RİSK ALMADAN KAZANACAĞINIZI DÜŞÜNMEYİN
Risk almak: bir hedefe ulaşmak ya da bir değişim yaratmak için belirsizliği göze alarak adım atmaktır. Başarının da başarısızlığın da mümkün olduğunu bilerek, mevcut rahat alanın dışına çıkmayı kabul etmektir. Hayatımız boyunca riskin olmadığı bir yaşam sürülemeyeceği gerçeği, “armut piş ağzıma düş” mantığının insanlığa büyük kayıplar yaşatacağını gösterir. Kolay yoldan kazanma beklentisi insanın ilerlemesini engeller ve yaratıcılığını köreltir.
Cehalet denizinde boğulmamak için bazen kaybetmeyi göze alarak risk almak gerekir. Bilinçli bir adım, sonunda kayba uğrama ihtimalini de hesaba katarak atılan adımdır; ama bu adımı atmayanlar hiçbir yere varamaz. İnsanoğlu, her geçen günü belli sıkıntılara göğüs gererek geçirir; çünkü amacı olmayan bir yol yürünmez. Hedefe varmak için yürürken karşılaşılan engellerin varlığı, başarı yolunun doğasında mevcuttur ve bu engelleri aşmaya çalışmak kişiyi olgunlaştırır, tecrübe kazandırır.
Ulaşmak istediğin hedefe ilerlerken belli riskleri göze almak, o yaşantının boşa gitmeyeceğinin önemli bir göstergesidir. Eğer karşılaştığın zorluklarla baş edemeyeceğine inanırsan, hayat senin için çekilmez olur. Bu yüzden engellerle mücadeleden vazgeçmemeli; girdiğin savaştan zaferle çıkacağına dair inancı zihninde canlı tutmalısın. Kazanacağına inanmadığın bir savaşa girmek, yaşamın boyunca atılmış yanlış bir adım olacaktır; hazırlık yaptığın her imtihanda kaybetmenin tek görünür sebebi olarak gösterilecektir. Hazırlandığın işe yürekten inanmazsan, emeklerin boşa çıkma ihtimali artar ve motivasyon kaybı ortaya çıkar.
Seni yükselteceğine inandığın bir hayalin peşinden gitmene birilerinin engel olmasına izin verme; kara bulutlar güneşini kesmesin. Bahsettiğim durumların seni olumsuz etkilemesine izin verme; her türlü riski alarak hayatında deneyimlerin tamamını yaşa. Hayat, deneyimle öğrenir; deneyimin içinde ise riskler kaçınılmazdır. İnsan, hata yaparak da öğrenir; hata ve zorluklar, insanı daha güçlü kılar. Deneyimler olumlu sonuç vermeyebilir ama her deneyim bir öğretidir ve insanı daha hazırlıklı hale getirir.
Önümüze çıkarılan zorlukların korkutamayacağını, başarılarımıza göz kapatanlara şu sözle cevap veririz: “Demirden korksa idik, trene binmezdik.” Bu cümle, hayatın belli başlı risklerinin olduğunu ve aşılmayacak engel bulunmadığını anlatır. Sözün özü, cesaret etmeden yol beklemenin anlamsız olduğudur. Tren yolculuğunu reddeden biri asla bir yere varamaz; yol almak istiyorsan önce trene binmesi gerekir.
İnsanoğlunun hayatında başarısız görülen bireylerin “engelli” olduğu yönündeki önyargıyı paylaşmadan geçemem. Çocukluğumdan beri etrafımda benim boş işlerle uğraştığımı düşünenler oldu; ben ise bu bilinçsizliği kırmak için gayret gösterdim. Başarabildim mi bilmiyorum; ama her anımda insanların mantıksız düşüncelerle sınırlı kaldığını gözlemledim. Zihinlerini esarete alan mantıksızlığın peşinden gidenler, karanlıkla baş başa kaldılar. Bu yüzden toplumun bakış açısını değiştirmek, bireyin mücadele azmini desteklemekle mümkündür. Etrafımızdaki desteği artırmak, cesaret edenlerin sayısını çoğaltır ve toplumsal dönüşümü hızlandırır.
Hayatta yenilgiyi kabul etmeyenlere “yolun yanlış” diyenler, tehlikeli sularda yüzdükleri bilincini aşıladıkları için bazen kazanma gayreti içinde olanları vazgeçirebilirler. Oysa engeller karşısında teslim olmayacak kişiler, bir kere pes etmeyi kabullenirse sonraki her girişiminde de pes etmeleri beklenecektir. Bu tehlikeli bir sarmaldır; çünkü bir defa teslim olmak, zincirin diğer halkalarını da getirir. Bu nedenle alınan risklerin bazıları başarısızlıkla sonuçlansa da kaderimizi mantıksız fikirlerin çizmesine izin vermeyelim. Azim, ısrar ve dirençle yolumuza devam etmeliyiz; bu değerler, başarının temel taşlarıdır.
Risksiz bir yaşam sürmeyi tercih edersek küçümseneceğimizi düşünmemeliyiz; yüzleşmekten korktuğumuz gerçekleri görmezden gelmemeliyiz. Her anımızı kendi düşüncelerimizi insanlarla paylaşarak geçirelim; engelliler de bu hayatta var olan bireylerdir ve insanlığa sunacakları değerleri vardır. Hatalarımız olabilir, yanlışlarımız olabilir; ama bu durumlar aleyhimize kullanılmamalı. Yapıcı destekle hatalarımızı düzelterek fikirlerimizin insanlık için değerli olduğunu kabul etmek, hayatı kolaylaştıracak ilk adımdır. Eleştiri, yıkmak yerine inşa edici olmalıdır.
Engellilerin başarılarını görmezden gelmek yerine, aldıkları risklerin onları nerelere götüreceğini takip edin; onların hayata küsmelerinde pay sahibi olmayın. Unutmayın ki insan yaşamında hiçbir risk boşa alınmaz; bir hedefe ulaşmak için konulan çaba, sonuç hüsran olsa bile o yol kişiyi olgunlaştırır. Her savaşın bir galibi vardır; galip, cehaletin zincirlerini kırmak için gayret göstermekten çekinmeyenlerdir. Bu galipler, sırf cesaret ettikleri için dünyayı değiştirebilirler; bizler de onların yanında olmalıyız ve onların hikâyelerini duyurmalıyız.
Son olarak söylemek isterim ki; risk almak kişisel bir tercih değil, yaşamın gereğidir. Alınan her risk, ister başarıyla sonuçlansın ister başarısızlıkla, kişiye yeni ufuklar açar. Bizim görevimiz, risk alanların yanında durmak, onları desteklemek ve toplumdan gelen olumsuz yargıları kırmaktır. Böylece daha çok insan cesaret eder, daha çok hayal gerçeğe dönüşür ve daha adil bir dünya kurulmasına katkıda bulunuruz.