AŞIRI YAĞIŞ HASAT KAYIPLARINI ARTIRABİLİR
Meteoroloji Genel Müdürlüğünün verilerine göre, Türkiye’de söz konusu dönemde düşen yağış miktarı, uzun yıllar ortalaması olan 548,5 milimetrenin üzerine çıktı. Geçen yılın aynı dönemine göre yağışlar yüzde 77 artarken, Rize 1.455,2 milimetreyle en fazla yağış alan il oldu. Adana, Hatay, İzmir, Tokat ve Yozgat’ın da aralarında bulunduğu 14 ilde ise son 66 yılın yağış rekorları kırıldı. Yağışların barajların dolması, toprak neminin artması ve yer altı su kaynaklarının beslenmesi açısından önemli olduğunu belirten Kavak, yağışın zamanlamasının da en az miktarı kadar belirleyici olduğuna dikkat çekti. Bitkinin suya ihtiyaç duyduğu dönemde yağışın üretime katkı sağladığını ifade eden Kavak, hasat dönemindeki aşırı yağışların ise ürün kayıplarına ve maliyet artışlarına neden olabileceğini kaydetti.

MISIR VE AYÇİÇEĞİNDE RİSK ARTIYOR
Hasadı henüz tamamlanmamış dane mısır ve ayçiçeği başta olmak üzere açık alanda yetiştirilen domates, biber, patlıcan ve salatalık gibi ürünlerin yağışlardan olumsuz etkilenebileceğini belirten Kavak, zararın boyutunun bölgesel koşullara, toprak yapısına, drenaj durumuna ve ürünlerin gelişim dönemine göre değişeceğini bildirdi. Kavak, çamurlaşan tarlalarda biçerdöverlerin çalışmasının zorlaşabileceğini, hasadın gecikmesinin ise mısır koçanlarında küflenme ve çürüme riskini artırabileceğini ifade etti. Hasat edilen mısırın kurutulması için daha fazla enerji harcanmasının üretim maliyetlerini yükseltebileceğini belirten Kavak, uygun koşullarda gelişen bazı mantarların insan ve hayvan sağlığı açısından risk oluşturan mikotoksinlere yol açabileceği uyarısında bulundu. Ayçiçeğinde uzun süreli nemin tabla çürüklüklerine ve kalite kayıplarına neden olabileceğini kaydeden Kavak, şiddetli yağış ve rüzgârın bitkilerin yatmasına, hasadın gecikmesine ve ürünün ekonomik değerinin düşmesine yol açabileceğini dile getirdi.
ÜRETİCİLERE DRENAJ VE DEPOLAMA UYARISI
Aşırı yağışların yalnızca ürün kaybıyla sınırlı olmadığını vurgulayan Kavak, ıslak toprağa giren ağır makinelerin özellikle killi ve drenajı zayıf arazilerde toprak sıkışmasına neden olabileceğini belirtti. Yüzey akışı ve erozyonun verimli üst toprağı taşıyabileceğini, fazla suyun bitki kök bölgesindeki nitrat azotunun yıkanmasına yol açabileceğini ifade eden Kavak, işçilik, kurutma, hastalıklarla mücadele ve pazarlama giderlerinin de üreticinin kazancını azaltabileceğine dikkat çekti. Üreticilerin öncelikle drenaj kanallarını kontrol etmesi ve tarlalarda suyun uzun süre birikmesini önlemesi gerektiğini belirten Kavak, toprak makine girişine uygun hâle gelmeden ağır araçlarla tarlaya girilmemesi gerektiğini söyledi. Sebze üreticilerinin meyve çürüklükleri ve yaprak hastalıklarını yakından izlemesini öneren Kavak, dane mısır üreticilerinin de hasat öncesinde nem ölçümü ve kurutma planlaması yapmasını, ürünleri güvenli nem düzeyine getirmeden uzun süre depolamamasını istedi.

KONYA’DA HASAT VE TARLA HAZIRLIĞI ÖNEMLİ
Konya’nın tarımsal üretim ve gıda arzı açısından stratejik bir konuma sahip olduğunu belirten Kavak, Konya Ovası başta olmak üzere üretim alanlarında hasat takviminin toprak nemi, sulama ve drenaj koşullarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Buğday, arpa ve dane mısır gibi tarla bitkilerinde hasat ve tarla hazırlığı süreçlerinin hava koşullarına göre planlanmasının önemine işaret eden Kavak, üreticilerin yağış sonrasında tarlalarını kontrol etmeleri, su birikintilerini ve ürünlerde bozulma belirtilerini izlemeleri gerektiğini kaydetti. Kavak, hasat ve pazarlama planlarının güncel meteorolojik tahminler doğrultusunda yapılmasının üretim kayıplarını azaltabileceğini belirtti.
“YAĞIŞI VERİME VE KAZANCA DÖNÜŞTÜRMELİYİZ”
Tarım teşkilatları, üniversiteler ve yerel yönetimlerin de sürece katkı sağlaması gerektiğini vurgulayan Kavak, bölgesel risklerin belirlenmesi, üreticilerin zamanında bilgilendirilmesi ve ihtiyaç duyulan alanlarda teknik destek sunulmasının önem taşıdığını ifade etti.
Kavak, yağışın tek başına her tarlada zarara yol açacağı düşüncesinin doğru olmadığını, risklerin sahadaki koşullara göre değerlendirilmesi gerektiğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı:
“Yağış gökten gelen bir nimettir. Barajları doldurması, toprağı beslemesi ve üretime katkı sağlaması büyük bir avantajdır. Ancak bu nimeti korumak ve ekonomik kazanca dönüştürmek; doğru zamanlama, teknik bilgi, planlama ve etkili tarım yönetimi gerektirir. Unutmayalım: Tarımda başarı yalnızca ne kadar yağış aldığımızla değil, bu yağışı ne ölçüde verime, kaliteye ve çiftçinin kazancına dönüştürebildiğimizle ölçülür.”
