Konya
Parçalı az bulutlu
28°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
46,9875 %0.17
53,7211 %-0.03
6.192,85 % -0,41
Konya Postası Gazetesi Kültür - Sanat Sarıkeçili Yörükleri kültürlerini yaşatmaya devam ediyor

Sarıkeçili Yörükleri kültürlerini yaşatmaya devam ediyor

Yaz aylarını, serin yaylalara sahip olduğu için Konya'nın Hadim ilçesinde bulunan Aladağ'da geçiren konargöçerlerden Uçar ailesi, kültürlerini yaşatmaya devam ediyor.

Sarıkeçili Yörükleri kültürlerini yaşatmaya devam ediyor
Okunma Süresi: 4 dk

Yüzlerce yıllık geleneklerini korumak için çaba gösteren Sarıkeçili Yörüklerinden 4'ü yetişkin 5 kişilik Uçar ailesi, teknolojiden uzakta, yaylalara kurdukları kıl çadırlarda yaşamlarını sürdürüyor.

Her yıl havaların ısınmasıyla Mersin'in Bozyazı ilçesinden keçi, at, deve ve köpekleriyle yola çıkan aile, 20 günde ulaştıkları Aladağ'da kurdukları kıl çadırda konaklıyor.

Geçimini hayvancılıkla sağlayan Uçar ailesinin en büyüğü 66 yaşındaki "Kuş Ali" lakabıyla tanınan Ali Uçar, AA muhabirine, atalarından miras kalan konargöçer kültürünü gücü yetene kadar yaşatmaya devam edeceğini söyledi.

Uçar, yörük kültürünün daha fazla tanıtılması, yok olmaması gerektiğini belirterek, "Doğma büyüme, ebemden dedemden gelen meslektir. Onlardan bize kaldı. Ben de aslımı neslimi kaybetmemek için bunu taşıyorum. Biz böyle gelmişiz, böyle görmüşüz. Gerçek Sarıkeçili'yiz. Bu kültürü yaşatanlara, sevip de buralara gelenlere, yerden göğe kadar teşekkür ediyorum." dedi.

"Dağın başında gelmiş, dağın başında geçmiş ömürlerimiz"

Ali Uçar'ın eşi 65 yaşındaki Hatice Uçar da eşinin develeri satmaya kıyamadığını, yolculuklarını onlarla yaptıklarını anlattı.

Konargöçerliğin kendilerine atalarından miras kaldığını vurgulayan Uçar, "Biz doğduk, büyüdük, bununla geldik, geçtik. Şimdi yeni yetişenler 'zor' diyor. Zor geliyor ama bize zor gelmiyordu, zor değildi. Dağlarda kendi işimizi yapıyoruz. Anamız, babamız, dedemizden geliyor Yörüklük. Dağın başından gelmiş, dağın başında geçmiş ömürlerimiz." diye konuştu.

Ailenin 27 yaşındaki kızı Fatma Dilekmen, eşi ve 3 yaşındaki oğluyla bu kültürü devam ettirmeye çalıştıklarını dile getirdi.

Kış mevsimini Mersin'in Bozyazı ilçesinde geçirdiklerini 8 ay ise Toros Dağları'nın yaylalarına çıktıklarını aktaran Dilekmen, şöyle konuştu:

"Oğlakların yavrulama dönemlerinde Bozyazı'da oluyoruz, oğlaklar yürümeye başladıklarında 20 günlük bir yolculuğumuz oluyor. Konarak göçerek buraya geliyoruz. Peynirlerimizi, yağımızı, yoğurdumuzu yapıyoruz. Onlarla uğraşırken bir bakmışız güz gelmiş, tekrar yollara koyuluyoruz. Tabii güz vakti farklı oluyor, ekinler, bahçeler olmuyor. Dinlene dinlene gidiyoruz ve dönüşün 2 ay sürdüğü zaman oluyor."

"Ali doğduğundan beri hayat değişti"

3 yaşındaki oğlu Ali'nin doğumuyla hayatın kendisi için daha da güzelleştiğini anlatan Dilekmen, şöyle devam etti:

"Benim günüm keçi gütmekle geçiyor. Sabah saat beşte kalkıyorum, çayı demliyorum. Fazla bir şey yenmiyor ama ne de olsa o çay bir demleniyor. Bir bardak çay içiyoruz, bir iki lokma bir şey yiyoruz. Keçilerin peşinden gidiyorum, keçileri otlatıp geliyorum. Sağım işi olmazsa biraz dinleniriz, diğer işlerimizi yaparız, tekrar keçilerimizi gütmeye çıkarız. Akşam sekize kadar dağda oluruz. Geri geliriz, yemeğimizi yeriz. Gelenimiz olursa oturup bir sohbet ederiz. Gelen olmazsa yorgun olduğumuz için yatarız. Ali 3 yaşında, bizden çok ebesi ilgileniyor. Biz öğlen boşluğunda görebiliyoruz. Akşama doğru geldiğimde uyumuş oluyor. Gündüz 'Dur Ali', 'Vur Ali' hiç dur durağı yok ama evimizin neşesidir. Ali doğduğundan beri hayat değişti."

Hayvanlar açısından kurt saldırılarının sıkıntı olduğuna işaret eden Dilekmen, her şeye rağmen Yörük kültürünü severek devam ettirdiklerini söyledi.

Dilekmen, temiz hava ve doğal yaşamla içiçe olmanın keyifli olduğu gibi zor tarafları da olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:

"Bazen ışıksız kalıyoruz. Daha da önemlisi bir çamaşır makinemizin olmasını çok istemişimdir. O da olmayınca hep elimizde yıkıyoruz. En zorlandığımız yer burası. Dağdayız, temiz havadayız, doğal yaşamdayız. Doğal gaz kokusu, çöp kokusu yok. Bundan dolayı biraz zenginiz. Doğduğumuzdan bu yana bu hayatın içinde olduğum için bana zor gelmiyor. 10 kardeşiz 3-4 tanesi yerleşik hayatta ama biz severek yapıyoruz. Yörük kültürünü bilmeyenler gördüğü zaman merak ediyorlar. Tabii ki herkes bilsin, görsün, duyrulsun isterim. Herkes dört odalı dam içinde yaşamıyor. Bizim tek odalı kıl çadırımız var. Gücümüzün yettiği kadar, yapabildiğimiz kadar, son noktaya kadar bu geleneği yaşatmaya çalışacağız."

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız