MAZLUMUN AHI İNDİRİR ŞAHI !
Hayatta bazı sesler vardır ki, kulak tarafından işitilmenin ötesinde, tüm evrenin hassas dengesini sarsan birer enerji dalgasına dönüşür. Bunların en keskini, en derini ve en güçlüsü şüphesiz bir mazlumun göğsünden kopup gelen "Ah !" sesidir. Asırlardır halk dilinde "Mazlumun ahı indirir şâhı" sözüyle yankılanan bu olgu, aslında hem yüce dinimizin derin hikmetinde hem de modern kuantum fiziğinin yasalarında karşılığını bulan kusursuz bir sebep-sonuç ve frekans döngüsüdür.
Ah: "Kırık gönlün ilahî yankısıdır" İnsan kalbi, Cenâb-ı Hakk'ın arşı olarak kabul edilir. “Ben yere göğe sığmam, ancak mümin kulumun kalbine sığarım” hadisi-kutsîsi, kalbin ne denli mukaddes bir merkez olduğunu gösterir.
Bir insanın haksız yere kalbini kırmak, o ilahî merkeze büyük zarar vermek demektir. İnsan haksızlığa uğradığında, çaresizlik içinde kaldığında ve kalbi kırıldığında, nefsiyle değil öz benliğiyle Rabbine yönelir. Mazlum ile Allah arasındaki perde o an kalkar ve mazlumun yaşadığı tüm kırgınlıkların enerjisi âdeta arşı sallar. Hakk her zaman mazlumun yanındadır ve ilahi adaletini devreye sokarak mazlumun intikamını alır
Kuantum fiziği ve modern evren bilimi, tasavvufun yüzyıllardır sezgisel olarak ifade ettiği hakikatleri bugün matematiksel ve fiziksel modellerle açıklar.
Enerjinin yok olmama yasası: Termodinamiğin birinci kanununa göre enerji ne yaratılabilir ne de yok edilebilir; yalnızca form değiştirir. Bir insanın maruz kaldığı kırgınlık, haksızlık ve acı, bastırılmış çok yüksek yoğunluklu bir duygusal enerji (ruhsal enerji) üretir. Bu enerji evrende kaybolmaz. Bir frekans yayarak kuantum alanına kaydolur.
Kuantum dolanıklığı: Evrendeki her şey birbirine görünmez bağlarla bağlıdır. İnsanlar arasındaki ilişkisel ağlar da bu dolanıklık yasasından bağımsız değildir. Bir insana haksızlık edildiğinde kurulan o negatif bağ, iki parçacık arasındaki anlık etkileşim gibi, zaman ve mekân tanımaksızın enerjiyi kaynağına geri akıtır.
Ah Neden Yerde Kalmaz?
Her duygunun, her kelimenin ve her niyetin kendine has bir titreşim frekansı vardır. Şiddetli bir ah, düşük kaliteli ya da sıradan bir üzüntü değildir; çok yüksek bir rezonans dalgasıma dönüşür.
Evrende her şey kendi frekansındaki enerjiyle rezonansa girer. Ah eden kişinin yaydığı o saf ve çaresiz frekans, evrenin adalet mekanizmasını harekete geçiren bir "çekim alanı" yaratır. Haksızlığı yapan kişinin enerjisi, bir süre sonra aynı frekanstaki olayları, tıkanıklıkları veya yıkımları kendi hayatına çeker. Buna halk arasında "ilâhî tecelli ve nizam" denir.
"Ah almamak", sadece ahlaki bir erdem değil, aynı zamanda kendi enerjik alanımızı korumanın en temel kuralıdır. Bir insanın kalbine dokunurken, aslında evrenin hassas dengesine dokunduğumuzu, her eylemin bir yankısı olduğunu unutmamamız gerekir. Çünkü evren sessizdir ama asla unutmaz. Her enerji başladığı yere, kendi frekansına katlanarak geri döner.