Konya
Kapalı
19°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
47,3794 %0.14
53,9466 %-0.09
6.168,06 % 0,22
Konya Postası Gazetesi Konya Türk Romanının serencamı konuşuldu

Türk Romanının serencamı konuşuldu

Türkiye Yazarlar Birliği Konya Şubesi’nin düzenlediği konferansta Prof. Dr. Kemal Kahramanoğlu, Dr. Gülsün Koçer ve İsmail Özen, Cumhuriyetin 100. Yılında Türk romanını anlattı

Türk Romanının serencamı konuşuldu
Okunma Süresi: 3 dk

Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Konya Şubesi’nin Cumhuriyetin 100. Yılı münasebetiyle tertip ettiği ve Selçuklu Belediyesi’nin “Fikrin Varsa Adres Belli” projesi kapsamında desteklediği kültürel etkinliklerinin üçüncüsünde bu hafta “Cumhuriyetin 100. Yılında Türk Romanı” konuşuldu Prof. Dr. Kemal Kahramanoğlu, Dr. Gülsün Koçer ve İsmail Özen’in katıldığı panel Konya İl Halk Kütüphanesi’nde yapıldı.

Prof. Dr. Kemal Kahramanoğlu “Hristiyanlıkta bir itiraf kültürü vardır. İnsanlar kendi iç dünyaları bireysel olarak itiraf ederler. Biz de itiraf kültürü yoktur. Bütün bunlar romanının olmamasının sebeplerindendir. Arap edebiyatında Roman vardır ama Roman Arap edebiyatına ait bir tür değildir. Araplar romanın batıdan almışlardır. Aslında batıda boşluğu olan bir toplumun doldurmak için ürettiği bir türdür. İslam dünyasındaki edebi türler bir hakikati aramadığınız yerde süsleme üzerine kurulmuştur” dedi. İsmail Özen “Geleneksel metinler gerçekliği ele alış biçimiyle mitlere benzer. İnsanlar hayatlarını mitler yoluyla anlamlandırır yani insanın hayatının tikel gerçekliğini mitler anlamlandırır. Mitlerin tikeline dair anlattığı her olay yani destanlar da aynı şekilde sabit ve değişmez olanın, ideaların içinde doldurmaya, onların çerçevesini çizmeye, onları belirginleştirmeye çalışır. Habil Kabil kıssasının en nihayetinde bize anlatmaya çalıştığı şey kıskançlık ve haset iddiasıdır. Bir erginleşme Tekâmül yolculuğudur ki geleneksel metinlerin büyük bir kısmında bu tekâmül yolculuğu söz konusudur. Tikelden hareketle tümele ve aramaya, kavramı ve ideayı belirginleştirmeye çalışıyoruz” dedi. Dr. Gülsün Koçer, “Romanlarda ideal kadın tasviri yapılmaya başlar başlamaz ilk 20 yıl içerisinde kadının erkekleştirildiği bir modele doğru gidildiğini görüyoruz. Bütün entelektüel beceriler erkeğe atfedilmiş, kadının bunlara sahip olması erkek gibi olduğu anlamına geliyor, ve bu da övülüyor. Elbette  kendisine çizilen sınırları aşmayacak kadar erkek gibi, çok da abartmaya gerek yok. Bildiğiniz gibi servet-i fünun Türk edebiyatının modernleşmesinde yeni bir kıvrımdır. Aslında ben bunu Türk modernleşmesinde açılmış bir parantez gibi ele almayı, görmeyi severim. Edebiyatın dışa dönük olan motivasyonu çeşitli sebeplerle kendisine yönelir, edebiyat kendi kendisinin meselesi olmaya başlar ve aslında çok da önemli bir dönemdir. Çünkü Modern Türk edebiyatının aslında kuramsal temelleri yatar bu içe kapanma sürecinde. Çok küçük bir mekâna, çok az insana, bir aileye mercek tutup onları genişçe anlatır. Bu da bizde gerçek karakterler, yaşayan karakterler yaratılmasının ilk adımıdır ve elbette yeni kadın karakterler de ortaya çıkar” dedi. (Haber Merkezi)

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız