Konya
Açık
22°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
46,8599 %0.02
53,5010 %0
6.124,77 % -0,97
Konya Postası Gazetesi Konya ŞİDDETİN KÜÇÜK GÖZLERİ

ŞİDDETİN KÜÇÜK GÖZLERİ

Aile içindeki şiddete maruz kalan ya da tanık olan çocuklar da şiddete yönelim gözlemlenirken uzmanlar ise konunun ciddiyetine dikkati çekerek ebeveynlerin bu konuda hassas olması gerektiğini ifade etti

ŞİDDETİN KÜÇÜK GÖZLERİ
Okunma Süresi: 3 dk

Çocukların tanık olduğu aile içi şiddet, onların psikolojisinde derin izler bırakabiliyor. Evde yaşanan bu tür travmatik olaylar, çocukların güven duygusunu zedelerken, ilerleyen yaşlarında duygusal, sosyal ve akademik yaşamlarını da olumsuz etkileyebiliyor. Uzmanlar ise aile içi şiddeti gözlemleyen çocukların yaşadıkları psikolojik etkilerin uzun vadede ciddi travmalara yol açabileceğine dikkat çekti.

Uzman Klinik Psikolog Özge Şahin, gazetemize özel yaptığı açıklamada aile içi şiddete tanıklık eden çocukların günlük yaşamlarında olumsuz tepkiler verebileceğini söyledi.

“ÇÖZÜM OLARAK İLK BAŞVURDUKLARI ŞİDDET OLUYOR”

Özge Şahin, “Aile içi şiddete şahit olan çocukların genelde içe kapanık olmaları, özgüvende düşüş yaşamaları, kendilerini kanıtlama ihtiyaçlarında daha fazla artış, kabul görme ihtiyaçlarının artışı ortaya çıkıyor. İletişim kurmada çok fazla problemler gördükleri de araştırmalar doğrultusunda kanıtlanıyor. Genellikle utangaç ve içe kapanık oldukları için iletişim kuramıyorlar. Utangaç olmalarının sebebi de aile içindeki o huzursuz ortam kendisine veya ailedeki diğer bireylere uygulanan şiddete şahit olması, bunun sonucunda da bir takım travmatik süreçler başlıyor. Genelde davranım bozukluğu olarak karşımıza da çıkabiliyor. Otorite ile sürekli olarak çatışma hali, şiddet ortamından dolayı şiddeti daha da normalleştirme bakış açısı gelişebiliyor. Bunun devamında da tabii ergenlikte ve yetişkinlik yıllarında daha kolay şiddete başvurabiliyorlar. Çünkü sorunları sadece şiddetle çözebilme yetisi edinmiş oluyorlar. Sağlıklı bir iletişim ortamına sahip olmadıkları için şiddetle baş edebilme veya herhangi bir kaygı durumunda çözüm olarak ilk başvurdukları şiddet oluyor. Daha sakin bir aile ortamında yetişen çocuklar iletişime açık, sorunları kontörlü bir şekilde çözme yetisine sahip olabiliyorlar” dedi. 

BAKIM VERENLER VE ÇOCUK İLE EŞ ZAMANLI TERAPİ

“Aileler çocuktaki davranış bozukluğunu fark edip terapiye gelmek istediğinde biz ailelerle eş zamanlı olarak terapiyi yürütüyoruz” ifadelerine yer veren Şahin, “Ders başarısında düşüş, kardeş kıskançlığı ve saldırgan davranışlar gözlemlendiğinde aileler başvurabiliyor ve biz o durumda şahit olduğu aile ortamı nasıl bunu daha iyi anlamak için bakım verenleri de terapiye davet ediyoruz ve o süreç genelde bakım veren ve çocuk olarak ilerliyor” diye konuştu.

AKADEMİK BAŞARILARINDA DÜŞÜŞ GÖZLEMLENEBİLİYOR

Şiddet ortamına tanıklık eden çocuğun okul başarısında düşüşler gözlemlenebildiğini, sürekli karşı gelme veya kavgaya karışma, var olduğunu belli edebilme durumlarının ortaya çıkabildiğini söyleyen Şahin, “İlk adım olarak kavgayı seçen çocukta her zaman ailedeki ortam bizi düşündürür. Yani okuldaki davranışları aile içindeki durumu ele verebilir.  Güvenli bir aile ortamında büyüyen çocuğa kıyasla  şiddet gören bir ortamda yetişen çocukta özgüvensizlik, güvenli bağlanma sorunları buna bağlı olarak okul hayatındaki akademik başarılarında düşüş, iletişim kurma becerilerinde düşüş ve genelde sosyal anksiyete dediğimiz davranış şekilleri ortaya çıkıyor. Yetişkinlikte de maalesef ki şiddete eğilimli, şiddeti normalleştirmiş daha kaba kuvvete ihtiyaç duyan bireyler yetişmiş olabiliyor” ifadelerini kullandı. 

ÇOCUK TERAPİSTİNE BAŞVURULABİLİR

Küçük yaşlarda şiddeti gözlemleyen çocuklarda ise belirtilerin daha sıkıntılı olacağını söyleyen Özge Şahin, şu açıklamalara yer verdi, “Daha ufak yaşlarda şiddete maruz kalan ya da şiddet gören bir kişiye şahit oluyorsa çocuk, alt ıslatma, tırnak yeme, daha ufak yaşlarda kaygılı bir davranış şekli gözlemleniyor ve saldırganlık ortaya çıkıyor. Bir çocuk terapistine başvurulup oyun terapisti ile bu süreçlerin, anne baba arasındaki ilişkiyi çocuğu oyunla isimlendirip çözüme ulaştırılıyor”

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız