YAZMASAM OLMAZDI
Kendimize özel krizler yaratabilme yeteneğimiz tartışılmaz bir gerçek ve son yarattığımız kriz, Küresel Finansman tarihinde sanırım uzun yıllar anlatılıp okutulacak. Geçmişte yaşadıklarımız dahi bugün yaşananların yanında oldukça masum kalıyor. Olayların kronolojisine baktığımda herkesin bildiği ama kimsenin “aman üzerime kalmasın” diye bilmezden geldiği, hatta buna dair konuşanların ifadeye çağrıldığı acayip karmaşık bir süreç. Onun içindir ki bunu yazmasam olmazdı.
Önce fon ne demektir, açıklamakla başlayalım. Türkiye’de sermaye piyasası mevzuatına göre yatırım fonu kurma yetkisi, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından yetkilendirilmiş Portföy Yönetim Şirketlerine (PYŞ) aittir. Diğer kurumlar, bankalar veya şahıslar doğrudan kendi adlarına yatırım fonu kuramazlar; fon kurmak ve yönetmek için yasal olarak bir PYŞ olmak ya da bir PYŞ ile iş birliği yapmak zorundadırlar. Birden fazla yatırımcı tarafından oluşturulan bir para havuzunun, uzman yöneticiler tarafından farklı yatırım araçlarında değerlendirilmesi temeline dayanmaktadır.
Ayrıca bir fonun tüm kuralları, yönetim yapısı ve riskleri halka açık belgelerle ilan edilir. Yatırım yapmadan önce bir fonun şu belgelerine bakarak yapısını tamamen görebilirsiniz:
Fon Bilgilendirme Dokümanları: Fonun, İzahname ve Yatırımcı Bilgi Formu (YBF) adında iki ana belgesi bulunur. Bu belgelerde fonun yönetim stratejisi, hangi varlıklara (hisse, altın, tahvil vb.) en fazla yüzde kaç oranında yatırım yapabileceği ve fon müdürlerinin kim olduğu açıkça yazar.
Portföy Dağılım Raporları: Fonlar, her ayın başında bir önceki ay ellerinde hangi hisseleri veya finansal araçları tuttuklarını Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) üzerinden kuruşu kuruşuna ilan etmek zorundadır.
Mal Varlığının Güvencesi: Fonun parası, fonu kuran şirketin (örneğin X Bankası) kendi kasasında durmaz. Tüm varlıklar Takasbank nezdinde saklanır. Yani fon kurucusu batsa bile sizin fon paylarınız, devlet güvencesindeki saklama kuruluşunda aynen durur.
Fona ortak olan kişilerin (yatırımcıların) durumu ise iki farklı açıdan değerlendirilir:
Resmî Kurumlar Açısından (Belli): Devlet ve saklama kuruluşları açısından fona kimin ortak olduğu kesin olarak bellidir. Sizin fona yatırdığınız para, Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) sisteminde doğrudan sizin T.C. kimlik numaranıza kaydedilir. Bu sayede haklarınız yasal olarak korunur.
Diğer Yatırımcılar ve Kamuoyu Açısından (Gizli): Sizinle birlikte aynı fona yatırım yapan diğer kişilerin isimlerini, şirketlerini veya fona ne kadar para yatırdıklarını asla göremezsiniz. Aynı şekilde onlar da sizin bilgilerinizi göremez. Yatırımcı ilişkileri tamamen gizlilik ilkesine dayanır.
Pekâlâ, nasıl oldu da bugün milyarlarca $’ın akıbetini tartışır hâle geldik? 450 bin direkt fon yatırımcısına ilave edilecek, bu fonların suni olarak değerlediği hisse senetlerine yatırım yapan yüz binlerce bireysel ya da kurumsal yatırımcı şimdi ne yapacak?
Dünyada finansal derinleşme açısından gayet sağlıklı bir gelişme olarak görülen bu kolektif yatırım aracını nitelikli dolandırıcılığa dönüştürme başarısı, sanırım uzun yıllar anlatılacak. Bu sürecin, yani 17 Eylül 2026’dan önce SPK tarafından tasfiye edilen 131 fonda gerçekleşen emirler ve para hareketleri incelenmeli. Yurt dışına para transferi söz konusu olduğunda basit bir ithalat için dahi onlarca evrak imzalanırken, bahse konu para transferleri neden dikkat çekmedi? Bunlar da incelenmeli. Biz buzdağının sadece görünen tarafıyla kamuoyunu tatmin edebiliriz; ancak ortaya çıkan tahribatın ve güven kaybının bedeli net olarak kim tarafından karşılanacak?
Şu hususu da özellikle belirtmeliyim: Bu süreç, tüm aracı kurumların veya fonların şüpheli olduğu gibi bir yaklaşıma asla dönüşmemeli. Fon piyasaları ve bu işlemde yetkili olan kurumların birçoğu işini düzgün yapan ve yatırımcısını her zaman koruyacak güce ve yetkinliğe sahipler. Ege Cansen Bey’in dediği gibi, bu finansal değil, kriminal bir hadisedir.
Ancak sağ eliyle sattığını sol eliyle alarak balon yaratanlar herkesin gözünden nasıl kaçmıştır? Bir masa, dört sandalyeden ibaret şirketlerin piyasa değerleri Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşunun piyasa değerini ikiye, üçe katlarken hiç mi kimse “Ne oluyor?” dememiştir? Yatırım yapacağım diye izahname verip halka arz olan şirket, bırakın yatırımı, mevcut işini dahi tasfiye ettiği hâlde piyasa değeri ülkemizin en köklü kuruluşlarını sollayıp geçerken konunun muhatapları nerededir?
Cevabı verilmesi gereken sorular bunlardır.