Konya
Açık
19°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
41,0707 %0,51
47,8947 %0,56
4.508,75 % -0,01
Ara

SADAKAT VE SABIR…

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Kadın her sabah olduğu gibi o günde beyaz değneği ve el yardımı ile otobüse binmişti.

Şoför: Soldan üçüncü sıra boş hanımefendi, dedi.

Kadın 32 yaşında güzel bir bayandı ve eşi oldukça yakışıklı bir deniz subayı idi.

Bundan birkaç ay önce yanlış bir teşhis sonucu gerçekleştirilen ameliyatla gözlerini kaybetmişti genç kadın ve asla göremeyecekti.

Kocası ameliyattan sonra acı gerçeği öğrenince yıkılmış ve kendi kendine bir söz vermişti.

Asla karısını yalnız bırakmayacak, ona sonuna kadar destek olacak, kendi ayakları üzerinde durana kadar cesaret verecekti.

Günler geçiyordu.

Kadın her geçen gün kendini daha kötü hissediyor, çok sevdiği kocasına yük olduğunu düşünüyordu.

Eşinin bu içine kapanık, karamsar hali kocayı çok üzüyordu.

Bir an önce bir şeyler yapması gerekiyordu, karısı günden güne kendi içine kapanık dünyasında kayboluyordu.

Bütün gün düşündü koca, nasıl yardım edebilirim güzeller güzeli eşime diye.

Birden aklına eşinin eski işi geldi.

Geri dönmesini isteyecekti. Ama bunu ona nasıl söyleyecekti, çünkü artık çok kırılgan ve neşesizdi.

Bütün cesaretini toplayarak akşam karısına konuyu açtı. Karısı dehşetle gözlerini açtı:

-Ben bunu nasıl yaparım ben körüm, diye bağırdı.

Kocası ona destek olacağını, her sabah kendisinin işe bırakacağını ve akşamları da iş çıkısında alacağını ve ona çok güvendiğini söyledi.

Çünkü eşini tanıyordu ve bunu başarabileceğini biliyordu.

Kadın büyük bir umutsuzlukla kabul etti çünkü eşini çok seviyordu ve onu kırmak istemiyordu.

Her sabah eşini işine bırakıyor ve akşamları da alıyordu fedakar koca. Günler böyle ilerledi, karısı eskisinden biraz daha iyiydi.

Fakat kocası daha fazlasını istiyordu, kendisine söz vermişti sonuna kadar gidecekti.

Aksam karısına: Artık işe kendin gidip gelmelisin, dedi.

Kadın şaşırmıştı. Bunu asla yapamayacağını söyledi. Kocası ısrar edince onu yine kıramadı ve bütün cesaretini topladı.

Bunu kendisi de istiyordu ama o kadar güveni yoktu.

Sabahları kadın artık otobüs durağına kendisi gidiyor, otobüsüne biniyor ve otobüsten inerek işine gidebiliyordu.

Günler günleri kovaladı, hiçbir problem yoktu.

Yine bir gün otobüse binerken,

Şoför: Sizi kıskanıyorum, hanımefendi dedi.

Kadın kendisine söylenip söylenmediğini anlayamadan,

-Neden diye sordu.

Şoför: Çünkü her sabah sizin arkanızdan bir deniz subayı genç adam otobüse biniyor ve bütün yol boyunca sevgi ile size bakıyor, otobüsten indikten sonra yeşil ışıkta yolun karşısına geçmenizi bekliyor siz binaya girdikten sonra arkanızdan öpücük yollayıp size her gün sevgiyle el sallıyor, dedi.

Kadın orada anlamıştı. Kocasının sadece sözde değil de özde yanında olduğunu. Kendisine muhtaç hissetmemesi ve eşinin kendine olan güvenini bir nebzede olsun arttırabilmek için tüm yolculuğu kendisinin halledebileceğini söylemişti. Ve bu söylediğine de inanıyordu. Ama karısına verdiği sözü de biliyordu. Ne olursa olsun onu asla yalnız bırakmayacak ve sonuna kadar gidecekti. Bunu eşi bilmese bile…

Bazı şeyler sadece sözle olmaz. Söylemek yetmez. Çabalamak, uğraşmak, sabretmek en önemlisi sadık kalabilmek gerekir. Günümüz de bunların hepsini bir arada yapabilme becerisine pek sahip değiliz maalesef. Ama ilerde de olamayacağımız anlamına gelmez. Neden bizde bir gün gerçekten her konuda sadık ve sabırlı olamayalım ki. Hem de birey olarak değil, toplum olarak. Eee hadi inşallah demekle yetiniyoruz şimdilik…

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *