KONYASPOR İKİNCİ YARIDA KARAKTER KOYABİLDİ
Uğur Özteke
Fenerbahçe ve Konyaspor açısından çok farklı anlamlar taşıyan maçta doğal olarak kazanan Fenerbahçe oldu.
Bu maçı skoruna göre değerlendirmemek gerekir.
Tamam, lig maçıydı, puan maçıydı.
Ama her iki takım için de farklı anlamlar taşıyordu.
Önce Fenerbahçe açısından bakarsak, lige acı bir Gençlerbirliği yenilgisiyle başlayan sarı-lacivertliler, Avrupa maçında da beklenilenin çok uzağındaydı.
Fenerbahçe ve İsmail Hoca için bu maçta kazanmaktan başka bir sonuç olamazdı.
Bunu bilen Fenerbahçe taraftarı 50 bin kişiyle maçın başlama düdüğüyle önce hakemi boğdu, nefes aldırmadı.
İlk yarı, Fenerbahçe taraftarının önce hakemi baskı altına alması, ardından da takımına güven vermesi ile normal olarak Fenerbahçe’nin galibiyeti ile sonuçlandı.
İlk yarıda Konyaspor için güzel şeyler yoktu. Fenerbahçe gibi rakibi defans yaparak karşılarsanız, orta saha direnciniz olmazsa bu sahada hiçbir şey yapamazsınız.
İkinci yarıda ise Konyaspor karakterini ortaya koydu.
Özellikle İlhan Palut yaptığı değişikliklerle Konyaspor’un direnmesini sağladı.
Ancak futbol yalnızca tabeladan okunmaz.
Çünkü bu maçın iki ayrı hikâyesi vardı.
Ve belki de Konyaspor açısından bu maçın en önemli tarafı, 4-1 geriye düştükten sonra bile “maç bitti” dememiş olmasıydı.
İlk yarıda Fenerbahçe, özellikle orta sahada kazandığı topları hızlı kullanarak Konyaspor savunmasının arkasına ve arasına sızmayı başardı.
Konyaspor savunması ile orta saha arasındaki mesafe zaman zaman açıldı. Fenerbahçe’nin bireysel kalitesi de bu boşlukları affetmedi.
İKİNCİ YARI: SAHADA BAŞKA BİR KONYASPOR VARDI
İkinci yarının başında Fenerbahçe farkı 4-1’e çıkardığında maçın psikolojik olarak kopması beklenebilirdi.
Ama Konyaspor kopmadı.
Tam tersine, oyunun ağırlık merkezini Fenerbahçe yarı alanına taşımaya başladı.
İşte burada İlhan Palut’un hamleleri önem kazandı.
Konyaspor daha önde oynamaya, ikinci toplara daha fazla sahip olmaya ve hücumda daha fazla oyuncuyla rakip ceza sahasına yaklaşmaya başladı.
İlk yarıda zaman zaman çekingen kalan Konyaspor, ikinci yarıda risk almaktan korkmadı.
Bu riskin karşılığı da geldi:
Konyaspor skoru 4-2’ye getirdi ve maçı yeniden tartışılır hale getirdi.
Daha önemlisi, yeşil-beyazlılar yalnızca bir gol atmadı; Fenerbahçe kalesinde ciddi bir baskı oluşturdu.
Ve sahneye Ederson çıktı…
İşte futbolun başka bir gerçeği burada karşımıza çıktı.
Konyaspor ikinci yarıda etkiliydi.
Ancak karşısında Ederson gibi kritik anlarda fark yaratabilecek bir kaleci vardı.
Konyaspor’un yakaladığı fırsatlarda Ederson’un zamanında ve yerinde müdahaleleri, Fenerbahçe’nin oyunun kontrolünü tamamen kaybetmesini engelledi.
Bazen bir takımın iyi oyunu ile rakibin bireysel kalitesi karşı karşıya gelir.
Bu maçta da öyle oldu.
Konyaspor oyunu kazanmaya yaklaştı, Ederson ise Fenerbahçe’nin skorunu korudu.
İLHAN PALUT’A AYRI BİR PARANTEZ
Bir teknik direktörü yalnızca takımının kaybettiği skor üzerinden değerlendirmek kolaydır.
Ama doğru olan, oyunun tamamını okumaktır.
İlhan Palut’un ikinci yarı hamleleri Konyaspor’a hareket getirdi.
Takım daha cesur oynadı.
Daha fazla hücum etti.
Rakibi kendi yarı alanına hapsetti.
Ve 4-1’den sonra maçı yeniden oynanabilir hale getirdi.
Elbette bunun karşılığında puan gelmedi.
Ama teknik direktörün yaptığı doğru hamlelerin sahadaki karşılığını görmek önemli.
Çünkü iyi teknik adamlık biraz da budur:
Maçın gidişatını okuyabilmek ve oyunun yönünü değiştirebilmek.
PEKİ KONYASPOR NEDEN KAYBETTİ?
Cevap aslında ilk yarıda gizli.
Konyaspor’un ikinci yarıdaki futbolunu 90 dakikaya yayabilmesi gerekiyor.
İlk yarıda Fenerbahçe’ye verilen alanlar, kaybedilen ikili mücadeleler ve savunma-orta saha arasındaki kopukluk, skoru Konyaspor’un aleyhine çevirdi.
İkinci yarıda ise daha farklı bir takım izledik.
Daha cesur.
Daha agresif.
Daha fazla isteyen.
İşte Konyaspor’un ihtiyacı olan futbol bu.
Sorun, bunu neden ilk dakikadan itibaren oynayamadığı.
4-2 SADECE BİR MAĞLUBİYET DEĞİL
Kadıköy’de Fenerbahçe’ye 4-2 kaybetmek elbette Konyaspor açısından ağır bir sonuç.
Üstelik ligde ilk iki haftada puansız kalmak, üzerinde düşünülmesi gereken bir tablo.
Ama bu maçın tamamına yalnızca “4-2 kaybettik” diye bakmak da doğru değil.
Çünkü ikinci yarı bize Konyaspor’un ne yapabileceğini gösterdi.
Mesele artık bunu 45 dakikadan 90 dakikaya çıkarmak.
İlk yarıdaki kırılganlık giderilir, ikinci yarıdaki cesaret ve oyun disiplini maçın tamamına yayılırsa Konyaspor çok daha farklı bir görüntü verebilir.
Kadıköy’de skor Fenerbahçe’nin hanesine yazıldı.
Ama ikinci yarıda verilen mücadele Konyaspor adına önemli bir mesaj bıraktı:
Bu takımın sorunu mücadele etmek değil; doğru oyunu 90 dakikaya yaymak.
Futbol bazen kaybedilen maçtan daha fazlasını öğretir.
Kadıköy’de Konyaspor 4-2 kaybetti…
Ama ikinci yarıda nasıl bir Konyaspor olması gerektiğini kazandı.