Konya
Hafif yağmur
22°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
46,8275 %0.01
53,6361 %0.03
6.253,82 % -0,25
Konya Postası Gazetesi Konya Seyyid’in Şehri: Seydişehir

Seyyid’in Şehri: Seydişehir

HİSDER (Hikmet İlim ve Sanat Derneği) 'in düzenlediği Pazartesi Toplantısında Seydişehir Seyyid Harun Anadolu Lisesi Tarih Öğretmeni Ercan Arslan “Seydişehir’in Kuruluş Süreci ve Seyyid Harun Velî” hakkında dernek üyelerine bilgi verdi

Seyyid’in Şehri: Seydişehir
Okunma Süresi: 4 dk

Seyyid Harun Velî ile ilgili bilgileri “Makâlât-ı Seyyîd Harun” adlı eserden öğrenmekteyiz. Bu eserin üç yazma nüshası bulunmaktadır. Bu nüshaların 2‘si Konya’da diğeri Manisa’dadır. 13. yüzyılda dünyaya gelen Seyyid Harun Velî'nin soyu baba tarafından Cafer-i Sadık’a, anne tarafından ise Veysel Karanî’ye dayandığı rivayet edilir. Menkıbeye göre, Seyyid Harun Velî atalarının mezarını ziyareti sırasında deruni bir ilhamla kendisine Rum diyarına giderek Küpe Dağı eteğinde bir şehir kurması işaret edilir. Bu durum üzerine Seyyid Harun Velî görevini bırakarak 40 kişilik kafilesiyle Anadolu’ya hareket eder.”

“Adlarıyla Vatanı Yükselten Seydişehirli Şehitlerimiz, Salnamelerde Seydişehir, Şeriyye Sicillerinde Seydişehir, Çağlar Boyu Seydişehir , Seydişehir Kazasında İlköğretim Kurumları 1876-1940” adlı kitapları bulunan Tarihçi Yazar Ercan Arslan , tarih ile coğrafya arasındaki ilişkiye vurgu yaparak tarihçiyi olayları tarihe götürebilen kişi olduğunu ifade etti: “Malazgirt sonrası Oğuz boyları Anadolu’ya geldiği zaman Konya- Beyşehir arasındaki alan iskana açılmıştı. İlk yerleşim yerleri köyler olmuştur. Şehir merkezi sonradan Seyyid Harun Velî tarafından oluşturulduğu için Osmanlı mimarisinin izlerine rastlıyoruz. Tarihçiler olayları ele alırken olayın manevi yönünü göz ardı etmemeleri gerekir. Anlatılan olayların gerçekle ne kadar örtüştüğüne bakılır.” Arslan; Ferit Uğur, Çağatay Uluçay, Rüştü Ergen ve Abdurrahman Ayaz’ın yazdığı eserler yoluyla Seydişehir ve Seyyid Harun Velî hakkında bilgiye sahip olduğumuza vurgu yaptı

Seyyid Harun Velî ile ilgili bilgilerin 1555’te kardeşi Seyyid Bedrettin'in soyundan gelen Şeyh Musa oğlu Abdülkerim tarafından yazıldığı belirten Arslan " Seyyid Harun Velî ile ilgili bilgileri Makâlât-ı Seyyîd Harun adlı eserden öğrenmekteyiz. Bu eserin üç yazma nüshası bulunmaktadır. Bu nüshaların 2‘si Konya’da diğeri Manisa’dadır.

SEYYİD’İN ŞEHRİ

Bağdat yoluyla Konya'ya , buradan da Hatunsaray üzerinden Çukurçimen, Maya ve Karaviran köylerini takip ederek Pınarbaşı’na, sonra Ilıca Tepesi’ne oradan da Çiğdem Tepe denilen mevkisine gelen Seyyid Harun Velî’nin Seydişehir’in kuruluş sürecindeki rolüne değinen Arslan, “ Seyyid Şehri olarak anılacak Seydişehir'i Çiğdem Tepe üzerinde kurar. 2 yıl Konya’da Hocafakih’te inzivaya çekilmiştir. Bir bölgeye yerleşilebilmesi için devlet otoritesinden izin alınması gerekir. Bölge Beyşehir merkezli Eşrefoğulları Beyliği’nin hâkimiyet sahası içerisindedir. Seydişehir merkezinin Konya merkezli Anadolu Selçukluları ve Beyşehir merkezli Eşrefoğulları Beyliği’nin bilgisi ve müsaadesiyle kurulduğu muhakkaktır. Seyyid Harun’un Turgutoğulları ile de yakın ilişki içerisinde olduğu görülmektedir. Ilgın’daki Didiği Sultan ile Seyyid Harun Velî’nin Makalatları’nda farklı rivayetlere rastlanır. Osmanlı Devleti, Seyyid Harun’un soyuna büyük saygı göstermiş, Eşrefoğulları ve Karamanoğulları döneminden kalan vakıfları onayladığı gibi yeni vakıflar tahsis edilmiştir.”

SEYDİŞEHİR’İN KURULUŞ SÜRECİ

Ercan Arslan, şehir merkezi oluşturulurken Roma dönemi eserlerinden yararlanıldığını belirterek ,” Seyyid Harun Velî, Ilıca Tepesi’nin arkasında bulunan Antik Vervelid Harabeleri’ndeki taş malzemeleri kullanarak müritlerinin ve çevre halkının yardımı ile Çiğdem Tepe üzerine önce Ulu Kapı’yı inşa ettirir. Halkın içerisinde Hristiyan tebada bulunmaktadır. Sonra sırasıyla Hızır Kapı (Pazar Kapısı) ve Kiçi (Küçük-Evliya) Kapı tamamlandı. Pınarbaşı ve Ağıl Kaya’dan getirilen ağaçlar ile önce Savma, sonra Cuma Mescidi hamam ve okul inşa edildi. Bu ilk yapı topluluğu etrafında zamanla Seydişehir’in merkezi oluşturuldu. Seydişehir, Seyyid Hârun Külliyesi etrafında gelişmiştir. Seydişehir köyleri Malazgirt Savaşı sonrası 26 Ağustos 1071 tarihinden sonra Türk iskanına, kent merkezinden önce açılmıştır. Makalat’a göre Seyyid Hârun'un şehrin kuruluşundan sonra inzivaya çekildiği, namazlarını cemaatle savmasında eda ettiği, tefekkür içerisinde ömrünün kalan kısmını burada geçirdiği belirtilmektedir.” dedi.

Ercan Arslan konuşmasının sonunda Anadolu'nun Türkleşip İslamlaşmasında önemli vazifeler ifa eden kolonizatör Türk dervişlerinden biri olan Seyyid Harun Velî 3 Mayıs 1320’ de vefat etmiş, Vefatından sonra yerine oğlu Halife Sultan olarak geçmiştiğini türbenin Anadolu’daki önemli inanç merkezlerinden biri olduğunu söyledi. Sohbetin soru cevap kısmından sonra HİSDER Başkanı Prof. Dr. Önder Kutlu ve Tevfik Gazel tarafından Ercan Arslan’a dernek plaketi takdim edildi. Toplantı toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız