne oynuyor, ne yapmak istiyor biz göremedik ama Çağdaş Hoca bir şeyler görebiliyor muydu acaba?
Korkularımız bir anda kâbusa döndü ve rakip takım, elini kolunu sallaya sallaya, göstere göstere ilk yarıyı kendilerinin bile tahmin etmediği şekilde 2-0 önde tamamladı.
İkinci yarı da ilk yarı kadar rezildi.
Sadece bir örnek vereyim:
İki farklı mağlubuz, top taça çıkıyor, taç atışı kullanacağız.
Yarı sahadayız, rakip zaten çekilmiş, baskı yok.
Taç atışını kullanmak için meşhur “yuvarlak” üç Konyasporlu topu birbirine ikram ediyor.
Hayırdır, biz Real Madrid miyiz, yoksa Arsenal mi?
Süper bir sistem takımıyız, değil mi?
Bu pozisyonda üç oyuncu, taç atmak için topu birbirine paslıyor.
Hepinizi Allah’a havale ediyorum.
Sonuç: Evinde oynadığı altı maçta galibiyeti olmayan Karagümrük’ü de mutlu ettik.
Ne güzel, değil mi? İstatistiklere bir bakın!
Arkadaş, Türk futbolcusunun hiç sevmediğim, nefret ettiğim bir geleneği vardır:
Bir takım teknik direktör değiştirir, sanki sihirli bir değnek değmiş gibi o takım hemen kazanır.
Biz bunu da altüst ettik ve sezonun en kötü, en rezil futbolunu oynadık.
Tek kelimeyle: Sahadaki hepsine yazıklar olsun!