“Ucuz Hakem Penaltısıyla Karadeniz’de Klasik Mağlubiyet”
Konyaspor zorlu Karadeniz deplasmanına çıkarken cezalı ve sakat oyuncuları ile adeta kanatları kırık bir kartal gibiydi.
Ev sahibi Trabzonspor ise Konyaspor maçını, daha sonra oynayacağı maçları hesaplayıp 3-4 hafta sonra şampiyonluk potasına girebilmenin gizli hesaplarını yapıyordu.
Konyaspor maça o kadar akıllı, o kadar bilinçli ve istekli başladık ki, o taraftarı ve hakemleri boğan Papara Park’taki çılgın taraftar topluluğu bile susmuştu.
Ancak beşinci dakikadan itibaren Bardhi ile yakaladığımız üç net gol pozisyonunu öylesine hovardaca harcıyorduk ki, saç baş yolmak bir yana, bu pozisyonları ilerleyen dakikalarda nasıl arayacağımızı da biliyorduk.
Tüm bunlara rağmen 17. dakikada sağdan geliştirdiğimiz muhteşem atakta Andzouana’nın vuruşunda top Okay Yokuşlu’nun ayaklarına çarparak filelerle kucaklaşınca hem arzuladığımız golü bulduk hem de on binlerce taraftarının önünde Trabzonspor karşısında öne geçmiş olduk.
Bu sevincimiz 42. dakikaya kadar sürdü.
Çünkü bu dakikada hakem Alper Akarsu, VAR’ın da desteğiyle o kadar ucuz bir penaltı verdi ki, formalar değişse bu penaltı verilir miydi tartışma bile götürmezdi. Ama işte Türk futbolunda büyük takım hobisi, taraftar baskısı, yapı-kapı adına ne derseniz deyin büyük takımlar için böyle ucuz penaltılar tereddütsüz verilirdi.
Devreye 1-1 umutlanıyor, biz ise çözülmeden ne kadar dayanabiliriz diye kara kara düşünüyorduk.
Nitekim ikinci yarıda korktuklarımız başımıza geldi; dayanma gücümüz, direncimiz kırıldı. Arka arkaya gelen goller takımın üzerine karabasan gibi çöktü.
Tabii burada şunu da net söylememiz gerekir: Her iki takım arasında bırakın lobiyi, bırakın taraftar baskısını; bilinen bilinmeyen, görünen görünmeyen gizli güçleri… O kadar büyük bir kalite farkı vardı ki, öylesine büyük fizik gücü vardı ki, acı ama gerçek, Konyaspor’un Karadeniz’den çıkması futbol mucizelerine bağlıydı ve biz o futbol şansının da hiç bizden yana olmadığını görüyorduk.
İlk yarıdaki futbola evet; ikinci yarıdaki çözülme çok çabuk olunca beklenen ve korkulan oldu. Yapılacak bir şey yok. O iğrenç ve hiç sevmediğim “artık önümüzdeki hafta maçına bakacağız” klasiği ile biz Karadeniz’den başımız önde ayrılıyoruz.