Konyaspor’un Utanç Maçı
Konyaspor-Kocaeli maçı için elbet biz de bir şeyler söyleyeceğiz. Hem de sakin ve biraz daha mantıklı olmaya çalışacağız.
Çünkü maç bitiminde, taraftarlardan, Konyaspor’a ömrünü verenlerden gelen tepkiler karşısında söyleyecek tek kelime bulamadık. Sorumlular ne diyecek?
Elbette bir takım sahasında mağlup olabilir.
Elbette her maç kazanılacak diye bir kural yok.
Elbette uzun maratonda, üç sonuçlu futboldan biz de nasibimizi alacağız.
Tüm bu gerçekler içerisinde bir de işin utanç yönü var.
Oynarsın, kaybedersin.
Mücadele edersin.
Ama kimse bana, gerekçesi, bahanesi, mazereti ne olursa olsun, bu maçı kazanmak için sahaya çıktığını söylemesin.
90 dakika artı dakikalarıyla tamamen bir utanç, kahır maçıydı.
Yok, rakip şöyleymiş…
Yok efendim, rakip trenle gelmiş…
Yok, rakibin şöyle eksikleri varmış…
Futbol oyununda eksikler mazeret değildir.
Ha, bir de kimse bana "milli ara" ve "milli maç sonrası" mazeretini söylemesin.
Kocaeli milli maç arasında değil miydi?
Basın tribününe bakıyorum, Konyalı gazeteci meslektaşlardan çok Kocaelili gazeteci vardı.
Tribünde tam 29 Kocaelili gazeteci vardı.
Recep Uçar, maçı çevirmek için oyuncu değişikliği yaparken yanındaki arkadaşlar öfkeliydi:
“Bunlar mı maçı çevirecek?”
Dayanamadım, dostlarıma sordum:
“Maçı çevirecek oyuncumuz mu var?”
Tekrar söylüyorum: Bir takım sahasında da maç kaybedebilir ama böylesine, birinci dakikadan son dakikasına kadar rezil bir futbol oynayamaz.
Sadece ikinci golümüzde bir kombinasyon vardı.
Onun dışında kim ne yaptı, Allah aşkına bir söyleyin.
Sağ bekten, sol açığına, o ayağına alan, dört rakip oyuncunun arasına giriyordu.
Siz bu taraftarla dalga mı geçiyorsunuz?
Yoksa yönetime mesaj mı vermek istiyorsunuz?
Yoksa, yoksa hocanın biletini mi kestiniz?
Hepinize yazıklar olsun! Konyalı’nın başını öne eğdiniz, tribünde bizi rezil ettiniz.
Ha, bir mazeretiniz daha var: Akılları Beşiktaş maçındaydı.
Haydi oradan!
Haydi oradan!