KONYA’DA KITLIĞIN TARİHİ VE MHP Lİ VEKİLLERİN “SU” UYARISI
Bugün önce yorumsuz bizim belki de geleceğimizi yok edecek konuya, aman ha paraya zenginliğe lüks süper lüks konutlara son model otomobillere filan değil zengini ile fakiri ile bizi bekleyen gerçeğe dikkat çekmek istiyorum.
Ama yorumu en sona bırakacağım,
Önce şu yaşanmışlıklara TBMM de söylenen cümleleri gelin birlikte bir okuyalım.
……………
KONYA’DA KITLIK
Konya vilâyetinin, 19. yüzyılda sık sık kuraklıkla karşı karşıya kaldığı, hatta bazı senelerde bu kuraklık yüzünden ortaya çıkan kıtlığın bir faciaya dönüştüğü bilinmektedir. Çok sık tekrar eden bu durum, bölgenin coğrafî konumu, bitki örtüsü, iklimi ve toprak yapısından kaynaklanmıştır.
Kıtlık, 1870’li yıllardan itibaren Konya’nın elli yıllık dönemini derinlemesine etkileyen bir afettir.
İLK OLARAK 1290 YILINDA ÇIKAN KITLIK KONYA VİLAYETİNDE KIRK BİNE YAKIN İNSANIN AÇLIKTAN ÖLMESİNE SEBEP OLMUŞTUR.
Konya 873 yılında büyük bir kuraklık tehlikesi ile baş başa kalmış;
1290 (H.) kıtlığı denilen bu yıl, halk aç ve çaresiz sokaklara dökülmüştür.
Konya Valisi Sakızlı Ahmed Esat Paşa ile Mahmud Sadreddin Çelebi'nin halkın yanında yer alması, yardımına koşması, Dergâha saygıyı daha çok arttırmıştır.
Ayrıca kıtlık dolayısıyla başta Ankara ve Adana Vilayetlerinden olmak üzere dışarıya deniz yoluyla yiyecek satılması yasaklanmıştı. Bu arada Bağdat’tan alınacak yiyecek, gümrük vergisinden de belli bir süre muaf tutulmuştu. Bu durum, kıtlığın sadece Konya ve çevresini değil; güneyi, kuzeybatısı ile Anadolu’yu kasıp kavurduğunu göstermektedir.
……………..
Konya Ovası’nın nüfusu, sahip olduğu geniş araziyi işlemeye kafî gelmediği için, her sene binlerce hektar arazi işlenemeyip boş kalmaktaydı.
Meselâ 1909 senesinde Konya Merkez kazasında bulunan 710 bin hektar arazinin ancak 147 bin hektarı ekilebilmiş, geri kalan 563 bin hektarı boş kalmıştır. Kaldı ki; hâlâ ilkel yöntemlerle ziraat yapılan bölgede, gereken verim de alınamamaktaydı.
Kıtlıktan sonra bol yağmurla birlikte toprak yeniden canlanmış ve bir rahatlama olmuştur. Yıllar süren kıtlık, çekirge vb. afetler, halkın tutumu ve davranışları üzerinde de etkili olmuştur.
…………….
1873 kıtlığı henüz atlatılmamışken bu kez de Konya civarını 1891’de, “dolu vurur.”
Köylerdeki ekinler hasara uğramıştır.
Halkın vergi verecek gücü kalmaz.
……………
1898’de Konya’da tekrar kıtlık olur.
Halk yardıma muhtaç hale gelir.
Buna karşı alınan tedbir; vergi mükelleflerinin kıtlık yılına kadar, önceki yıllardan kalan borçlarına kesilen cezadan affıdır.
…………..
1303 (1887) KITLIĞI
19. yüzyılda Konya ve havalisinde görülen kıtlık hadiseleri içinde en şiddetlisinin 1887 yılında yaşandığı anlaşılmaktadır.
Bu hadise Rumî tarihte 1303 senesinde meydana geldiğinden, halk arasında "1303 KITLIĞI'' adıyla nam salmıştır. 1886-1887 kışının çok kurak geçtiği anlaşılmaktadır.
Geliyorum diyen felaketi çok önceden fark-eden ve 1887 Mayıs ayı başlarından itibaren Dahiliye Nezareti'ne başvuran Konya Valisi Mehmet Said Paşa, ilerisi için bir ihtiyat tedbiri olmak üzere, kuraklığın nispeten daha az görüldüğü Teke, Burdur ve Hamid sancaklarından dışarıya zahire çıkarılmasının yasaklanmasını istemiştir.
30 Mayıs tarihinde konuyu görüşen Meclis-i Vükelâ, bu talebi yerinde bularak onaylamıştır. İngiltere'nin Edinburgh Üniversitesi'nden mezun olup, çok iyi İngilizce konuştuğundan, halk arasında İngiliz Said Paşa adıyla tanınan ve bugünkü hükümet konağını yaptıran Said Paşa'nın bu teşebbüsü sonunda Konya sancağına göre hasat mevsimi daha erken başlayan Antalya Burdur ve Isparta sancaklarından dışarıya zahire çıkarılması önlenmiştir.
…………….

Kış mevsiminin çok sert geçmesi ve ilk kar fırtınası ile beraber yolların kapanması halinde, 1290 kıtlığına benzer bir felaketin yaşanmaması için Meclis-i Umûmi'nin toplanarak, olağanüstü bazı tedbirleri alması kararlaştırılmıştır.
………….
O dönem Meclis-i Umûmi’nin aldığı kararlardan bazıları şöyledir:
a. Pek düşkün olan vatandaşların hisseleri, servet sahibi olanların fazladan verecekleri paralardan borçlandırılmak şartıyla, Konya sancağından hâne başına ikişer mecidiye toplanılarak, bir kıtlık fonunun oluşturulması,
b. Şehirdeki menafi sandıkları ile Maarif sermayesi olarak (Osmanlı) Bankası’nın Teke ve Konya şubelerinde tutulan paranın da bu fona dahil edilmesi,
c. Kıtlık Komisyonu'na teslim edilecek olan bu fon ile dahilden veya hariçten zahire ve un satın alınması.
d. Konya Meclis-i Umûmisi tarafından alınan bu kararların, diğer sancaklarda da emsal kabul edilerek uygulanabilmesi için mutasarrıflara bilgi vermesi.
Sadrazam Kamil Paşa'nın da onayını alan bu kararlar, aynı tarihte kaleme alınan bir belge ile Saray'a arz olunmuş ve Padişah II. Abdülhamid tarafından da onaylanmıştır.
………………
Bu tarihi felaketlerle sizi yormayacağım.
Mesela;
Tohumsuzlukdan dolayı 250’yi aşkın köy tarım yapamamış, yiyecek ihtiyaçlarını temin etmek için hayvanlarını pazara dökmüştür. Hayvanlar yok pahasına satılarak, kesilmiş ve et fiyatları oldukça düşmüştür.
…………….
Sulanabilen alanlara dahil olmayan köylerdeki hayvanların, mahvolmaktan kurtulması için, bu hayvan sahiplerine yardım edilmesi, bazı kolaylıkların gösterilmesi gerektiği 1927’de Oda Meclis’inde görüşülüp kararlaştırılmıştır. Ayrıca saman ve ot satanların ilanı ile Odaca, saman ve ot ticaretinin teşviki kararlaştırılıp, durum Ziraat Bakanlığı’na bildirilmiştir. Ancak yine de “köy göründüğü” halde, 1933 şartlarına gelinmiştir.
……………….
Bunlara inanmayanlar ya da merak edenler tarihe girip şöyle bir göz attıklarında hepsini daha geniş olarak göreceklerdir.
………….
Hemen günümüze geliyoruz.
KONYA OVASI’NIN DURUMU VAHİM
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda Tarım ve Orman Bakanlığı 2026 yılı Bütçesi görüşmelerinde gündeme dair konuştu. Kalaycı, "KONYA OLARAK ÇOK DERTLİYİZ, KONYA OVASININ DURUMU VE GİDİŞATI ÇOK VAHİM" dedi.

Kalaycı “Konya olarak çok dertliyiz,
Konya ovasının durumu ve gidişatı çok vahim
Konya ovasının durumu farklılık arz etmektedir. Bereketli Konya Ovası kuraklık, iklim değişikliği ve kontrolsüz sulama nedeniyle büyük tehlike altındadır.
Durum ve gidişat gerçekten çok vahimdir. Eğer böyle giderse, gelecekte “Konya Ovası” diye bir ova kalmayacak, tahıl ambarı Konya’da tarım yok olacak, içme suyu dahi bulunamayacaktır.
Konya’nın yüz yıllık rüyası olan KOP projesinin kilit tesisleri yıllar önce yapılmakla birlikte
13 SENE ÖNCE AÇILAN MAVİ TÜNEL’DEN HÂLÂ TARIMSAL SULAMA AMAÇLI SU VERİLEMEMEKTEDİR.
Akşehir gölümüz kurumuş, Beyşehir Gölümüz de çok ciddi risk altındadır, suları epeyce çekilmiştir.
Yer altı suyuna ulaşmak için açılan kuyular artık 400 metrenin üzerine çıkmıştır.
Konya Ovası sıklıkla oluşan obruklar ve yarıklarla yıllardır alarm vermektedir.
Allah muhafaza, yerleşim birimleri dahi göçük tehlikesi altında bulunmaktadır.
HAVZA DIŞI KAYNAKLARDAN İVEDİ OLARAK SU GETİRMEK ZORUNDAYIZ.
Konya Ovası’na Ermenek Barajı’ndan, Manavgat çayından, Hirfanlı Barajı’ndan, Fırat Nehri’nden ve diğer imkânlardan bir an önce su getirilmelidir. Bu konuda yıllardır çalışma yapılmakla birlikte henüz uygulamaya konulan bir proje yoktur.
BAŞKA ÜLKELERDEN, BİNLERCE KİLOMETREDEN PETROL, DOĞAL GAZ GELİYORSA DENİZİN ALTINDAN KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ’NE SU GÖTÜRDÜYSEK KONYA OVASI’NA DA HAVZA DIŞINDAN SU GETİRİLMELİDİR. Hiç kuşku yok ki su petrolden daha da önemlidir.
Hiç olmazsa, kışın denizlere boşa akıp giden suları Konya Ovası’na çevirerek yer altı sularımızı ve göllerimizi beslememiz gerekmektedir.
…………….
VE BİR DİĞER MHP KONYA
MİLLETVEKİLİ KOÇAK’TAN
KONYA OVASI ALARMI
MHP Konya Milletvekili Milli Savunma Komisyonu Üyesi, Avrupa Birliği Uyum Komisyonu Üyesi, Türkiye - Avrupa Birliği Karma Parlamento Komisyonu Eş Başkan Yardımcısı Sayın Koçak, kuraklık tehdidi altındaki Konya Ovası için dış havzalardan su transferi çağrısı yaparak “HAVZA BAZLI PLANLAMA TERCİH DEĞİL ZORUNLULUKTUR” dedi.
“KOP PROJESİ BİR AN ÖNCE TAMAMLANMALI”
KOP Projesi ile ilgili yaptığı değerlendirmede, su kaynaklarının giderek azaldığına dikkat çeken Milletvekili Koçak,
“Konya merkezli 8 şehrimizi kapsayan KOP bölgesindeki nüfusun büyük bölümü için en başta gelen ekonomik faaliyet tarım olagelmiştir.
Bize göre tarım sadece bir ekonomik faaliyet değil, millî güvenliğin, toplumsal istikrarın, çevresel sürdürülebilirliğin ve insan sağlığının temel unsurlarından biridir.

SU KRİZİNE KARŞI HAVZA BAZLI PLANLAMA ÖNERİSİ
Tarım sektöründeki sorunların giderilmesi, tarım üretiminde kendine yeterlilik ve tarımsal ürünlere sürdürülebilir erişimin temin edilmesi gibi hususların gıda güvenliği açısından büyük önem taşıdığı bu krizler neticesinde daha iyi anlaşılmıştır. Ne var ki çiftçilerimiz zorlanmakta, tarım sektörümüz bazı yapısal sorunlarla yüzleşmek durumundadır.
Tarım için hayati önem taşıyan su kaynaklarımız giderek azalmaktadır. Suyun büyük bölümünü tarımda tüketen bir ülke olarak havza bazlı planlama artık bizim için bir tercih değil, zorunluluktur.”
………………..
Şimdi izninizle iki satır yorum yapabilir miyim?
Bu düşüncelerimin de iktidar yanlısı ya da muhalefet olmakla uzaktan yakından alakası yok.
Kıtlık Türkiye’nin kapısında olduğu gibi Konya bu felaketin göbeğinde.
Bunu zaten tarih yazıyor.
Allah korusun bir felaket önümüzde.
Yıllardır “SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZA KOP OLDU DA BİTTİ MAŞALLAH.
OVA SUYA DOYDU” diyen siyasiler eğer iki Sayın MHP li vekilin TBMM de Devletin milletin kürsüsünde canlı yayında dedikleri YALAN ya da YANLIŞ ise Allah rızası için bir ses verin.
Doğru ise de Sayın Cumhurbaşkanımıza yalan söylemekten vazgeçin artık ve utanın,
Bakın ben demiyorum Sayın Devlet Bahçeli’nin çok değer verdiği Konya ve Türkiye hatta Türkiye dışında çok önem verdiği iki güzel insan TBMM de diyorlar ki
“13 SENE ÖNCE AÇILAN MAVİ TÜNEL’DEN HÂLÂ TARIMSAL SULAMA AMAÇLI SU VERİLEMEMEKTEDİR.”
……………….
“DENİZİN ALTINDAN KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ’NE SU GÖTÜRDÜYSEK KONYA OVASI’NA DA HAVZA DIŞINDAN SU GETİRİLMELİDİR”.
……………
25 yıldır Konya ovası için ne yapıldı?
Evet çok şey yapıldı
SONUÇ?
Sonuç TBMM tutanaklarında
……….
Daha bilinçsiz sulama ve çok daha gazla para kazanmak için çiftçinin oyunu almak için ürün çeşitliliği yüzünden çöken Konya Ovası felaketine girmiyoruz bile.
……………
İstediğiniz kadar 60 milyona 80 milyona lüks ultra lüks güvenlikli sitelerde oturun.
Dünya’da piyasa çıkar çıkmaz sizler o lüks otomobilleri almak için sıraya girin birbiriniz ile yarışın.
Dünya sularında ticaret yapan gemi filolarınız olsun.
Veliefendi de koşan atlarınız olsun.
İngiltere’de Amerika Birleşik Devletleri’nde daireleriniz fabrikalarınız olsun.
Allah korusun kıtlık oldu mu aç insanlar sizleri o evlerinizde oturtmazlar.
Siyaset para aç toplumda geçerli olmaz.
Neyse susuyorum.
Herhalde anlayan anlamıştır.
Kendim için değil hepimizin iki ya da üç nesil sonrası Konya için başına bağıra bağıra gelmekte olan korkunç senaryolarından korkuyorum.
GÜNÜN OKKALI SÖZÜ
Ehil olmayanlara sabretmek ehil olanları parlatır
NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Trafikte sıkıştığımız zaman KAYNAK YAPMA denilen insanlık dışı kul hakkı yeme gibi bir durum olan alışkanlıklarımızdan vazgeçtiğimiz zaman daha iyi ADAM oluruz.