Konya
Az bulutlu
12°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,2100 %0.16
50,9748 %0.05
7.231,27 % 0,35
Ara

MISIR’DAKİ KONYALI İŞ ADAMLARI EKONOMİYİ NASIL DEĞERLENDİRİYOR?

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Dilimizde müteferriç diye bir kelime var.
Aslında Arapça kökenli bir kelime.
Arapçada teferrüç “ferahlama gezintisi” anlamına geliyormuş.
Özetle “derdini, sıkıntısını gezerek atan; yürüyerek rahatlayan, dolaşarak sıkıntısından kurtulan kimse” anlamına geliyor.

Ben de bu meslekte kendimi bildim bileli gezmeyi çok seven bir insanım.
Konya’da ise durmaksızın dolaşır, eş dost ziyareti yapar, tanımadığım insanlarla tanışır; tanıdığım, bildiğim insanlarla da oturur, fırsatları değerlendirir, samimi sohbetlerde bulunurum.
Fırsatını bulduğumda Türkiye’yi gezerim.
Denk geldiği zaman da dünyayı gezmeye çalışırım.

Demek ki ben de içimdeki kimseyle paylaşamadığım dertleri, sıkıntıları, problemleri gezerek aşmaya çalıştığıma bir kez daha inandım.

Birkaç gündür Mısır’dayım.
Tabii pergelin sabit ayağı Konya’da kalmak şartıyla.
Kahire ve İskenderiye merkez olmak üzere ülkenin ve dünyanın, piramitler başta olmak üzere buram buram tarih kokan yerlerini yaşayarak dertlerimi milattan önceki 2500’lü yıllara gömmek istiyorum.

Bizimki tabii sadece tarihle buluşmak olmuyor.
Burada bulunan Türk iş adamları ile sohbet etmeye çalışıyorum.
Hele hele artık ikinci vatanları Mısır olan Konyalı iş adamları ile sohbetlere derman yetmiyor.
Bu güzel insanları yüreğime açıp içine koymak istiyorum.

Yalnız Konyalı iş adamlarına gelmeden, son yıllarda Türkiye’den hızla göç eden ve Mısır’a yerleşen tekstil sektörü ile ilgili yorumlarıma geçmeden önce, kısaca sektörle ilgili Türkiye’de ulusal basında yer alan birkaç konuya dönerek dikkatinizi bu noktaya çekmek istiyorum.

……
İplik, tekstil ve giyim fabrikaları 2024’ten bu yana Mısır’a taşınıyor. Patronlar maliyetleri düşürme amaçlı hareket ettiklerini söylüyor. En başta Mısır’da aylık ortalama ücretlerin 150 doların altında olması onlara çekici geliyor.
Son iki yıldır “Batıyoruz” söylemlerini çok duyuyoruz.

Mesela bu konuda Türkiye Gazetesi’nde şöyle bir haber vardı:
“Türkiye tekstil ve hazır giyim sektörü, artan üretim maliyetleri, enerji giderleri, işçilik ücretleri ile rotasını Mısır’a kırdı.
Serbest ticaret anlaşmaları, düşük iş gücü maliyetleri ve Avrupa pazarına deniz yolu ile yakınlık gibi avantajlar sayesinde Mısır, Türk hazır giyim üreticileri için cazip bir üretim üssüne dönüştü.
Mısır’da üretime başlayan firmaların ürünleri ‘Made in Egypt’ etiketiyle raflarda yerini alırken, ucuz işçilik, düşük kaliteli ham madde, eski makine parkurları ve yetersiz denetimler kaliteyi aşağı çekti. Kalitenin bozulmasının ‘Made in Türkiye’ etiketi ve sektörün tamamı için geri dönüşü zor sonuçlar doğurabileceği belirtiliyor.”

……
Ulusal basından bir başka haber:
“Tekstil patronlarını cezbeden maaş 6 bin lira:
Mısır’a kaçışın altında ne var?
Türkiye’den tekstil patronları birer birer Mısır’a kaçıyor.
Üretim araçlarından hammaddeye, temizlik malzemelerine kadar Türkiye’den taşınıyor.
Büyük kaçışın altında yatan gerçekler ise tanıdık:
Sınır tanımayan emek sömürüsü fırsatları.”

Türkiye’de tekstil sektörü son iki yılda sık sık patronların “Kan kaybediyoruz” ve “Batıyoruz, maliyetlere yetişemiyoruz” açıklamalarıyla gündeme geliyor. Sektör gerçekten de büyük iş kayıplarıyla ekonomik krizin yansıması olarak yorumlanıyor. Patronların en önemli şikâyeti ise iş gücü maliyetleri.

Sektörde yaygın ücret asgari ücret seviyesi. İşverenler 22 bin 104 liralık ücretlerin, sabit kurla ihracat kazançlarının gerisinde kaldığını ifade ediyor. Bu ücretler güncel kurla yaklaşık 520 dolara denk geliyor.

Şirketlerin her açıklamasıyla yeniden gündem olan bir gerçek de “Mısır’a kaçış”.
Sektör temsilcileri burada maliyetlerin dörtte bire düştüğünü ve şirketlerin bu sebeple üretimi Mısır’a kaydırdıklarını ifade ediyor. Gerçekte ise düşen tek kalem, iş gücüne harcanan tutar. Mısır’da asgari ücret güncel kurla 150 dolar dahi değil. Bu, Türkiye’de uygulanan asgari ücretin neredeyse dörtte birine, Türk lirası ile yaklaşık 6 bin 400 liraya denk geliyor.

Milyonların emeğinin hem ulusal hem de uluslararası şirketler aracılığıyla sömürüldüğü Mısır’da, özellikle gençler ve kadınlar hiçbir güvenceleri olmadan çalıştırılıyor.
Mısır’da kayıt dışı çalışma ülke ekonomisinin çok büyük bir parçası.

Çalışanların çoğu sigortasız, güvencesiz, düşük ücretli ve denetimsiz koşullarda çalışıyor. Kadınlar için ev işleri ile tekstil atölyeleri, gençler için sokaklar ve yine tekstil bu yapının merkezinde.

Ülkede resmî iş gücü 33 milyon 750 bin kişi. Uluslararası Çalışma Örgütü ILO’nun 2025 verilerine göre Mısır’da iş gücünün yüzde 67’si kayıt dışı çalışıyor. 2012’de bu oran yüzde 55,9 iken, yıllar içinde Mısır’a yönelişin de artması oranı yükseltti.

Aynı verilere göre ülkede tarım, ticaret ve imalat sektörlerinde iş yerlerinin yüzde 53’ünde kayıt dışılık tespit ediliyor. Ekonomik araştırmaların çoğunda da veriler benzer. Dünya Bankası’nın eleştirilen hesaplama yöntemlerinde dahi Mısır özel sektöründe işçilerin yüzde 70’inden fazlasının kayıt dışı işlerde yer aldığı tahmin ediliyor.

Ülkede en güvencesiz iki yaş grubu, yüzde 90 kayıt dışılıkla 15–29 yaş arası gençler ve yüzde 93 ile 65 yaş üstü çalışanlar.

Mısır’ın tekstil, ev tekstili ve hazır giyim sektörü gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 3’ünü ve sanayi üretiminin neredeyse üçte birini oluşturuyor. Mısır; coğrafi konumu, liman ve kara bağlantıları, pamuk üretimi ve patronları önceleyen düzeniyle yeni yatırımlar için adeta bir cazibe merkezi.

Tekstil sektöründe bu ülkenin öne çıkma sebebi, sektörün emek yoğun yapısı. İnsan gücüne en çok ihtiyaç duyulan sektörlerden biri olan tekstil, bu nedenle maliyetleri daha da düşürüp kârlarına kâr katmak için iş gücünün ucuz olduğu ülkelere yöneliyor.

Ortadoğu ve Kuzey Afrika’ya yönelen yabancı yatırımcıların üçte biri bu yüzden Mısır’ı tercih ediyor. Bu pastadan faydalanmak isteyenlerin başında Türkiye’den giden yatırımcılar geliyor. Arap Baharı’ndan sonra Türkiye ile bozulan ilişkilerin son yıllarda normalleşme eğilimi göstermesi de şirketlere yaradı.

Ülkede küçük ölçekli tekstil atölyeleri kayıt dışılığın ana merkezi iken, dev giyim markaları için taşeron üretim yapan Türkiye’den gelen şirketler de bu Mısırlı KOBİ’leri taşeron olarak kullanıyor. Kimi şirketler ise ülkede dev fabrikalar açarak üretime geçiyor.

Makineleri birer birer söküp Mısır’a kaçan patronlar, hava temizleyicilerini, üretim gereçlerini hatta temizlik malzemelerini dahi Türkiye’den götürüyor. Patronlar için Türkiye ile Mısır’ın en önemli farkı iş gücü maliyeti. Fabrikalarda değişen tek şey yüzler, emek sömürüsü tüm hızıyla sürüyor. Mısır’da 1700’den fazla Türk şirketi, 200’den fazla Türk tekstil şirketi fabrikası var.

……
İşte bu ve buna benzer haberleri son yıllarda hep ulusal basından yazılı ve görsel olarak takip ediyordum.

Yine Konyalı olan, tekstil sektöründe İstanbul merkezli ve Trakya’da büyük yatırımları olan iş adamı dostlarım, abilerim, büyüklerim de var.
Tekstildeki bu patronlarla Konya ve Konyalılar adına hep gurur duydum, duymaya da devam edeceğim.

Ancak sektörü bu samimi insanlara samimi bir şekilde sorduğum zaman, onlar da günü ve mevcudu korumanın artık kârlı olma dönemi olduğunu hep söylediler.
Evet, tekstilde Konyalı iş adamları ihracatta ve İstanbul Ticaret Odası ile Sanayi Odası’nda en yüksek rakamlarla dünyaya mal satan firmalar arasında yer alıyorlardı.
Ama sektörün sıkıntılarını söyleyip, son yıllarda kâr etmek şöyle dursun, mevcudu korumanın dahi büyük başarı olduğundan yakınıyorlardı.

Biz de bu Mısır seyahatimizde Mısır’da bulunan, dahası artık ikinci vatanları Mısır olan Konyalı dostlarımızla buluştuk.
Mesela Konyalı, Çumralı dostumuz Şükrü Ulukaya ile saatlerce Mısır’ı konuştuk.

Mısır’daki Konyalı ve Türk iş adamları, dünyada daralan ekonomik şartları son birkaç yıldır burada da derinden hissetmeye başlamışlar.
Ve sadece Mısır’da kalmayarak önce Afrika’ya yelken açmışlar.
Mısır’da marka olmuşlar.
İkinci vatanları Mısır olmuş.
Çocukları Mısır’da büyümeye, Mısır vatandaşı olarak eğitimden iş dünyasına girmeye başlamışlar.

Peki burası gerçekten iş dünyası için kaçınılmaz bir fırsat, halk deyimiyle bir cennet mi?
Vallahi kazın ayağı hiç de öyle değilmiş.

Mesela Şükrü abimiz, 25 yıldır Mısır’da üretim yapan büyük bir markanın sorumlusu olarak şöyle diyordu:
“İşçi maliyeti ucuz diye hesap yapılırsa çok büyük yanılgı olur. Türkiye’de bir işçi ile yapılan üretim, burada en az üç işçi ile gerçekleşiyor.”

Yani olay ister iktidar yanlısı olsun ister muhalif görüşlü basın yayın organlarının bize pompaladığı gibi bir ekonomi yok burada.
Evet, Mısır gelişiyormuş.
Mısır son yıllarda başta altyapı ve ulaşım olmak üzere çok hızlı büyüyormuş.

Arap sermayesi Mısır’a büyük yatırım yapıyormuş.
Başta Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar olmak üzere turizm sektörüne girmişler.

Yalnız yine Türk iş adamlarından birebir edindiğimiz bilgilere göre, hesapsızca “burası ucuz” diye gelen üreticiler, küçük ya da büyük iş adamları, yanlış adımlarla son bir yılda tekrar Türkiye’ye dönmek için bavullarını hazırlıyorlarmış.

Onun için hiçbir şey dışarıdan göründüğü gibi değil.
Allah var, ben de başta tekstil olmak üzere pek çok sektörde Türkiye’deki ekonomik sıkıntılar nedeniyle Mısır’a fabrikalarını dahi sökerek gelenlerin burada çok rahat ve bol para kazandıklarını sanmıştım.

Tekrar tekrar belirtiyorum:
Kazın ayağı hiç öyle değilmiş.

İşin diğer boyutlarını düşünmek dahi istemiyorum.
Sadece sonuç olarak Türkiye’nin dışında, çok zor ama çok çok zor şartlar altında ekmek paraları için patronundan işçisine çalışan insanlara saygım bir kez daha büyüdü.

Allah onlara güç kuvvet versin, ne diyeyim.
Yolları açık olsun, tuttukları altın olsun.

Mısır’daki Konyalı iş adamlarına, üst düzey yöneticilerine bir kez daha kucak dolusu selam ve saygılarımızı sunuyorum.

……………

GÜNÜN OKKALI SÖZÜ
Gizlilik büyük güçtür; insanlar bilmedikleri şeyleri mahvedemezler.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ
Dondurucu soğuk ve olumsuz şartlarda, bizlerden çok daha zor durumdaki başta insanlarımız olmak üzere canlılara biraz daha yürekten yaklaşmayı becerebildiğimiz zaman daha iyi adam oluruz.

Yorumlar
Z
Ziyaretçi 1 ay önce
Mısır la yattık mısır la kalktık karnımız doydu bu ne kardeşim keyfin mısır a gitmek çekmiş Bulmuşsun bir gonyalı Mısır ı kötülüyor madem kötü şartlar varda 25 yıldır orda niye yaşıyormuş üstelik birde mısır vatandaşı olmuş kazın ayağı öyle değilmîş cak cek Türkiye den tekstilciler sadece ışçilik maliyetı düşük olduğu için gitmiyorlar gene sallama haber yapmışsın ozteke en büyük etken enerji maliyetleri , lojistik vergi vs Tekstilci
BEĞENME
0
CEVAPLA
Z
Ziyaretçi 1 ay önce
Abim be helal olsun sana ne güzel geziyon, ben bir emekli olarak anca pencereden dışarı seyrediyom
BEĞENME
0
CEVAPLA
Z
Ziyaretçi 1 ay önce
@Ziyaretçi yav yazılacak çok şey varda.... ugur ozteke gazeteci değil tam siyasetçi olmuş
BEĞENME
0
Z
Ziyaretçi 1 ay önce
İş adamları topuklamış desene : ) Cumhurbaşkanımız ekonomide rekorlar kırıyoruz derken onlar niye gitti ki acep?
BEĞENME
0
CEVAPLA
Z
Ziyaretçi 1 ay önce
piramitlere görmeye
BEĞENME
0
Z
Ziyaretçi 1 ay önce
@Ziyaretçi gene sallamışsın ozteke sınır tanımıyon hay masallah emekli ayaklarıyla millete lafonten masalları anlatmaya devam Allah aşkına samimi olun samimi
BEĞENME
0
Z
Ziyaretçi 1 ay önce
Yazarın "müteferriç" sıfatıyla dertlerini milattan önceki yıllara gömme hayaliyle başladığı bu yazı, aslında ekonomik bir seyahatnameden ziyade, Piramitlerin gölgesinde bir "ahbap-çavuş" güzellemesi tadında. Pergelin sabit ayağını Konya’da unutup diğer ayağıyla Mısır’da dolanan yazarımız, ulusal basından kopyaladığı "sınır tanımayan emek sömürüsü" haberleriyle, Konyalı iş adamlarına duyduğu "yürekten sevgi" arasında ilginç bir duygusal şizofreni yaşıyor bence
BEĞENME
0
CEVAPLA
Z
Ziyaretçi 1 ay önce
@Ziyaretçi Diyarbakır’ın Kocaköy ilçesinde geçen günlerde yapılan bir yol kontrolü sırasında yüklü miktarda uyuşturucuyla yakalanan eski AKP Kayapınar İlçe Başkanı Servet Can tutuklandı.
BEĞENME
0
Z
Ziyaretçi 1 ay önce
@Ziyaretçi piramitlerin içine girme dede sakın biz gittik daracık kapalı koridorlar saatlerce yürüyorsun havasızlık sonunda g...t kadar oda firavunun mezar odasi var milleti böyle senin gibi gaza getiriyorlar dede
BEĞENME
0
Z
Ziyaretçi 1 ay önce
Muasır medeniyetler, Cumhuriyetimizin ilk yılları, 1980-1990 lar kapalı ekonomiden çıkıp, hamle dönemlerimiz gibi, sanayi ve tarımsal gelişmeyi birlikte planlayıp, uyguladılar. Bilgi teknolojik gelişimi getirdi. Olmayan topla penaltı çekmeye çalışmadılar. Dolayısı ile bizim 5 katımızı kazanıp, 5 kat daha konforlu, güvenli, itibarlı ve ucuz hayat geçiriyorlar. Syg. OOGUZ
BEĞENME
0
CEVAPLA