Mahkum ve yakınlarının yoğunlaştığı konuların başında genel af beklentisi geliyor. Mahkumlar ve mahkum yakınları, toplumda ikinci bir şans elde etmek için çeşitli nedenlerle genel af taleplerinde bulunuyor. Hükümetin, bu talepleri dikkate alıp bir genel af yasasını geçirme olasılığı, mahkumlar ve ailelerinin umutlarını artırıyor. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Avukat Latif Cem Baran, Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 100. yılı vesilesiyle mutlaka genel affın çıkarılması gerektiğini ifade etti. Cezaevlerinde kapasitenin üzerde mahkum olduğuna dikkati çeken Baran, “Ülkemizde 279 kapalı cezaevi, 89 açık cezaevi, 10 kadın kapalı cezaevi, 8 kadın açık cezaevi, 9 çocuk kapalı cezaevi ve 4 tane de çocuk eğitim evi olmak üzere 399 ceza infaz kurumu bulunuyor. Bu cezaevlerinin toplam kapasitesi de 290 bin civarında. Ancak şu anda cezaevlerinde 340 bini aşkın tutuklu ve hükümlü var. Dolayısıyla cezaevlerinde kapasitenin 50 bin üzerinde insan bulunuyor. Cumhuriyetin’in 100. yılında ceza infaz kurumlarının durumu ve Türkiye’nin sosyopolitik yapısı da dikkate alınarak terör suçlarını af dışında bırakmak kaydıyla affı gündeme getirmek elzemdir” diye konuştu.

“100. YIL VESİLE OLSUN”
İnfaz Hukuku’nda ve infaz sisteminde değişlikler yapılması gerektiğini vurgulayan Baran, “İnsanların 2 ve 3. şansa ihtiyacı var. Mahkumları dört duvar arasına alarak infaz etmek yerine kamuda ve topluma faydalı işlerde çalıştırarak yeteneği ölçüsünde hem gelişimini sağlamak hem toplumdan uzak tutmamak gerekiyor. Mahkumlar cezalarını dört duvar arasında psikolojisini bozarak geçirmemeli. İnfaz hukukunu ve infaz sistemini değiştirmemiz lazım. Cumhuriyetimizin 100. yılı vesilesiyle genel af çıkarmak gerekiyor. Pandemi nedeniyle açık cezaevlerindeki yaklaşık 120 bin mahkûm izne gönderildi. İzin süresi pandemiden sonra da 31 Temmuz 2023'e kadar uzatıldı. Bu mahkûmları dışarıya alışmışken yeniden cezaevine almak doğru değil. Yasalar ve genel af hususu 31 Temmuz’a yetişmezse süreci öteleyerek hızlandırmamız gerekiyor. 2023 Türkiye Cumhuriyeti için değerli bir yıl. Bu yüzden insanlara yeni bir şans sunmak adına önemli bir durum. Bunu da göz önüne alarak 31 Temmuz’daki pandemi ötelemelerinde infaz hukuku ve af hususu hızlıca gündeme getirilmelidir” açıklamasında bulundu.

“SİYASİ DEĞİL, VİCDANİ DESTEK”
Avukat Özkan Öztürk de Türkiye’de Cumhuriyet tarihi boyunca çeşitli sebeplerden dolayı 100’ü aşkın af ilan edildiğini söyledi. 2023 yılının Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. Yılı olması sebebiyle mahkum yakınlarında af beklentisinin olduğunu belirten Av. Öztürk, “Bu güne kadar Cumhuriyet tarihimizde onlarca kez genel af düzenlemesi oldu. Cezaevlerinde yankı bulan af taleplerine bizler de bir hukuk insanı olarak destek veriyoruz. Ve bu desteğimiz siyasi bir destek değil vicdani bir destektir. Ülke olarak zor bir seçim sürecini geride bıraktık. Toplumsal noktada seçim süreci epeyce toplumu yordu ve kamplaştırdı. Türkiye Yüzyılı mottosu ile siyasal iktidar seçimi kazandı ve akabinde de yeni bir anayasa şu günlerde yeniden ifade edilmeye başlandı. Yeni bir anayasa söylemlerinin de konuşulduğu 28. dönemde milletvekillerin ellerini taşın altına koyması ve toplumun beklentilerine cevap vermesi gerekiyor. Vekillerin siyasi ayrışmaları bir yana bırakmaları ve af noktasında derinden gelen bu sese cevap vermeleri gerekiyor. Şayet yeni bir anayasa yapılacaksa bundan evvel yeniden toplumsal bir barış tesis etmemiz gerekiyor. Bunun ise ilk ve öncelik şartı genel af ile mümkün olabileceğini düşünüyoruz. Cumhuriyetin 100. yılı yeniden toplumsal barışma adına bir ümit ve umut olabilir. Bunun içinde af kaçınılmaz bir gerçeklik olarak önümüzde durmaktadır” açıklamasında bulundu.

“AFFA İHTİYAÇ VAR”
Avukat Nezih Dağdeviren ise toplumun genel bir affa ihtiyacı olduğunu söyledi. Türkiye’de çatışma ortamını besleyen çok farklı kaynakların bulunduğunu dile getiren Av. Dağdeviren, bu kaynaklarla mücadele edilmesi gerektiğine dikkati çekerek şunları söyledi: “Sürekli cezaevi yapılıyor, ilçe cezaevleri kapatılıp büyük cezaevleri de açılıyor. Ama bu sayı mevcut ihtiyacı karşılayacak oranlara erişemiyor. Cezaevleri fazlalığında Avrupa’nın lideri ve dünyada da ikinci olduğumuzu düşünürsek özellikle yeni cezaevleri yapmak yerine bununla ilgili çatışma kültürünü azaltacak problemlerin kaynaklarına inilecek tedbirleri almak lazım.”

“AF İHTİMALİ YÜKSEK”
Avukat Tuğçe Elmas ise ülkede suç işleme oranının gün geçtikçe arttığını ifade ederek, ceza sisteminde cezaların caydırıcılığı noktasında eksiklikler olduğunu söyledi. Günümüzde internet, televizyon gibi medya araçlarının insanları suç işlemeye teşvik eder hale geldiğini dile getiren Elmas, “Tutukluluk noktasında son çare olması gerekirken ‘her hâlükârda’ tutukluluk verilmesi cezaevlerinde anormal bir yoğunluğa sebebiyet veriyor. Cezaevleri halihazırda kapasitesinin en az üç katı yoğunluğa sahipken izinli mahkumların da dönmesi cezaevlerindeki işleyişi zorlayacak ve cezaevlerinin amacı olan suçluların rehabilite edilmesi için gerekli tedbirleri almanın mümkün olmamasına sebep olacaktır. Fazla yoğunluk maalesef kontrolü zorlaştıran bir husus olarak karşımızdadır. Af çıkarma yetkisi Cumhurbaşkanında olup ülkece bir seçimden yeni çıktığımız ve yaşanılan deprem felaketi de düşünüldüğünde, Cumhuriyetimizin 100. yılında af çıkması ihtimalinin yüksek olduğu kanaatindeyim” ifadelerine yer verdi. Kübra Karaburç