Üniversite adayları için hayatlarının en kritik dönemlerinden biri olan tercih süreci devam ederken, uzmanlardan ezber bozan uyarılar geliyor. Gazetemize özel açıklamalarda bulunan Necmettin Erbakan Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik (PDR) Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. H. İrem Özteke Kozan, tercih sürecinin genellikle puanlar, sıralamalar ve popüler bölümler üzerinden değerlendirildiğine dikkat çekerek, bu yaklaşımın geleceğin dünyasında yetersiz kalacağını belirtti.
Çalışma hayatının artık geçmişteki gibi öngörülebilir olmadığını ifade eden Prof. Dr. Kozan, yapay zeka, otomasyon, büyük veri ve biyoteknoloji gibi alanlardaki hızlı gelişmelerin meslekleri dönüştürdüğünü, yeni çalışma alanları yarattığını vurguladı.

"DİPLOMA TEK BAŞINA GÜÇLÜ BİR KARİYERİN GARANTİSİ DEĞİLDİR"
Geleceğin iş dünyasında başarılı olmanın yolunun değişime uyum sağlamaktan geçtiğini belirten Kozan, “Gelecekte yok olacak olan yalnızca bazı meslekler değildir; değişime uyum sağlayamayan beceriler de hızla değer kaybetmektedir. Artık diploma tek başına güçlü bir kariyerin garantisi değildir. Üniversiteler bilgi aktaran kurumlar olmaktan çok, öğrenmeyi öğreten, eleştirel düşünmeyi geliştiren ve yaşam boyu öğrenme alışkanlığı kazandıran kurumlar hâline gelmektedir. Bu nedenle üniversite tercihi yapılırken yalnızca bölümün bugünkü popülerliğine bakmak yanıltıcı olabilir. Bundan on yıl önce oldukça gözde görülen bazı alanlarda bugün istihdam sorunları yaşanırken, geçmişte çok az kişinin tercih ettiği bazı disiplinler günümüzde önemli fırsatlar sunmaktadır. Asıl belirleyici olan, bireyin değişime açık olması ve kendisini sürekli geliştirebilmesidir.” dedi.
TERCİHTE TEMEL KRİTER: KENDİNİ TANIMAK
Gençlerin tercih sürecinde kendilerini tanımalarının en az sınav puanları kadar önemli olduğunun altını çizen Prof. Dr. Kozan, yanlış tercihlerin mutsuzluk ve mesleki tükenmişlik gibi sorunlar getirebileceğini ifade etti.
Kozan, “İlgi alanlarını, güçlü yönlerini, kişilik özelliklerini, yaşam değerlerini ve çalışma biçimlerini değerlendirmeden yapılan tercihler, ilerleyen yıllarda mutsuzluk ve mesleki tükenmişlik riskini artırabilmektedir. Bir meslek yalnızca ekonomik kazanç sağlamaz; aynı zamanda bireyin yaşam doyumunu, psikolojik iyi oluşunu ve kendini gerçekleştirme fırsatlarını da etkiler. Ne yazık ki bazı gençler kendi isteklerinden çok ailelerinin beklentilerini karşılamaya çalışmaktadır. Oysa araştırmalar, bireyin kendi ilgi ve yeteneklerine uygun yaptığı meslek seçimlerinin akademik başarıyı, iş doyumunu ve kariyer başarısını önemli ölçüde artırdığını göstermektedir. Ailenin görevi karar vermek değil, sağlıklı karar verebilmesi için gence destek olmaktır.” diye konuştu.

GELECEĞİN GÖZDE MESLEKLERİ: TEKNOLOJİ VE İNSAN ODAKLI ALANLAR
Teknolojik gelişmelerle birlikte yapay zeka, siber güvenlik, robotik, yenilenebilir enerji gibi alanlardaki mesleklerin önem kazanacağını belirten Kozan, insan odaklı mesleklerin de vazgeçilmez olacağını vurguladı.
Kozan, “Uluslararası raporlar, özellikle yapay zekâ, dijital dönüşüm, iklim değişikliği ve yaşlanan nüfusun iş gücü üzerindeki etkilerine dikkat çekiyor. Önümüzdeki yıllarda yapay zekâ mühendisleri, veri bilimcileri, makine öğrenmesi uzmanları, siber güvenlik uzmanları, bulut bilişim uzmanları, robotik ve otomasyon mühendisleri, yazılım geliştiriciler, biyomedikal mühendisleri, genetik ve biyoteknoloji uzmanları, yenilenebilir enerji mühendisleri, sürdürülebilirlik danışmanları ve iklim politikaları uzmanları önemli ölçüde ihtiyaç duyulan meslek grupları arasında yer alacak.” ifadelerini kullandı.

"DEĞİŞİME UYUM SAĞLAYANLAR ÖNE ÇIKACAK"
Yapay zekanın insanın bazı yeteneklerinin yerini alamayacağını belirten Prof. Dr. Kozan sözlerini şöyle tamamladı:
“Yalnızca teknoloji odaklı meslekler değil, insan odaklı meslekler de değer kazanmaya devam edecek. Psikolojik danışmanlar, psikologlar, özel eğitim uzmanları, dil ve konuşma terapistleri, ergoterapistler, yaşlı bakım uzmanları, dijital eğitim tasarımcıları, kariyer danışmanları ve yaşam boyu öğrenme uzmanları, artan psikolojik destek ihtiyacı ve değişen eğitim anlayışıyla birlikte daha fazla önem kazanacaktır. Çünkü yapay zekâ bilgi üretebilir; ancak empati kurma, etik karar verme, güven ilişkisi oluşturma ve insan davranışını bütüncül biçimde değerlendirme gibi beceriler hâlâ insana özgüdür. Gençler bugünün değil, geleceğin dünyasını düşünerek karar vermelidir. Meslekler değişecektir, teknolojiler gelişecektir, çalışma biçimleri dönüşecektir. Ancak öğrenmeye açık kalan, kendini geliştirmeye devam eden ve değişime uyum sağlayabilen bireyler her dönemde güçlü bir yer bulacaktır.”
