Konya Postası yazarlarından da olan Uzman Klinik Psikolog Özge Şahin, insanların sürekli mutlu hissetme zorunluluğu altında yaşamasının en büyük nedenlerinden birinin sosyal medyada oluşturulan sahte mutluluk algısı olduğunu söyledi.

“SAHTE MUTLULUK ALGISI BASKIYI ARTIRIYOR”
Şahin, günümüzde mutluluğun adeta bir zorunluluk ve performans baskısına dönüştüğünü ifade ederek, “Çağımızın son modası ya da çağımızın vebası demek daha doğru olacaktır son zamanlarda hızla yayılan ‘iyi hissetmeliyim’ düşüncesi. Toplumsal olarak insanlara dayatılan sürekli mutlu hissetme zorunluluğu giderek yaygınlaşıyor. Sosyal medyada yer alan filtreli sahte mutluluk tablosu insanları gerçeklikten koparıyor ve sürekli mutlu hissetmeliyim düşüncesine itiyor. Mutlu hissetmek adeta performans kaygısına dönüştü.” dedi.
“SADECE MUTLULUĞA ODAKLANMAK TEHLİKELİ”
Sürekli mutluluk arayışının diğer duyguların yok sayılmasına neden olduğunu vurgulayan Şahin, bunun insan psikolojisi için tehlikeli bir süreç oluşturduğunu belirterek, “Diğer tüm duyguları; üzüntüyü, öfkeyi, can sıkıntısını yok sayarak sadece mutlu olma hedefi kişinin doğal duygularını bastırmasına neden oluyor. Oysa mutluluk dediğimiz duygu, diğer duyguları yaşayarak anlam kazanır. Nasıl ki geceyi geçirmeden sabaha varılmazsa, kışı yaşamadan baharı hissedemeyiz.” diye konuştu.

GENÇLER CAN SIKINTISINA TAHAMMÜL ETMEKTE ZORLANIYOR
Toplumda özellikle genç neslin can sıkıntısına tahammül etmekte zorlandığını söyleyen Şahin, sosyal medyada yayılan motivasyon içeriklerinin de bu baskıyı artırdığını vurgulayarak, “Sosyal medyada sürekli ‘mutlu olmanın yolları’, ‘başarının sırları’ gibi paylaşımlar görüyoruz. Bir bakıyorsunuz herkes kendini geliştiren, sürekli üreten, sürekli tatil yapan insanlar gibi gösteriliyor. Bu da insanlarda hem sürekli mutlu olma hem de her günü verimli geçirmek zorundaymış hissi yaratıyor. Kısaca “duygusal vitrincilik” hızla yayılıyor. Paylaşımları sadece o güne değil de sürekli olduğunun yanılgısına düşen yeni bir nesil ortaya çıkıyor. Bunun devamında ise “mutlu olmalıyım, her an aktif olmalı ve keyif almalıyım” düşüncesi güçleniyor.” ifadelerini kullandı.
“BÜTÜN DUYGULAR HAYATIN BİR PARÇASI”
Şahin, tüm duyguların insan hayatında işlevsel olduğunu belirterek duyguların bir bütün olarak kabul edilmesi gerektiğini söyleyerek şu ifadeleri kullandı:
“Bütün duygular işlevseldir. Öfke, stres, üzüntü, korku, heyecan… Hepsi hayatın bir parçası. Sadece mutluluğa odaklanmak hayatın dengesini bozar. Bazen ağlamak, bazen can sıkılması, bazen hiçbir şey yapmadan bir gün geçirmek de hayatın doğal akışıdır.”
“SÜREKLİ MUTLU OLAMAYIZ”
Toplumda yaygınlaşan “iyi hissetme zorunluluğu”nun duyguların bastırılmasına yol açtığını belirten Şahin, insanların hissettikleri duygularla yüzleşmeleri gerektiğini söyleyerek sözlerini şu şekilde tamamladı:
“Sürekli mutlu olamayız. Hissettiğimiz tüm duygular bizi biz yapan temel taşlardır. Taşları yerinden oynatmaya gerek yok. Hayatın akışında kaldığımızda mutluluk zaten kendiliğinden gelir.”
