Önceki yazımda belirttiğim üzere çocuklarımızın geleceği ile ilgili kararlar alırken, motor gelişim alanını ihmal etmemeli hatta bilişsel, psiko sosyal ve öz bakım gibi diğer gelişim alanlarına sağlayacağı katkılar nedeniyle öncelik verilmesi, tavsiyeden öte bir zorunluluk halini almıştır. Zira giderek dijitalleşen çağımız, bizlere ve çocuklarımıza sunduğu bir takım kolaylıkların yanı sıra hareketsiz bir yaşamı da beraberinde getirmektedir. Akıllı cep telefonları, asansörler, arabalar, uzaktan kumandalar gibi pek çok teknolojik araç yaşamımıza girmiş ve hareket süremiz kısalmıştır. Hayatı kolaylaştıran bu faktörler fiziksel aktivitenin azalmasına neden olmuştur. Unutulmamalıdır ki, herhangi bir yetinin (denge, esneklik, koordinasyon vb) gelişmesi için onun uyarılması, çalıştırılması gerekmektedir. Maalesef günümüzde yaşamı kolaylaştıran ve rahatlık olarak adlandırılan bu konfor alanları, tüm toplumu sağlık yönüyle olumsuz etkilemekle birlikte geleceğimiz olan çocuklarımız için de ciddi bir risk unsuru içermektedir. Nitekim hareketsiz bir yaşam nedeniyle başta obezite olmak üzere pek çok hastalığın geçmiş yıllardaki verilerle karşılaştırıldığında giderek arttığını görmekteyiz. Dünya genelinde 1975’den günümüze obezite görülme oranında hemen hemen üç katlık bir artış söz konusudur. Ülkemiz ise dünya ortalamasının da üzerinde ve %32,1 düzeyinde bir obezite oranına sahiptir. Bu durum ülkemizde yaşayan üç kişiden birinin obez olduğu anlamına da gelir. Çocuklarımız için durum biraz daha dramatik bir şekilde ilerlemekte ve 1975’den günümüze obezite oranında 4,5 katlık bir artış görülmektedir. Hareketsiz bir yaşam tarzının sonucu sadece obezite ile ilişkili değildir. Zira aşırı kiloluluk; diyabet, kolesterol, hipertansiyon, kardiyovasküler problemler, gibi pek çok hastalığın da sebebidir. Tüm bu sağlık nedenleri ve esasen çocuklarımızın bağışıklık düzeyi yüksek ve fiziksel yönden güçlü bir şekilde geleceğe adım atmaları adına, spor çok önemlidir ve zaruriyettir.
Not: Burada “spor” sözcüğünün, egzersiz, beden eğitimi, fiziksel aktivite, hareket eğitimi, antrenman gibi teknik yönden birbirinden farklı anlamlara gelen ifadeler yerine çatı anlamda kullanıldığını belirtmek isterim.
Spor, çocuklarımızın fiziksel gelişimlerinin yanı sıra onların özyeterlik, kendine güven, problem çözme becerisi gibi psiko-sosyal yönden de gelişimlerinde önemli rol oynamaktadır. Yardımlaşmayı, saygıyı, birlikte hareket etmeyi, disiplini, kazanmayı ve daha önemlisi kaybetmeyi spor yolu ile öğreneceklerdir. Öte yandan binlerce araştırma sonucu da göstermektedir ki, spor; çabuk ve doğru karar verebilmeyi, stres ve kaygı ile başa çıkabilmeyi ve dahası çocuklarımızın bilişsel yönden gelişimlerini olumlu yönde etkilemektedir. Gelecek yıllarda sporcu olup olamayacağından bağımsız olarak mutlaka bir hareket eğitimi programına başvurmak, çocuklarımızın yaşam kalitesini yükseltmek ve onların geleceği için yapılabilecek en büyük yatırımdır.
Diğer yazılarda görüşmek dileğiyle, sağlık, mutluluk ve huzurla… (Haber Merkezi)