Konya
Kapalı
12°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,6337 %0.27
51,6013 %-0.2
6.704,43 % 0,27
Ara
Konya Postası Gazetesi Konya Yaklaşan Armageddon Savaşı ve İsrail'in Türkiye telaşı

Yaklaşan Armageddon Savaşı ve İsrail'in Türkiye telaşı

Milli Çözüm Dergisi Konya Temsilciliği tarafından 5 Nisan 2026 tarihinde Bera Otel konferans salonunda düzenlenen ve Araştırmacı-Yazar Ahmet Akgül’ün sunduğu ‘’ Yaklaşan Armageddon Savaşı Ve İsrail’in Türkiye Telaşı’’ konulu konferansta önemli konulara parmak basıldı!..

KAYNAK: Haber Merkezi
Okunma Süresi: 32 dk

’Hilal-Haç kapışması, Armageddon savaşı kaçınılmazdır ve İsrail’in yıkılmasıyla sonuçlanacaktır.’’

      İSRAİL YIKILACAK!..

       Ahmet Akgül konuşmasına katılımcılara ‘’konferansımızda anlatacağımız konuları

 -siyasi ön yargılardan uzak bir şekilde- burada anlatılanlar vatanımıza milletimize ve insanlığa faydalı mı zararlı mı değerlendirmesine tabi tutarak dinleyiniz ricası ile başladı.

 ‘’Hilal-Haç Kapışması’’ ‘’İsrail’in Şımarması ve Armageddon Savaşı’’ vb çok sayıda kitabın da yazarı olan Siyaset Bilimci-Düşünür Ahmet AKGÜL konferansına yaşanacak Armageddon Savaşı sonunda İsrail’in yıkılacağına vurgu yaparak giriş yaptı:

ABD uyduruk bahanelerle ve İsrail’le birlikte ve tam bir “azgın aygır” mantığı ile İRAN’a saldırmıştır. Dini lider Hamaney’i, çocukları ve torunlarıyla katletmekten sakınmamışlardır. Okulları bombalayıp yüzlerce masum çocuğu hayattan koparmışlardır.

Bizim ucuz kahramanlarımız ise: “D-8 ortağımıza ve komşu İslam topraklarımıza saldıramazsınız; size üslerimizi kullandırtmayız!” diyeceklerine “Her iki tarafa da itidal çağrısı yapıyorlardı ve İran’ı da ABD-İsrail kadar suçlu ve sorumlu gösteriyorlardı.” Daha önce Irak’a, Libya’ya demokrasi getiren ABD, şimdi de İran’a demokrasi getirme iddiasındaydı… Hepsi yalandı, hepsi palavraydı…

İran Devrim Muhafızları da, komşu İslam ülkelerini daha çok ABD’nin tuzağına itmek yerine, Körfez’deki ve Doğu Akdeniz’deki uçak gemilerini ve özellikle en caydırıcı şekilde İsrail’i hedef almaları lazımdı; “İsrail ve ABD iyice sıkışmıştı...” diyenlere hatırlatalım: İran, Körfez’deki ABD radar üslerini ve askeri merkezlerini vurmaktaydı.

4 yıldır süren ve 2 milyon insan kaybına sebebiyet veren Rusya-Ukrayna savaşından sonra İran’a saldırılması 3. Dünya Savaşı’na yol açacaktır.

Bunun sonucunda Hilal-Haç kapışması, Armageddon savaşı kaçınılmazdır ve İsrail’in yıkılmasıyla sonuçlanacaktır.

OLAYLARIN PERDE ARKASINI DAHA İYİ ANLAMAK GEREKİR!..

       AKP iktidarı ve Cumhur İttifakının mevcut siyaseti ile ülkemizi ve bölgemizi tehdit eden badirelerin atlatılamayacağına dikkat çeken AKGÜL ‘’olayların perde arkasını ve muhtemel sonuçlarını daha iyi anlamak için, dünyadaki son 3-4 aylık gelişmeleri hatırlatmamızda fayda vardır!’’ diyerek son dönemin önemli gelişmelerini aktardı:

Biliyorsunuz; Trump’ın Kanada ve Grönland planları, AB ile ABD’yi iyice ayrıştırmıştı. Rusya Grönland’ın kimseye ait olmadığını açıklamış, yani dolaylı Trump’a destek çıkmıştı. Trump ise, Ukrayna’nın işgal edilen Donbas bölgesinin Rusya’ya bırakılması gereğini vurgulamıştı. Yani dünyadaki eski bloklar ve kamplar ayrışmaya, çatışmaya; NATO ve BM gibi kuruluşlar tartışılmaya açılmıştı!.. Hatta Avrupa ülkeleri yeni güvenlik stratejileri oluşturmaya başlamıştı.

Çökmekte olan küresel düzen üzerine Macron’un itirafı!

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron 20 Ocak 2026’da Davos’ta yaptığı konuşmada Dünya Sisteminin çökmesi konusunda forumun en çok alıntılanan uyarısını yapmıştı.

"Bu gidişatla; uluslararası hukukun ayaklar altına alındığı, en güçlü olanın haklı sayıldığı ve kuralsız bir dünyaya doğru kayıldığı açıktır!" diyen Macron, Avrupa'nın Amerika’ya itirazını haykırmıştı.

Evet, Milli Çözüm yıllardır şunları hatırlatmıştı: Bâtıl ve barbar Batılı sistemlerde “Kuralları krallar ve masonik odaklar koyardı. Bütün halklar ise mecburen bunlara uyardı.” Ama Adil Düzen’de ölçü şunlardı: Kuralları Hak merkezli halk koyacaktır… Artık krallar ve Siyonist sermaye baronları da, bu kurallara uyacaktır!..

Avrupa Komisyonu Başkanı Siyonist Ursula von der Leyen, ABD ve AB olarak her iki tarafı da gerilimi tırmandırmaktan kaçınmaya çağırmış ve Batı'nın bütünlüğüne yönelik riskler konusunda uyarılar yapmıştı.

"Biz yokuş aşağı doğru bir sarmala yuvarlanmaktayız, her ikimizin de; stratejik üstünlüğü elimizden kaçıracağımızı artık anlamalıyız!" diyen Von der Leyen, ABD-Avrupa ticaret çatışmasının Rusya ve İran gibilerin işine yaradığını hatırlatmıştı.

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ise; mevcut kargaşanın dünyanın dikkatini Moskova'nın Ukrayna'da devam eden topyekûn savaşından uzaklaştırdığını ve Batı karşıtlarının işine yaradığını vurgulamıştı.

DECCAL NETANYAHU!..

Ve işte tam böyle bir süreçte, Siyonist güdümlü Batı, İsrail’in teşvikiyle İran’a, daha doğrusu İSLAM’a savaş açmıştı ve tabi Siyonist Batı, mukadder akıbetine yaklaşmaktaydı. Yani Deccal Netanyahu, ABD’yi İran’a saldırtıp, Amerika ve Avrupa’nın kapışmasına şimdilik engel olmuşlardı...

Bakınız! Trump ve Kuduz İsrail, İran’da bir ilkokula saldırıp 200 kız çocuğunu katlederken, Trump’ın karısı BM oturumuna başkanlık edip “Dünya çocuklarının korunması” konusunu anlatmıştı… Riyakârlığın, sahtekârlığın ve münafıklığın böylesine tarih boyunca rastlanmamıştı. Firavunlar, Nemrutlar ve Neronlar bile bu kadar alçak, bu kadar acımasız olmamışlardı. Şu anda İran’da resmen soykırım yaşanmaktaydı… ABD’li İncil vaizi kadın hâlâ vur vur vur! diye yırtınmaktaydı.

Şimdi anlıyor muyuz, Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de; Yahudi ve Hristiyan zihniyetiyle DOST olmayı, Amerika ve Avrupa’ya güvenip dayanmayı… Haçlı ve ahlâksız AB’ye girmek için can atmayı niçin yasak ettiğini… Niçin lanetlediğini?..

Bu Haçlı-Siyonist Batı; bin yıldır bizi Anadolu’dan atmak için 21 Haçlı Seferi hazırladı… Çanakkale’de, Şanlı Kurtuluş Mücadelemizde, 1974 Kıbrıs çıkarmamız sürecinde, hep bunlarla çarpışmıştık… PKK belasını bunlar başımıza sarmıştı. Şimdi Terörsüz Türkiye tuzağını da bunlar bize dayatmaktadır. Eski İsrail Başbakanı Neftali Bennet soysuzu: “Türkiye potansiyel düşmanımızdır” diye kin kusmaktadır.

Şimdi ABD Savaş Bakanı soysuz PETE Hegseth “İslam Peygamberinin (ve Kur’an-ı Kerim’in) =hâşâ= saçma-sapan yalanlarına ve yanılgılarına inanan İran gibi rejimler asla nükleer güce sahip olmamalıdır!..” gibi küstahlıklar kusmuşlardı. Ve kolundaki döğmede, 1. HAÇLI seferinde eşkıya sürülerinin kullandığı: “Müslümanlar, yok edilmesi gereken varlıklardır!..” yazılıydı…

Peki, hani nerede sözde İslam kahramanları ve dünya kaptanları? Hani neredeler mangalda kül bırakmayan Din istismarcıları?.. Hani nerede bunların duyarsız Bakanları, yüksek bürokratları?.. Hani nerede Diyanet Başkanları? Niye sapkın ABD Savaş Bakanına karşı mitingler yapmazlar, niye meydanları doldurmazlardı? Bunların İslam ve Resulüllah sevgileri bu kadar mıydı? Hani nerede ilahilerle, şiirlerle riyakârlık yapan sözde Peygamber sevdalıları?

MESCİD-İ AKSA YIKILIP SUÇ İRAN’A MI ATILACAK?.

Siyonist güçlerin Mescid-i Aksa’yı yıkıp İran’ın üzerine atma hazırlığında olduklarını vurgulayan AHMET AKGÜL önümüzdeki büyük tehlikelerin ancak MİLLİ MUTBAKAT iktidarı ile atlatılabileceğini söyledi:

Ey Milli Çözüm’ün bu konferansına katılan siz duyarlı ve tutarlı insanlarımız, siz; görevinizin ve inancınızın gereğini yaptınız!.. Çünkü en zor zamanda işte buradasınız!.. Çünkü Kuduz İsrail ve gâvur Amerika ve Avrupa, şimdi de MESCİD-İ AKSA’yı yıkıp, suçu İran’ın üzerine atma hazırlığındadır!

AKP iktidarının ve Cumhur İttifakı’nın ayarına bakın; milletimiz İncirlik ve Kürecik’in ABD ve İsrail’e kapatılmasını beklerken, bunlar Malatya Kürecik Üssü’ne NATO’nun yeni patriotlarını kurmasına izin veriyorlardı!? Onun için diyoruz ki, önümüzdeki büyük tehlike bu iktidarla atlatılamazdı, mutlaka bir Milli mutabakat iktidarına ihtiyaç vardı.

Bu arada dünyadaki bozuk ekonomik sömürü çarkının ülkemizdeki tatbikatı daha da acıdır! Bakınız bütün anket şirketlerinin ortak tespitlerine göre: iki sene önce ekonomik gidişattan şikayetçi olanların oranı %60’larda iken, bugün %80’lere ulaştığı halde, topluma umut aşılayan bir parti veya muhalefet de ortada görülmüyordu. Toplumun önemli bir kesimi, insanca bir yaşam sürmüyor, maalesef sürünüyordu. Ve işte Mehmet Şimşek’in en parlak bürokratı, MB eski başkan yardımcısı Emrah Şener’e İstanbul Başsavcılığı devleti dolandırmaktan dava açıyordu!

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Altın Rezervlerini, Uluslararası Swap (Takas) işlemleri ve güvenli saklama gerekçesiyle İngiltere Merkez Bankası (Bank of England – BoE) kasalarında tutmaktadır.

Güya Londra’daki İngiliz Merkez Bankası’nda altını olan ülkelere, Avrupa ve Amerika’daki Siyonist Yahudi Bankalar, daha kolay faizli borç para veriyorlardı!?..

DOĞU AKDENİZ’DE TARİHTE GÖRÜLMEMİŞ SAVAŞ YIĞINAĞI!.

‘’Doğu Akdeniz Havzası ve Amik Ovası’nda Tarihin En Büyük Hesaplaşması Yaşanacaktır!’’ diyen Araştırmacı-Yazar Ahmet Akgül sözlerine şöyle devam etti:

Doğu Akdeniz’de, yani Türkiye, Suriye, İsrail, Filistin, Mısır ve Kıbrıs bölgesinde; tarihte hiç görülmedik ölçekte bir savaş yığınağı yapılıyordu. 10 yıllar öncesinde Rusya, sadece Akdeniz’de değil Hazar Denizinde de 50 savaş gemisinin katıldığı bir tatbikat başlatıyordu.

Bunları bir tehdit gerekçesi (daha doğrusu bahanesi) sayan NATO (Başta ABD, İngiltere, Almanya, Fransa ve İtalya) da, bölgeye savaş zırhlılarını ve uçak gemilerini gönderiyordu.

ABD uyduruk bahanelerle İran’a saldırmaya hazırlanıyor ve vuruyordu. AB ise Devrim Muhafızlarını terör listesine alıyordu. Zaten İsrail “ABD vurmazsa, biz vuracağız” diyordu. Türkiye ise sözde arabuluculuk yapıyor ve maalesef iktidar; ABD ve İsrail Siyonist taleplerine savaşsız ulaşsınlar diye İran’a tavsiyeler yapıyordu. Oysa CIA eski istihbarat direktörü LARRY Johnson; “ABD İran’a karşı savaşı kaybediyor” diyordu.

Kısacası Akdeniz giderek kararıyordu... Tüm barbar güçler; İslam coğrafyası üzerine üsleriyle, Savaş gemileriyle, bombardıman uçaklarıyla korkunç bir yığınak yapıyordu! Ve asıl hedef Türkiye oluyordu…

O tarihlerde Papa Francis’in sık sık gündeme getirdiği “3. Dünya Savaşı”, İslam coğrafyası üzerinde ağırlığını her geçen gün daha da hissettiriyordu. Son yıllarda İslam dünyasına yönelik tehditkâr tavrını arttıran Batı, özellikle Ortadoğu’da sahneye koyduğu kanlı senaryo ile Müslümanlara yönelik topyekûn bir Haçlı savaşına hazırlanıyordu.

ABD, Rusya, Çin, Fransa, İngiltere, Almanya gibi ülkeler askeri ve lojistik olarak bölgede varlığını kuvvetlendirirken, bir zamanlar ‘Türk gölü’ olan Akdeniz’de şimdi Haçlı İttifakı’na ait savaş gemileri cirit atıyordu. Libya, Suriye, Irak, Afganistan, Mali gibi İslâm coğrafyalarının tarumar edildiği şu günlerde, Akdeniz’de yaşanan askeri hareketlilik, İslâm dünyası için yeni bir yok etme plânının devreye sokulduğunu gözler önüne seriyordu. Uluslararası güçler, bütün yığınağını İslam coğrafyasına yapıyordu. İran’ın Güney Kıbrıs’a bir füze atması bahanesiyle, Fransa ve İngiltere başta, bütün Avrupa Doğu Akdeniz’e uçak ve savaş gemilerini yığıyordu!..

Ve şu ayeti hatırlatmanın tam zamanıydı:

Sâd 11. ayetinde şöyle buyrulmaktadır: “Oysa onlar, çeşitli hizip (parti, ekip ve kavim)lerden (toplanıp meydana getirilmiş), şunun şurasında (mutlaka) hezimete-mağlubiyete mahkûm edilmiş kalabalık (ve kof) bir ordudan (NATO ve BM gibi Şeytani organizasyondan) ibarettir. SadakallahülAzim-Allah doğru söylemektedir.

Melheme-i Kübra: Amik Ovası Savaşı Kaçınılmazdır!..

Bir hadisi şerifte şöyle buyrulmaktadır:

“Sizinle Beni Esfer (Rumlar-Batılılar) arasında bir müddet sulh (anlaşması ve ittifakı) olacaktır. Sonra onlar muahedeyi (barış anlaşma sözlerini) bozarak on iki bin kişilik seksen fırkalık (toplama) bir kuvvetle üzerinize saldıracaklardır.” Hatay Amik Ovası ve aşağısında (Akdeniz Havzasında) yaşanacak bu savaşı Haçlı Batılılar değil Müslümanlar ve şanlı Türk ordusu kazanacaktır.

Öyle anlaşılıyor ki, güya İran’a karşı İsrail’i korumak ve Rusya’ya karşı Türkiye’yi korumak amacıyla Akdeniz’e ve bölgemize yığılan NATO güçleri, sonunda bize saldıracaklar, ama kendileri hezimete uğrayacaklardır.

NECMETTİN ERBAKAN’IN İRAN ZİYARETİ  BOŞUNA DEĞİLDİ!.

Rahmetli Necmettin Erbakan’ın İran Ziyaretine atıfta bulunan Akgül İSRAİL-ABD-İRAN savaşındaki bazı detayların altını çizdi:  

Tamamı Siyonist sermayenin elinde bulunan ve kasıtlı olarak savaşlar çıkaran, ABD’nin beş büyük silah şirketi, kazançlarının beşte birini İsrail’e bağışlama kararı almışlardı, ama bu da Kuduz İsrail’i kurtaramayacaktı. ABD bütün kuvvetlerinin 3’te birini bölgeye yığdığı halde, 3-4 günde İran’ı bitireceğiz sanmışlardı, şimdi 5-6 aya çıkarmışlardı. “Trump’ın İran saldırısı intihardır!” diyen istihbarat direktörü istifa edip ayrılmıştı!

İran’ın Körfez’de vurduğu yerlerin çoğu, Yahudi firmalarıydı… Erbakan Hoca son zamanlarında İran’a boşuna gitmiş olamazdı…

En yetkililerinin itiraflarıyla; “küresel üstünlüğünü kaybettiği” anlaşılan ABD'nin karşılaşacağı risklerin incelendiği 2015 raporunda; “Türkiye’de 12 yıl içinde bir iç çatışmanın yaşanacağı ve ABD’nin Türkiye’ye askeri müdahalede bulunacağı” vurgulanmıştı.

Aynı süreçte Trump ve Netanyahu arasında “Büyük İsrail’i Kurma Anlaşması” yapılmıştı. Maalesef Erdoğan Türkiyesi ise İsrail’le NORMALLEŞME Anlaşması imzalamıştı! Ve bütün uyarılara rağmen bu anlaşmayı bozmamıştı.

ATATÜRK SÖZDE KÜRDİSTAN’A NEDEN KARŞI ÇIKTI!..

Peki İsrail'in Bağımsız Kürdistan'a neden ihtiyacı vardı!?

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesud Barzani’ye yakınlığıyla bilinen Rudaw’da, dikkat çeken bir yazı kaleme alınmıştı. İsrail merkezli Begin Sadat Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanı Edy Cohen, “İsrail’in 'bağımsız Kürdistan’ı desteklediğini çünkü sözde Kürdistan’ın Büyük İsrail’e evrileceğini” açıklamıştı.

Bu nedenle Atatürk, 1. Dünya Savaşı sırasında Kürdistan Kurulmasına karşı çıkmıştı!

Birinci Dünya Savaşı sonrasında Batı’nın Kürdistan va’adini hatırlatan Siyonist Cohen, “Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra kazanan güçler, Kürtlere bağımsızlık sözünü verdi; ancak bu söz yerine getirilemedi. Temel sebep ise; yeni Türkiye'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün engellemesiydi" itirafında bulunmuşlardı. Ama Yahudi Cohen şu gerçeği saklamıştı; Mustafa Kemal, İsrail’in de kuruluşunu 11 yıl geciktirmiş insandı!

TÜRKİYE NATO’DAN AYRILMALI MIYDI?

Derin ABD’nin sesi sayılan National Review Dergisi önemli bir soruyu gündeme taşımıştı: “Türkiye NATO’da kalmalı mıydı, çıkarılmalı mıydı?”

ABD'de önemli mahfillerde Türkiye'nin NATO'daki varlığı ile ilgili son 10 yıldır yoğun bir tartışma yapılmaktaydı. Bazıları “Türkiye'yi NATO'dan kovma vaktinin yaklaştığını” savunurken, bazıları da bundan en fazla Rusya, Çin ve İran'ın kazançlı çıkacağını, bu nedenle Türkiye için şimdilik özel bir formül uygulanacağını vurgulamaktaydı.

SERT ÇIKIŞLAR SONRASI İSRAİL VE ABD’YE GİZLİ TAVİZLER Mİ VERİLİYOR?

Dostlar!.. Çok acı bir gerçek vardı: Sn. Erdoğan'ın İsrail ve ABD’ye her “sert çıkışı” sonrası, bu ülkelere çok önemli ve gizli tavizler sunulmaktaydı!

Cumhurbaşkanı Sn. Erdoğan 10 yıl öncesi AKP Adana il kongresinde, İsrail askerlerinin Gazze'de "Büyük Geri Dönüş Yürüyüşü" kapsamında gerçekleştirdiği müdahaleleri sert biçimde kınamıştı. Erdoğan ''En ahlaklı ordu İsrail ordusudur” diyen İsrail Başbakanı Netanyahu'ya; ''Ey Netanyahu sen işgalcisin. Sen bir teröristsin!'' diyerek çıkışmıştı. Sn. Erdoğan'a hatırlatmak lazımdı: Bunların hepsi haklı ve doğru saptamalardı, ancak terörist ve İşgalci İsrail’le “Normalleşme Anlaşması” imzalamanız ve hâlâ askıya almamanız nasıl yorumlanmalıydı?

Kuduz Trump’ın İran’ı pes ettirememesi, ABD’nin yenilgisi sayılacaktı ve bir çılgınlıkla nükleer bomba kullanmaya kalkışacağı konuşulmaktaydı… Sn. Erdoğan kimin safında olduğunun farkında mıydı?

Bakınız geçen aylar yapılan Münih Güvenlik Zirvesi’ne: İran adına Devrik Şah’ın oğlu ağırlanmış, Suriye adına ise Türkiye’de kırmızı bültenle aranan SDG başı Mazlum Abdi çağrılmıştı. Tom Barrack “Bir fotoğraf bin sayfa laftan anlamlıdır!..” diyerek küstahlaşmıştı.

Bu arada İran PKK’sı PJAK, ABD’nin hizmetinde İran’ı vurmaya hazırlanmaktaydı.

BATI’NIN EPSTEİN REZALETİ

Siyasilerin, aldıkları oy oranı kadar, akıllı, başarılı, haklı ve ahlaklı oldukları kanaati, yaygın bir yanılgıydı.

Hatırlayınız, ABD Başkanı Donald Trump'ın, herhangi bir konuya beş dakikadan fazla odaklanamayacak kadar manyak kafalı… Üvey kızına sulanacak kadar düşük ahlâklı… Amerikan halkını bile, dinlerine, kökenlerine ve kültürlerine göre ayrıştıracak, zencilere ve Müslümanlara hakaret yağdıracak kadar sapkın ve saplantılı olduğunu, bizzat ABD’li yazarlar ve uzmanlar açıklamaktaydı. Ama işte bu Trump, iki seferdir %50’den fazla oy alarak, seçimi kazanmıştı. Ama ne var ki halkın %50’sinden fazlasının oyunu almak bir insanı haklı, hayırlı, akıllı ve başarılı konuma taşımazdı.

Soysuz Batı’nın ahlâkı da yoktur. Epstein rezaletleri, ABD’nin ve AB ülkelerinin; en baş yöneticilerinin, en ileri zenginlerinin, güya demokrasi ve çağdaş değerleri savunan bilginlerinin ve İslam ülkelerindeki işbirlikçilerinin, nasıl 8-14 yaşındaki kız ve erkek çocuklarla melanetlerini ortaya çıkarmıştı.

                         TÜRKİYE DOĞRULACAK MI DAĞILACAK MI?

Dış güçlerin bir takım oyunlarla ülkemizi dağıtmak için çalıştığını ifade eden Ahmet Akgül ülkemizin duyarlı insanlarının bu tuzakları bozacağını ve yakın bir zamanda milletimizin yeni bir dünya kuracağını müjdeledi:

Dostlar, Türkiye Ya Doğrulacak, Ya Dağılacaktı! Ama İnşaallah Şahlanacak ve Yeni Bir Dünya Kurulacaktı. Açıkça Söylüyorum:

“Terörsüz Türkiye ve PKK ile Çözüm” süreçleri ülkemizi çözme gayesi gütmektedir. Suriye’de, Halep ve Deyrizor’dan YPG’nin çıkarılması, sınırımızda SDG Kürdistanı’na meşruiyet kazandırma girişimleridir! Sn. Bahçeli’nin ülkemize ve milletimize yapacağı en büyük iyilik, Cumhur İttifakı’nı terk etmesidir! Yahu, görmüyorlar mı, ABD güya tehdit gördüğü DEAŞ militanlarının on binlercesini Irak’a nakletmiştir; yani İran’a karşı kullanmak üzere onlara hayat garantisi vermiştir. Evet DEAŞ’ı şimdi İran’a karşı sürecektir!

Sn. Bahçeli’nin “CHP’li Belediye Başkanı Ahmet Özer’e terör örgütüne üyelikten hapis cezası verilmesi, Terörsüz Türkiye hedefine terstir” açıklaması, Milli ve Derin Türkiye bize engel oluyor! mesajı gibidir. Ve hele YPG-SDG militanlarının Suriye Ordusuna entegrasyonu, Suriye Ordusunun PKK’laşması demektir ve terör başlarıyla bizim komutanlarımızın artık eşit sayılacağı anlamına gelir. Medya manipülasyonlarıyla bu gerçekler toplumdan gizlenmektedir!

30 sene önce Milli Gazetedeki bir yazımızda Van Erciş ilçesinde Kadirasker Medresesini ziyarete gelen ilim ve irfan ehli bir zat, camilerinin kıymetli halılarını çalan hırsızlar için şikayetçi olan cemaate: “Ramazan Bayramı müsaade eder, Kurban Bayramı fırsat vermez!” buyurduklarını aktarmıştım. Gerçekten Ramazan geçince ve Kurban’dan önce hırsızlar yakalanmışlardı. Erbakan Hocamız bu olayı defalarca müjde makamında hatırlatmıştı.

Evet, ümitle bekleyelim, bu zulüm ve hıyanetlere, Ramazan Bayramı müsaade etse de Kurban Bayramı inşaallah fırsat tanımayacaktır!..

Maalesef bu iktidarın en büyük şansı; ciddi, cesaret ve ümit verici bir muhalefetin olmamasıdır. Erbakan Hoca’nın siyasi mirasına konanlar bile “Adil Düzen’i, İslam Birleşmiş Milletleri Projelerini” ağızlarına almıyorlar. Siyonist Bilderberg elemanı Ali Babacan’ın, Siyonist CFR’nin özel adamı Davutoğlu’nun peşinde koşuyorlar…

“Terörsüz Türkiye” Oyunları Bunların Sonunu Hazırlayacaktır!

Suriye’de SDG’ye bağlı üç Tugay (yani 3 ayrı terörist eşkıyaları) bir TÜMEN oluşturacak ve Suriye ordusunda görevli ve yetkili kılınacaktı. Böylece Türkiye, Suriye ordusu diye rütbe takılmış PKK’yla muhatap olacaktı. İmralı’ya villa yapılacak, Öcalan DEM’in başına oturacaktı!

Önceki, sözde Açılım Sürecinde; Diyarbakır-Batman-Siirt-Gençlik Kampı diye Elazığ Hazar Gölü kıyısında Orta-Lise çocuklarını alıp, beyinlerini yıkayıp PKK’lı yaparak dağa çıkarıyorlardı.

Kardeşim Necati’yi “Su analizleri ve göldeki sağlık problemleri bahanesiyle git orayı kapat!” diye göreve yollamışlardı. O bölgede yetkili Askeri Komutana: Niye bunlara izin veriyorsunuz? diye sorunca “Ben ilgili makamlara on tane rapor yazdım. ‘Açılıma zarar verir ve PKK’lılar gücenir’ diye sümenaltı ettiler” şeklinde yanıtlamıştı. Zaten Rudaw’daki bir haberde; Rojava Özerk Yönetimi (Suriye Özel Kürt Bölgesi) Newroz ve Ramazan Bayramı için özel af çıkarmıştı!..

Ama yakında herkes görecek ve anlayacaktı; Devlet ve İlahi Kudret var mıymış yok muymuş!?.. O Deruni Devlet ki, O İlahi Kudret ki, hainlerin yularını uzatırmış!.. “Her yaptığım yanıma kâr kalıyor!” sanan gafiller ve işbirlikçiler iyice azıtırmış!.. Sonunda Allah’ın kahrı, Siyonist zalimlerin ve hainlerin devranını kazıtırmış!..

AKGÜL ÇELİŞKİLİ İCRAATLARA İŞARET ETTİ VE SORULARINA CEVAP İSTEDİ:

Şimdi AKP iktidarına ve yandaş yazar ve yorumcularına bir çağrımız vardı: Daha önce inkâr etmesine rağmen Erdoğan iktidarının; katil ve kuduz İsrail ile ticaret yaptığı belgelerle ortaya çıkmıştı.

- Hani İsrail’le asla ticaret yapmıyordunuz! Kesin bir ağızla; aylardır milletin gözünün içine baka baka, ekranlarda ve seçim meydanlarında bunu reddediyor, bizi yalan söylemekle suçluyordunuz! Ama sonunda yaptığınız bu kısmi kısıtlama kararı, daha önce İsrail’e yüzlerce gemi mal taşıdığınızı itiraf niteliği mi taşıyordu?

- Hem bu kısıtlama, niçin bütün ticaret alanında yapılamıyordu? Yoksa İsrailli dostlarınız “yalnızca bu alanlarda kısıtlama yapabilirsiniz” diye size yol yöntem mi öğretiyordu?

- Ayrıca, bu kısıtlama yaptığınız ürünlerin oranları ve yüzdeleri, niçin kamuoyuna açıklanmıyordu?

- En mühimi de; bu kısıtlamayı yapmak, binlerce can yitip gittikten, Filistin’in cennet gibi Gazze bölgesi harabeye döndükten sonra mı aklınıza geliyordu? Kaldı ki İsrail resmi makamları, Türkiye’nin 2025 yılında kendilerine 925 milyon dolarlık mal gönderdiğini açıklıyordu!..

Ey AKP iktidarı ve ucuz kahramanları!

- Eğer İsrail’le ticareti sıfır noktasına getiremiyorsanız!..

- Hâlâ İncirlik ve Kürecik üslerini kapatamıyorsanız!..

- Yani, İsrail’den korktuğunuz kadar Allah'tan korkmuyorsanız!..

O halde "Katil İsrail, işbirlikçi AKP" sloganından rahatsız olmayacaksınız!..

Önce "İsrail’le ticaret yapmıyoruz" diyeceksiniz! Bu yalanınız alenen ortaya konulunca dönüp; "Biz aslında o malları Filistin'e gönderiyoruz!" diye çevireceksiniz!..

Duyarlı vatandaşlarımız bu yalanları da yemeyip; “İsrail'le ticaret, Filistin'e ihanet!" diye slogan atınca da, kadın-erkek, genç-yaşlı, hepsini ters kelepçe tutuklayıp darp edeceksiniz!

Siz, önce 7 ay boyunca, milletin gözünün içine baka baka; barutundan gıdasına, BOR'undan demirine ve çimentosuna kadar İsrail’e gönderecek, yüklediğiniz gemiler Boğaz’daki köprünün altından İsrail'e yol alırken, siz aynı köprünün üzerinde Filistin'e destek mitingi düzenleyeceksiniz! Böyle bir riyakârlığa tarih şahit olmamıştır.

Ama, gördüğünüz gibi artık millet gözünü açmıştı. Yıllar önce Milli Çözüm Dergisi’nin dile getirdiği sözleri ve sloganları, şimdi on binler meydanlarda haykırmaktadır.

Bu arada; “Efendim biz ticareti İsrail üzerinden Filistin’le yapıyoruz” yalanına sığınıyorsunuz. Yahu milletin aklıyla dalga mı geçiyorsunuz!? Çünkü her ülkenin bir ticari kodu vardır. Siz, Türkiye koduna ticari yük yükleyip, o yükü Irak’a, Amerika’ya gönderemezsiniz. Hangi ülke kodunu girdiyseniz yükünüz o ülkeye gider. Yani siz, İsrail kodu ile Filistin’e ticari mal gönderemezsiniz, kimi kandırıyorsunuz?

AİLE YUVAMIZ TEHDİT ALTINDA!. EPSTEİN İLE İLGİLİ CEVAPSIZ SORULAR!.

Bu iktidar döneminde, sadece huzurumuz, onurumuz ve yurdumuz değil, aile yuvamız ve namusumuz da büyük tehlike altındaydı!

Dünya tarihinin en rezil pezevenkleri, Siyonist Yahudi baronlardı ve MOSSAD güdümlü Epstein’in Çocuk Adasıydı!

Sözde dünyayı yöneten kodamanların ve onların diğer ülkelerdeki işbirlikçi devlet adamlarının birçoğunun, Epstein’in 8-14 yaş arası kız ve erkek çocuklarını pazarladığı fuhuş ağına takıldıkları ABD Adalet Bakanlığınca ve belgeler ışığında açığa çıkarılmıştı.

Hatta o belgelerden birinde Slovakya Başbakanına sorulmaktaydı; Türkiye ziyaretiniz sırasında, sana sürekli kayıt yapan ve bizimle irtibatı sağlayan özel EPİLVAÇ saati takıldı mı? Ne yani, Türkiye’nin yetkilileri Epstein’e müşteri mi ayarlamaktalardı?

Türkiye’nin Henry Kissinger’i olarak tanıtılan eski Başbakan, yani Siyonizm’in hizmetkârı bilgiç adam diye sunulan kim olmaktaydı?

Din istismarcısı TGRT ve İhlas Holding’in patronu Mücahit Ören’in yaramazlıkları hangi boyutlara ulaşmıştı?

Ve TBMM’ye bu rezaletlerle ilgili yazılı soru önergesi sunulmuş durumdaydı: 2002-2025 yılları arasında, Türkiye’de kaç küçük kızımız kayıptı ve bunların kaçı meşhur ve mel’un Epstein Adasına kaçırılmıştı?

Bir soru da biz soralım; bütün bu mel’anet ve rezaletleri yapanlara değil de, bunları ortaya çıkaran Milli Çözüm Dergisi’ne sataşanlar, nasıl bir vicdan taşımaktalardı? Ve yine 16 yaş altına sosyal ve sanal medya yasağı getiren Avustralya ve şimdi Avrupa ülkeleri, Hristiyan hatta inançsız olmalarına rağmen çocuklarını rezaletlerden korumaya uğraşırken, bu konuda bizim güya Dindar iktidarımız niye bir adım atmazdı?

İsrailli Yetkili Kime Ve Neden DÜŞMAN GÖRÜNÜMLÜ DOST İfadesini Kullandı?

Artık sormak zorundayız…

Yoksa bazı gizli yardımları için mi, İsrail’den Erdoğan’a: “Düşman Görünümlü Dost!” tanımı yapılmıştı!?

Suudi yayın kuruluşu İlaf’a demeç veren İsrail İstihbarat ve Savunma Bakanı Yisrael Katz, Hayfa’dan Suudi Arabistan’a uzanan bir demiryolu projesi üzerinde çalışıldığını ve Türkiye’nin de mallarını Körfez ülkelerine, Hayfa Limanı’ndan ulaştırdığını açıklamıştı. Kuduz İsrailli Siyonist Bakan Yisrael Katz, ABD Başkanı Donald Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımasından sonra Erdoğan’ın “DüşmanDOST” (Frenemy) rolü oynadığını hatırlatmıştı. Siyonist Katz, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan için: “Görünüşte, bize oldukça fazla saldırıyor. Biz de haliyle cevap veriyoruz. Ancak unutmamak gerekir ki, Sn. Erdoğan gerçekte bize yarıyor; bakın Türkiye, mallarını Hayfa Limanı üzerinden Körfez bölgesine gönderiyor. Türkiye’nin Körfez ülkelerine yaptığı ihracatın %25’i Hayfa Limanı üzerinden gerçekleştiriliyor” itirafında bulunmuşlardı. Ve bu iddialar yalanlanmamıştı!?

ŞEVKET KAZAN SN.ERDOĞAN’A HANGİ KİTABI HEDİYE ETTİ!.

Erdoğan'ın Yahudi Danışmanı, Acaba Ona Neler Aşılamıştı?

Hatta bir ara; Musevi asıllı Siyonist kafalı Kalman Chaim Sporn, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın strateji danışmanı yapılmıştı. Anlaşma dönemin Washington Büyükelçisi Murat Mercan’la Sporn arasında imzalanmıştı. Kalman Chaim Sporn’un asıl misyonu, danışmanlık yaptıklarını İsrail’e yarar konuma sokmaktı!

Bir ara Erbakan Hoca’nın özel talimatıyla görüştüğüm Şevket Kazan ağzından kaçırmıştı; “Pınarhisar’da Erol Toy’un ‘İmparator’ kitabını Erdoğan’a hediye ettim.” O kitapta; bir NATO ülkesinde Başbakan olmak için İsrail’e yanaşmak ve masonlarla uzlaşmak gerektiği yazıyordu.

ERBAKAN HOCA’NIN GİZLİ SİLAHLARI SAHAYA MI ÇIKIYOR?

Gelelim Asıl Konuya: Erbakan Hoca’nın Gizli Silahları ve Siyonizm’in-Emperyalizmin Hizaya Sokulması!?

Erbakan Hocamız bu bilimsel ve ümit verici gerçekleri bir ESAM Konferansında hatırlatmıştı. Aynı konuda başka konuşmalarındaki açıklayıcı bilgi ve bulgularla ve daha net anlaşılır izahlarla sizlere aktarmaya çalışacağız. Hocamız şöyle buyurmuşlardı:

“(Şu gafil Erdoğan İktidarı, ne diyor:) “Efendim, Ortadoğu'da İsrail'le beraber bir anlaşma yapalım!”  Bu manasız bir sözdür (boşuna bir çabadır). Çünkü İsrail'in gayeleri (Bâtıl ve barbar inancından kaynaklıdır; bunlar bozuk) DİNÎ buyruklarıdır. Dinini mi değiştirecek seninle anlaşacağım diye? Siyonistler Büyük İsrail hedefinden mi vazgeçecek? Bu mümkün değil. Kendinizi aldatıp oyalıyorsunuz!..

İsrail'i hakkına razı etmek (ve zulümden vazgeçirmek), ancak müeyyide ile olur; (çünkü ırkçı emperyalistler sadece güçten anlamaktadır!) yani bir benzetme şeklinde söyleyecek olursak; bunların alnına tabancayı dayarsın; “otur bakayım şu masaya, at bakayım şuraya imzanı” dersin zalimlere, ancak böyle (doğru ve uygun bir) iş gösterirsin. Bu “tabanca” dediğimiz nedir? Müeyyide. (Yani Siyonistleri hizaya sokacak ve barışa mecbur bırakacak, yaptırım gücün ve caydırıcı hazırlığın olacak.)

YA MÜSLÜMANLAR TEKNOLOJİDE BİZDEN ÖNE GEÇERSE!..

Peki ne müeyyidesi uygulanacak, biz ne yapacağız da bunlara karşı maddi üstünlüğü sağlayacağız? İşte bunun için bizim, İslam âlemi olarak, önce hep beraber; (üstün teknolojik) projelerimizi hazırlamamız, planlarımızı oluşturmamız ve bunu geciktirmeden yapmamız lazımdı yaptık!

(Unutmayın, bu çağda) Cenab-ı Allah'ın en büyük nimeti, lütfu, rahmeti; teknolojidir. Teknoloji akıl ve bilim işidir. Siz (üstün ve orijinal) teknolojiyle (Siyonist-emperyalistlerin) akılları almayacak ve hayalleri bile ulaşamayacak büyük işler yapabilirsiniz.

Siyonizm’in en çok korkusu “Ya Müslümanlar teknolojide bizden öne geçerse!?” kuşkularıdır. Bunun için Silikon Vadisi’ne milyarlar yatırıyorlar. Aramızdaki teknoloji mesafesini açmak üzere kendilerini ve geleceklerini garantiye almak için bunları yapıyorlar...

İyi de, teknolojiyle neler yapmak mümkündür? Mesela Amerikan gemisinden atılmış olan bir füzeyi, siz üstün ve orijinal bir teknolojiyle havada kontrolünüze alırsınız, onu geri çevirmeyi başarırsınız ve atan geminin üzerinde parçalarsınız!..

Bu mümkün mü? Evet mümkündür!.. (Unutmayın ki Hocanız bir Teknoloji Profesörüdür!..)

Ayrıca, teknolojiyle şunlar da mümkündür! Ben şimdi bu masada oturuyorum, şurada bir düğmeye basıyorum, İstanbul Havalimanı'ndan pilotsuz bir uçak havalanıyor, hedefine kilitlenmiş gidiyor. Bu uçağın önündeki ekranında görünen ne varsa, ben de önümdeki ekranda görüyorum. Ve bu uçağı Tel Aviv’e yönlendiriyorum, elimdeki çok özel elektronik kumandayla bunları yapıyorum. (Bu İHA’yı) Tel Aviv’in ormanlarının kenarına indiriyorum. Uçağın içinden küçük bir köstebek çıkıyor. Yine, (küçük ama çok etkin) bombayla donatılmış bu köstebek, buradan kumandayla, istenen istikamete yürüyor. O ne görüyorsa ben de burada ekranda görüyorum.

ATOM SİLAHLARININ BULUNDUĞU BİNAYA DOĞRU GİDEN KÖSTEBEK!.

İsrail'in atom silahlarının bulunmuş olduğu gizli ve özel binaya doğru (bu köstebeği) yürütüyorum. Bu köstebek böcek duvardan atlıyor, pencereden içeri giriyor. (Bütün) Bunlar hep parça parça yapılmıştır. (Ya farklı İslam ülkelerinde, veya Türkiye’de ayrı birimlerde tüm altyapısı ve seri üretim aşaması tamamlanmıştır.) Ve karşımdaki santralde duran düğmeye basar basmaz bu böcek bombayı patlatıyorum ve hedefi berhava ediyorum. Üstelik oturduğum yerden bunu yapıyorum; ortada insan falan yok, kimseyi tehlikeye atmıyorum.

Artık, savaşlar yavaş yavaş, âdeta sanal savaşa dönüşmeye başlayacak. Oturulan yerden yapılacak ve insansız olarak başarılacak. Bütün bunlar ne ile mümkün? Elbette teknoloji ile mümkün (onu da başarmışız ve yakında uygulayacağız inşaallah…)

İşte Müslümanlar teknolojik bakımdan böyle ileri geçtikleri zaman, onların 40 tane uçak gemisine karşı artık bizim 80 tane uçak gemisi yapmamıza falan gerek kalmayacaktır. Sadece onun attığı füzeyi özel teknolojiler ve elektromanyetik sistemlerle kontrolümüze alırız, geri çevirip kendi gemisinin üzerinde patlatırız. Böylece o uçak gemisi bizim sayılır. Ve bu da çok az bir parayla yapılır. 80 tane uçak gemisinin parasıyla kıyaslanmayacak kadar (küçük harcamalarla başarılır)!” buyurmuşlardı.

Ancaak!.. 1974 şanlı Kıbrıs çıkarmamızda bize her türlü desteği sağlayan Kaddafi’yi sonunda kuduz Haçlıların kucağına atan ucuz kahramanların… Daha önceleri “Kardeşim” dediği Venezuela Başkanı Maduro’nun “Uyuşturucu imalatı ve ihracatıyla” suçlanıp, eşiyle yatağından alınarak ABD’ye kaçırılması korsanlığını, kısık ve pısırık bir sesle ve esefle kınayanların, dünyanın baş belası Siyonist ve emperyalist odaklara karşı koyamayacakları ve onlarla başa çıkamayacakları açıktır.

Artık ülkemizin, bölgemizin ve insanlık âleminin Erbakanca bir duruşa ve Milli Çözüm açılımına ihtiyacı vardır. Lütfen hatırlayınız!

• 10 ay önce İspanya-Portekiz merkezli tüm Batı Avrupa’yı şaşkınlığa uğratan yaygın ve nedeni kayıp elektrik kesintileri yaşanmıştı…

• 3 ay kadar önce Yunanistan’da Hava Trafiğini felç eden Radyo Frekans kopuklukları ve nedeni bilinmeyen Kule-Pilot irtibatının sağlanamaması, Yunanistan’ı şaşkınlığa uğratmıştı.

İşte bunlar Erbakan Hocamızın bu özel ve gizli teknoloji harikalarının hem mümkün olduğunu hem de önemini ve lüzumunu bir kez daha ortaya çıkarmıştı.

Soranlar çıkmaktaydı; iyi de bu teknolojiler varsa niye kullanılmazdı?

1- Çıbanları olgunlaşmadan deşmek yanlıştı…

2- Sağcı, solcu ve din istismarcısı bütün parti ve sistemlerin iflasından sonra Hakkın va’di ve tecellisi ortaya çıkardı. Düşünün 3-5 sene önce İsrail’e vurulsa, herkes haksız çıkarırdı; ama bugün vurulduğunda dünya alkışlardı!

Artık Adil Düzen’e ve Milli Çözüme inanan kadrolar eliyle, ülkemizde ve yeryüzünde gerçek barış ve bereketi sağlayacak bir değişim ve devrim kaçınılmazdır!

Yakinen biliyoruz ki; simülatör sistemiyle, bu özel ve orijinal uçakların; hem de kendilerine zarar vermeden çok çeşitli denemeler rahatlıkla yapılmıştır. Bütün bunlarda seri imalat safhasına gelinmiş durumdadır. Her türlü silah ve teknolojik araç ve gereçler üretilip savunma ihtiyaçlarımız için hazırlanmıştır. Bütün bu özgün başarı ve birikimlerin, şanlı ordumuzun hizmetine sunulacağı günler yakındır!

• Evet, pilotsuz uçakların ve her türlü bilgisayarlı araç gereçlerin,

• Duvardan, kapıdan, mayınlı ortamdan, tel örgülü ve elektrikli manialardan aşan ve hedefine ulaşıp görevini yapan, yürüyen teknolojik böceklerin,

• Ulusal ve uluslararası her türlü stratejik konuşma ve yazışmaları dinleyecek ve değerlendirecek, ama kendisi asla çözülmeyecek son sistem iletişim aletlerinin hepsi hazırdır! Düşmanların tamamının bilgisayar sistemlerini, teknolojik projelerini, hıyanet ve saldırı girişimlerini, çok özel ve gizli casusluk şebekelerini takip ve tahrip edici, sentetik ilaç kapsülleri benzeri, uzaktan kumandalı ve fark edilmesi imkânsız; bir nevi “suni cin” modelleri hazırdır.

SİLAHLARIN ATEŞ ALMAYACAĞI YENİ BİR DÖNEME DOĞRU!..

Bunların tasarım ve proje başlangıçlarını, Model ve deneme safhalarını, Seri üretim ve geliştirme aşamalarını, gerçek ve örnek video çekimleriyle gösteren tanıtım filmi, bizde hayret ve hayranlık uyandırmış ve: “Ahir zamanda ve Hz. Mehdi’nin Deccal’e karşı kutlu savaşında “barut ateş almayacak, silahlar patlamayacak” mealinde müjdelenen haberlerin nasıl hakikat olacağı böylece ispatlanmıştır.

Amerika, Avrupa, Çin, Rusya, Hindistan; bir akşam bakacaklar ki:

• Elektrik dağıtım şebekeleri devre dışı bırakılmış…

• Tüm bilgisayar faaliyetleri askıya alınmış…

• Bütün telefon ve iletişim bağları koparılmış…

• Sivil ve Askeri istihbarat sistemleri çalınmış ve çalışmaz duruma taşınmış…

• Kıtalararası balistik ve nükleer başlık rampalarındaki füzelerin ateşleme mekanizmalarının, metalik virüslerle çürütüldüğünün; patlamaz ve işe yaramaz bir hal almış olduğunun farkına vardıklarında…

İşte bu duruma bu süper zalim odaklar bir gece dayanamazlar ve 2 gün bu teknolojik ambargo uygulanırsa, hepsi mecburen teslim olacak ve Adil Düzen şartlarına uyacaklar!..

اَمَّنْ هٰذَا الَّذ۪ي هُوَ جُنْدٌ لَكُمْ يَنْصُرُكُمْ مِنْ دُونِ الرَّحْمٰنِۜ اِنِ الْكَافِرُونَ اِلَّا ف۪ي غُرُورٍۚ

“(Ey Siyonist ve emperyalist zalim güçler ve Allah’tan ziyade bunlardan çekinen ve güvenen gafiller! İşte bu yegâne kuvvet ve kudret sahibi olan) Rahman’a karşı (ve O’na rağmen), size yardım edeceğine (inandığınız ve süper güç sandığınız) şu sizin ordunuz (uçak gemilerinizden, balistik füzelerinizden ve tank roketlerinizden oluşan bir sürü devasa filonuz; Cenab-ı Hakkın Kudreti karşısında neymiş ve) kimmiş (ki korkup onlara sığınmaktasınız…?) Oysa gerçekte bütün kâfirler, (ve onlardan korkan gafiller) sadece boş bir gurur ve aldanış içinde bulunmaktadırlar.” (Mülk: 20)

Bugün sadece kişilerin değil, ülkelerin, stratejik birimlerin ve istihbarat örgütlerinin bütün gizli bilgileri maalesef birkaç küresel Siyonist iletişim şirketlerinin elinde bulunmaktadır. İşte önce bu tekeli kırmakla işe başlamalı ve bunu gerçekleştirecek teknoloji harikalarına sahip olunmalıydı... Bunu tek başaran ise Erbakan’dır ve Onun sadıkları kullanacaktır!..

Bütün bu harika hazırlıklar, kesinlikle güdük kalmayacak ve boşa çıkmayacaktır. Bu üstün teknolojileri ve insani projeleri uygulayacak ekipler ve takipçiler elbette görevini yapacak ve Erbakan’ın Milli görüş davasını hedefine taşıyacaktır…

Evet bu iktidar döneminde İHA’lar ve SİHA’lar gibi birtakım savunma teknolojilerinde ve Erbakan Hocamızın attığı temeller üzerinde bazı sevindirici gelişmeler yaşanmıştır. Ama bunlar, maalesef İsrail’e ve Batılı güçlere kafa tutacak ve caydıracak yeterlilikten uzaktır. Artık cesaret ve dirayet ehli iktidarlara ve zalim odakların bilmedikleri ve beklemedikleri teknoloji harikalarına kesin ihtiyaç vardır.

Bakınız; asgari ücret 27 bin lira ama açlık sınırı 32 bin liradır. Memur maaşı 40 bin ama yoksulluk sınırı 102 bin liradır. Milletimizi bu sefalete mahkûm edenlerle huzurlu bir kalkınma ve onurlu bir savunma imkânsızdır. 10 yıl önce halkın %42’si gelecek umudunu yitirmiş durumdaydı, bugün halkın %80’i bu iktidarla ve Cumhur İttifakı’yla düze çıkma ümidini kaybetmiş bulunmaktadır.

‘’ERBAKAN’’ DEMEK NE DEMEKTİR?.

Hep söylüyoruz: Başbakan olmak, Cumhurbaşkanı olmak kolaydır. Zor olan Erbakan olmaktır. Bu ülkenin Erbakan’a yani Onun programlarına ihtiyacı vardır.

Çünkü Erbakan: Erkence bakan, herkesten önce tehlikenin farkına varan feraset-basiret sahibi olmaktır.

Çünkü Erbakan: Olaylara ergince-ermişce bakmaktır.

Çünkü Erbakan: İç ve dış tehditlere tam erce, yani erkekçe yaklaşmak, gerçeklere sahip çıkmaktır.

Şu hale bakın!

Neymiş, TOGG araba yaptık, elektrik motoru Almanya Bosch firmasından geliyor…

İHA’ların-SİHA’ların, motorları Kanada ve Ukrayna’dan alınıyor…

KAAN uçağıyla havalar atıldı, motoru Amerika’dan yollanıyor… Amerikalı 11 aydır bu motorları göndermediği için KAAN atölyesi kapalı duruyor. Bakın fabrikası demiyorum… Neymiş, 2034’te yerli motor yapımı hedefleniyormuş!..

İKİ LİDER: ATATÜRK VE ERBAKAN

Dostlar, Cumhuriyet tarihimiz boyunca ülkemizin ve milletimizin sorunlarını aşmaya ve mutlu-onurlu bir gelecek kurgulamaya çalışan, dirayet ve cesaret ehli iki Lider tanıyoruz… Biri Mustafa Kemal Atatürk’tür… Diğeri Erbakan Hocamızdır!..

Kıyaslamanız, yani karşılaştırma yapmanız için bir tek olay anlatayım. Atatürk, Nahcivan’la aramızdaki İran topraklarını, Şah Rıza Pehlevi’yi ikna ederek Küçük Ağrı’nın arka yüzüyle değiş tokuş yapmak suretiyle, ileride Azerbaycan ve Orta Asya ile bir irtibat yolunun temellerini atmıştı. Bu tarihi ve talihli gerçeği Milli Çözüm Dergimiz belgeleriyle gün yüzüne çıkarmıştı. Ama maalesef, bugünkü iktidarlar, Zengezur Koridorunu 100 yıllığına ABD’nin Trump’ın şirketine bırakmış, yani Amerika patron Türkiye garson yapılmıştı.

Oysa Cumhur İttifakı biraz diretse, bu proje Türkiye’nin kontrolünde olacaktı ve ABD Ermenistan’a daha şimdiden 1000 asker konuşlandırıp ülkemizi kuşatmayacaktı. Zavallı Ulaştırma Bakanı: “Nahçıvan’dan Karadeniz’e varacak hat üzerinde lokantalarımız ve istasyonlarımız üzerinden büyük gelir sağlayacağız!” edebiyatıyla “Gavurlara patronluk, halkımıza garsonluk” durumuna razı olmuşlardı.

SÜPER GÜÇ OLMAK İÇİN NELER GEREKİYOR?

Değerli dostlar; Süper Güç olmak ve dünya dengelerini oluşturmak için:

• Ekonomik üstünlük gereklidir, ama yeterli değildir… Bakın Almanya Süper Güç sayılmıyordu.

• Süper Güç olmak için, teknolojik üstünlük de gereklidir, ama yeterli değildir... Bu yüzden örneğin Japonya Süper Güç sayılmıyordu.

• Süper Güç olmak için nüfus yoğunluğu ve askeri üstünlük de gereklidir, ama yeterli değildir. Bu nedenle işte Hindistan Süper Güç sayılmıyordu.

• Süper Güç olmak için jeopolitik konum ve imparatorluk deneyimi de çok önemlidir. Ama Türkiye’miz bu avantajına rağmen, şimdilik Süper Güç olamıyordu; ancak tarihe yön verecek yakın günleri bekliyordu…

• Süper Güç olmak ve tarihi devrimlere öncülük yapmak için, yukarıda sayılan; Ekonomik, Teknolojik, Askeri ve Jeopolitik imkânlara sahip olmak yanında; stratejik bir beyne, harika teknolojik keşiflere ve tüm insanlığa huzur ve refah sağlayacak bir Adil Düzen projesine ihtiyaç vardı… İşte Türkiye’nin şansı, bu seçkin Beyne, Birikime, bu Bilge şahsiyete ve Yeni-Orijinal Adil sistem projelerine sahip olmasıydı!.. İnanıyoruz ve bekliyoruz! “Venezuela, Kanada ve Grönland bize lazımdır” diyen ve İran’a hücum eden Trump ve vahşi aygır Amerika’yı…

Ukrayna’ya saldıran ve tüm Türki Cumhuriyetleri hâlâ sömürüp duran Kutup Ayısı Rusya’yı…

İmansız ve vicdansız bir tavırla Sincan-Doğu Türkistan Müslümanlarını ve kendi halkını ezmekten sakınmayan Çin canavarını hizaya sokacak ve teslime mecbur bırakacak teknoloji harikalarının kullanılacağı ve insanlığın kurtulacağı günler yakındır!.. Aman dikkat edin!

Bu müjdeyi veren, kâinatın sahibi Allah’tır ve O’nun kelâmı Kur’an-ı Azimüşşan’dır… 300 milyar Galaksinin… Her birinde 250 milyar Güneş gibi yıldız kümesinin Yüce Yaratıcısı… Ki bu Galaksilerin birbirlerinden uzaklık arası 5 milyon IŞIK YILINA ulaşmaktadır. Bildiğiniz gibi ışık, saniyede 300 bin km yol almaktadır. Bu bir yılda yaklaşık 10 trilyon km’yi bulmaktadır. Şimdi 5 milyon kere 10 trilyon km’lik mesafeyi yazacak hesap makinesi ve bilgisayar aleti bulunmamaktadır. İşte bu muhteşem Kâinatın Rabbi ve Sahibi olan Allah, İsrâ Suresi 4-5-6 ve 7. ayetlerinde; “Tarih boyunca iki sefer devlet kurup şımaracak olan Benî İsrail’in, bu kuduz azgınlık sürecinin çok yakında son bulacağını ve inançlı-seçkin kulları eliyle Adil bir Dünyanın kurulacağını” müjde buyuran da Cenab-ı Hak’tır.

Birleşmiş Milletler Yeni Düzen Komisyonu Başkanı Nobel ödüllü Prof. Ervin Lazzo’nun: “Kırk yıldır hayalini kurduğum tüm insani değerleri ve ihtiyaci gerekleri içinde barındıran, Erbakan’ın hazırladığı Adil Düzen olduğunu fark etmenin bahtiyarlığını yaşamaktayım!” dediği Adil Düzen Devrimi yakındır. O kutlu zaferlerde ve o mutlu günlerde buluşmak üzere…

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *