Fast Food’a Karşı Tencere Yemeği
Obezite, bireysel bir sağlık sorunu olmaktan çıkıp dünya genelinde hızla büyüyen bir halk sağlığı krizi haline gelmiş durumda. Obezite genel olarak bedenin yağ kütlesinin yağsız kütleye oranının aşırı artması sonucu boy uzunluğuna göre vücut ağırlığının arzu edilen düzeyin üstüne çıkması olarak tanımlanıyor.
Bilindiği üzere beslenme; anne karnında başlayarak yaşamın sonlandığı ana kadar devam eden yaşamın vazgeçilmez bir ihtiyacıdır. İnsanın büyümesi, gelişmesi, sağlıklı ve üretken olarak uzun süre yaşaması için gerekli olan besin öğelerini yeterli ve dengeli miktarda alıp vücutta kullanabilmesidir.
Günlük alınan enerjinin harcanan enerjiden fazla olması durumunda, harcanamayan enerji vücutta yağ olarak depolanmakta ve obezite oluşumuna neden olmaktadır. Buna paralel olarak, günümüz teknolojisindeki gelişmeler, yaşamı kolaylaştırmakla birlikte, günlük hareketleri önemli ölçüde sınırlamıştır.
Obezite; besinlerle alınan enerjinin (kalori) harcanan enerjiden fazla olması ve fazla enerjinin vücutta yağ olarak depolanması (%20 veya daha fazla) sonucu ortaya çıkan, yaşam kalitesini ve süresini olumsuz yönde etkileyen bir hastalık olarak kabul edilmektedir.

Obeziteye neden olan etmenler tam olarak açıklanamamakla birlikte aşırı ve yanlış beslenme ve fiziksel aktivite yetersizliği obezitenin en önemli nedenleri olarak kabul edilmektedir. Bu faktörlerin yanı sıra genetik, çevresel, nörolojik, fizyolojik, biyokimyasal, sosyo-kültürel ve psikolojik pek çok faktör birbiri ile ilişkili olarak obezite oluşumuna neden olmaktadır.
Tüm dünyada özellikle çocukluk çağı obezitesindeki artışın sadece genetik yapıdaki değişikliklerle açıklanamayacak derecede fazla olması nedeniyle, obezitenin oluşumunda çevresel faktörlerin rolünün ön planda olduğu kabul edilmektedir.

Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Hacettepe Üniversitesi iş birliği ile 2022 yılında yapılan Türkiye Çocukluk Çağı Obezitesi Araştırmasına göre;
Çocukların sağlıklı, yeterli ve dengeli beslenmemeleri; zayıflık, bodurluk, fazla kiloluk ve obezite gibi farklı sağlık sorunlarının ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Dünyada; beş yaş altı çocuklarda fazla kiloluk ve obezite 2000 yılında 33 milyon iken 2022 yılında 37 milyona çıkmıştır. Bu sayılardan da görüldüğü gibi beş yaş altında beslenme sorunları tüm dünyanın önemli bir sorunu olmaya devam etmektedir.
Geçmişte yüksek gelirli ülkelerin sorunu olarak görülen obezite, düşük ve orta gelirli ülkelerde de artmaktadır. Afrika’da beş yaş altı fazla kilolu çocukların sayısı 2000 yılından bu yana yaklaşık %23 artmıştır; fazla kilolu ya da obez olan beş yaş altı çocukların neredeyse yarısı Asya’da yaşamaktadır.
Fazla kiloluluk ve obezite beş yaş altı çocukların yanı sıra 5-19 yaş grubunda da giderek artmaktadır. Dünyada 2022 yılında 390 milyondan fazla 5-19 yaş arası çocuk ve ergen fazla kilolu olup, bu yaş grubunda fazla kiloluluk 1990 yılında %8 iken 2022 yılında %20’ye yükselmiştir.

Çocukluk ve ergenlik döneminde fazla kilolu ve obez olmak diyabet ve kalp-damar hastalıkları risklerini yükseltmektedir. Çocukluk ve ergenlik çağı obezitesinin olumsuz psikososyal sonuçları vardır; damgalama, ayrımcılık ve zorbalıkla birlikte okul performansını ve yaşam kalitesini etkilemektedir. Obez olan çocukların erişkin yaşamlarında obezitenin devam etme olasılığı çok yüksek olup, bulaşıcı olmayan hastalıkların görülme sıklığının da artmasına neden olmaktadır.
Türkiye’de ilkokul 2. sınıf öğrencilerinin %74,8’i spora vakit ayırmıyor. İlkokul 2. sınıf öğrencilerinin %19,3’ü haftada “1 saat ve altında” ve %5,0’i haftada “2-7 saat arasında” spora vakit ayırıyor.
İlkokul 2. sınıf öğrencilerinin ortalama hafta içi oyun oynama süreleri 2 saat 41 dakika olarak tespit edilmiş.
İlkokul 2. sınıf öğrencilerinin hafta içi elektronik cihazlarla geçirdikleri süre ortalama 1 saat 47 dakika; hafta sonu için ortalama süre 2 saat 50 dakikadır.
Türkiye çocukluk çağı çalışmasından elde edilen verilerin değerlendirildiğinde 7-8 yaş grubu çocukların %3,6’sı zayıf (boya göre düşük kilolu), %74,0’ı normal, %12,5’i fazla kilolu ve %9,9’u obezdir.
Dünya Sağlık Örgütü(DSÖ), fazla kiloluluk ve obeziteyi birlikte değerlendirmektedir. DSÖ önerisine göre Türkiye’de fazla kiloluluk dâhil obezite %22,4’tür. Fazla kiloluluk dâhil obezite sıklığı en yüksek %25,3 ile Ege ve %24,5 ile Batı Marmara Bölgelerinde, en düşük ise %21,5 ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndedir.
Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre; dünyada 1,9 milyar fazla kilolu ve 650 milyon obez birey bulunuyor. Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’nün (OECD) verilerine göre en fazla obezitenin görüldüğü ülkeler sıralamasında ABD birinci Türkiye ise ikici durumda. Avrupa ülkeleri arasında birinci durumdayız.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), obeziteyi en riskli 10 hastalıktan biri olarak kabul ediyor ve obezitenin kanserle yakın ilişkisi olduğunu belirtiyor. Türkiye'nin de değerlendirildiği Dünya Obezite Atlası’nın 2030 yılı Avrupa obezite tahminleri bölümünde Türkiye yüzde 19’luk oranla birinciliği Macaristan ve Hırvatistan ile paylaşıyor.