HAVAİ FİŞEKLİ DANSÖZLÜ YILBAŞILARINI İZLİYOR MUSUNUZ?
Yeni yılın ilk hafta sonu…
Siz değerli okurlarımıza ne söz vermiştik?
Cumartesi yazılarımızda yöneticilerimizi, büyüklerimizi, okurlarımızı üzmeyeceğiz; rahat yazılar yazacağız, küçük küçük notlardan kendimize ders çıkaracağız.
İnşallah bu yıl da her hafta sonu nasip olursa bu sözümüze sadık kalabiliriz.
O zaman yeni yılın ilk hafta sonu yazısına başlayalım.
Yılbaşı günü perşembe akşamı ekranlara bakmaya çalıştım.
Gazeteleri okumaya çalıştım.
Haber sitelerinde, sosyal medyada dolaştım.
Dünyanın her yerini anlıyorum.
Ve dünyanın yılbaşı kutlamalarında da özellikle havai fişeklerden, yanıcı maddelerden kiliseler yandı; eğer doğruysa onlarca insan yanarak öldü.
Biz de sık sık şu zıkkım patlayıcılar ve havai fişekler nedeniyle hem okurlarımıza yalvarıyoruz hem de büyüklerimizden bunların satılmaması, satılanların da kontrollü satılması için adeta yalvarıyoruz.
Yılbaşı kutlamalarında Türkiye’ye baktığımız zaman;
Maşallah kayak merkezlerinde yer yok.
Hepsi aylar öncesinden rezerve edilmiş.
İstanbul başta olmak üzere büyükşehirlerde en lüks oteller silme dolu, herkes eğleniyor.
Ve bizim Konya…
Vallahi bizim eğlence merkezleri, oteller de dolu.
Öyle ki bu sütunlarda yazmıştık:
Yılbaşı biletlerinin fiyatları asgari ücretten bile fazla diye.
Ve biz de saat 24.00’ü gösterdiğinde Sille’de bile nasıl havai fişeklerin atıldığını üzülerek izliyorduk.
Sonuçta günahtı, sevaptı, alıştık, değiştik, geliştik derken her yıl bu işler azalmıyor, çoğalıyor.
Yılın ilk günü milliyetçi muhafazakâr bir abimle sohbet ederken ikimiz de çocuklarımızın ve torunlarımızın geleceğinden korkuyorduk.
Siz evde yavrularımıza ne eğitim vermeye çalışırsanız çalışın, nasıl uyarılarda bulunursanız bulunun; sonuçta sokakta, okulda, spor salonlarında ne yaşanıyorsa ne acıdır ki bizim evlatlarımız da sizin evlatlarınız da bu işten az ya da çok nasiplerini alacaklar.

Dua edeceğiz, başka hiçbir şey yapamayız, yapamayız, yapamayız.
Sonra dün yine haberleri izlerken kimi doğrudan, kimi dolaylı olarak yeni zam haberleri vardı.
Siz bunlara şaşırdınız mı?
Elbette ki hiç kimse şaşırmadı.
Ama en çok konuştuğumuz ve korktuğumuz yeni trafik cezaları oluyordu.
Yeni yılda herhalde yine en çok trafik cezalarını konuşacak gibiyiz.
Bir başka bildiğim acı gerçek de biz çalışanların yeni yılda yine en çok vergi veren kesim olmaya devam edeceğidir.
………………
KONYA’DA
YILBAŞI
Yılbaşı gecesi için benim baktığım pencere ise farklıydı.
Çok şükür can sıkan, Türkiye’de ulusal basına yansıyan olumsuz bir haber çıkmadı.
Ne can yakan trafik kazası,
Ne yürek yakacak bir terör girişimi,
Ne de en küçük ihtimal alkollü bir sürücünün yapabileceği saçmalıklar…
Çok şükür bunların hiçbiri olmadı; Konya yılbaşı akşamına ulusal basına kötü örnekleriyle girecek bir haberle yansımadı.
Peki güzellik olarak neler vardı?
Bırakın sokakta, kaldırımda, caddede görmeyi; servis edilen haberlere dikkatlice bakarsanız çok anlamlı kareler vardı.
Başta Sayın Valimiz İbrahim Akın Bey olmak üzere, Emniyet Müdürümüz Maksut Yüksek Bey, Büyükşehir Belediyesinin kar ve don ile mücadele ekiplerinden temizlik işçilerimize kadar, sağlık çalışanlarından nöbetçi olarak görev başındaki sivillerimize kadar şehir tek kelimeyle alarmdaydı.
Basına yapılan fotoğraf servislerinden birinde ise Konya’da göreve başladığı ilk günden bu yana “DEVLET BABA” olarak samimiyetine, güler yüzüne dikkat çektiğimiz Sayın Valimiz İbrahim Akın Bey’in fotoğraf karesi vardı.

Allah şahit, ben çoğunluk gibi geride kalan yıl şöyle kötüydü, yeni gelen yıl şöyle iyi olacak gibi kafalardan değilim.
Hayat felsefem de hastane ve hapishane olmadığı sürece benim için, bizim için, sizin için, hepimiz için her gün, her ay ve her yıl iyidir, en iyisidir.
Bu yüzden de çoğunluğun ifade ettiği gibi 2026 yılının millet olarak 2025’ten çok daha iyi olacağına inananlardanım.
………………
KONYA MERKEZDE
YOKTU AMA DAĞLAR
BEYAZA BÜRÜNMÜŞTÜ
Yeni yılın ilk gününde Konya merkezde sabahın ilk saatlerinde hava aydınlanmaya başlarken, yüksek kesimlerde bir iki santim kar olsa da gizli buzlanmalar trafikteki insanlarımız için tehlikeliydi.
Biz de Konya nasıl olsa gece sabaha kadar eğlendi, öğlene kadar da yatar diyerek gün ağarırken şehir merkezini terk ettik.
Kendimizi dağlara vurduk.
Zaman zaman sisli, zaman zaman ise karla kaplı zeminde Toroslar’ın tepelerine ulaşmaya çalıştık.

Bozkır, Hadim ve Taşkent merkez de dâhil olmak üzere karla buluşmuştu.
Buradaki insanlarımızla da sohbet ettik; kar vardı ama genel anlamda bölge insanımız bu kar yağışının yeterli olmadığını söylüyordu.
Duamız, hiç değilse ovanın ve dağların karla buluşması ve nasip olursa inşallah baharın gelmesiyle karların eriyerek şehrimizin susuzluk tehlikesine ilaç olmasıdır.
…………….
ZAFER SAMANCI’YA
HAYIRLI OLSUN DEDİK
Bizim yerel basının çilekeş isimlerinden, yıllar önce benim yanımda mesleğe başlayan, bugün de Habertürk’ün Konya temsilcisi olarak çalışan kardeşim Zafer Samancı’ya yeni yerinde hayırlı olsun ziyaretinde bulundum.

Zafer’in yeni ofisi hoşuma gitti, hayırlı uğurlu olsun.
Yerel basın, ulusal basının yereldeki temsilcilerinin çektiği çileleri yine biz bize, kendi kendimize konuştuk, çıkış aradık.
Bence çıkış şu anda görünmüyor.
Belki ülke için tünelin sonunda ışık görünüyor ama bizim meslek için o tünelde şimdilik ışık yok.
…………………
GÜNÜN OKKALI SÖZÜ
Umut; hiç bitmeyen bir bahar mevsimidir. İçine kar da yağar, fırtına da kopar ama çiçekler hep açar.
NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Bu mevsimlerde özellikle sabah ve akşam saatlerinde gizli buzlanmaya dikkat ederek, ana cadde ve yollarda belirtilen hız limitlerinin dahi altında gitmeye çalıştığımız zaman daha iyi ADAM oluruz.