Konuyla ilgili gazetemize açıklamalarda bulunan Şahin, yapılan araştırmalarda kadınlarda madde kullanımı ve bağımlılık oranlarında artış olduğunu ancak asıl sorunun yardım alma oranlarının düşük olduğunu söyledi.
Şahin, “Bağımlılık denilince erkekler için maalesef alışılagelmiş “tedavi edilebilir bir sorun” olarak görülen bağımlılık, kadınlar için ‘ayıp’ olarak algılanmaktadır. Bu durumda kadınlarda bağımlılık tedavisi üzerinde gecikmelere yol açmaktadır.” diye konuştu.
Son yıllarda yapılan araştırmalar, kadınlarda madde kullanımı ve bağımlılık oranlarının ciddi biçimde arttığını belirten Şahin, “Ancak asıl dikkat çeken, yardım alma oranlarının düşüklüğü. Kadınlar, utanç, damgalanma korkusu ve sosyal baskılar nedeniyle hastanelere daha az başvuruyor. Bağımlılık kadın erkek fark etmiyor beyni etkileyen bir hastalıktır evet ama temelde kadınlar daha duygusal, stres ve depresyona yatkınlık gösterdiği göz önünde bulundurursak kadınlar bağımlılığa daha hızlı sürüklenebiliyor.” dedi.

Şahin, stresle baş edemeyen kadınların kaçış noktalarının bağımlılık yapıcı maddeler olabileceğini söyleyerek şu ifadeleri kullandı:
“Duygusal şiddet, istismar, travmalar ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği bu süreci besleyen temel faktörlerden bazıları. Kadınlara yüklenen “güçlü ama sessiz kal” beklentisi, bağımlılıkla mücadelede kadınların tedaviye başvurmasının önüne görünmez duvarlar örüyor. Kadınların görünmez olduğu bir toplumda aslında bende varım demesinin bir isyanı gibi gelişiyor sigara alkol kullanımlarının son yıllarda artışı.”
Türkiye Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi (TUBİM) verilerine değinen Şahin, “Son beş yılda kadınlarda madde kullanım oranı yüzde 34 artış gösterdi. Bu artışın en dikkat çekici boyutu ise, 25-45 yaş arası kadınlarda yoğunlaşması.” ifadelerini kullandı.
Güçlü Kadın” Miti
Şahin, kadınların bağımlılık tedavisine geç kalma sebeplerini şu şekilde sıraladı:
“Birisi utanç ve damgalanma korkusu iken ikincisi ise sosyal rollerdeki değişimin kadın ve bağımlılık üzerine etkisidir.”
Toplumda kadına atfedilen yeni mit kavramını anlatan Şahin, şunları kaydetti:
“Her şeyi yapabilen, ağlamayan, yardım istemeyen, güçlü kadın. Ancak bu imaj, kadınların yardım istemesini engelleyen ciddi bir bariyer oluşturuyor. İçsel çatışma ve güçlü olmalısın düşüncesinin doğurduğu “yetersizlik hissi” arttıkça kadınlar rahatlama arayışına giriyor; bu da bağımlılık döngüsünün kapısını aralıyor.”
“İçsel Çatışmayı Artırıyor”
Şahin, “Kadına yüklenen “güçlü kalma zorunluluğu”, hem psikolojik yardım alma davranışını engellemekte hem de içsel çatışmayı artırmaktadır. Bu içsel baskı, kaçınmacı başa çıkma stratejileriyle birlikte bağımlılık davranışlarına zemin hazırlamaktadır.” dedi.
Şahin, son olarak kadınların bağımlılık riskini değerlendirirken kadınların toplumsal cinsiyet rollerini ve yaşadıkları sorunları da göz önünde bulundurmak gerektiğini vurguladı.