Konya
Hafif yağmur
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
49,3981 %0.03
54,9784 %-0.65
6.481,69 %-1.89
Konya Postası Gazetesi Konya Sert Mizacının Arkasındaki Nüktedan Kişilik; Osman Yüksel Serdengeçti

Sert Mizacının Arkasındaki Nüktedan Kişilik; Osman Yüksel Serdengeçti

Dr. Mustafa GÜÇLÜ: “Tanrı Dağı kadar Türk, Hira Dağı kadar Müslüman” sözüyle özdeşleşen Osman Yüksel Serdengeçti, Türk milliyetçiliğini İslami ve manevi değerlerle birlikte ele alan anlayışın öne çıkan temsilcilerinden biri oldu.Çıkardığı “Serdengeçti” dergisiyle düşüncelerini geniş kitlelere ulaştırmaya çalışarak “Yüksel “ olan soyadını “Serdengeçti” olarak değiştirdi. Yazıları nedeniyle defalarca yargılandı, hapis cezaları aldı ve yayın hayatı boyunca engellerle mücadele etti.

Sert Mizacının Arkasındaki Nüktedan Kişilik; Osman Yüksel Serdengeçti
KAYNAK: Haber Merkezi
Okunma Süresi: 7 dk

HİSDER (Hikmet İlim ve Sanat Derneği) 'in Karatay Belediyesi Şemsi Tebrizi Sosyal Tesisleri’nde düzenlediği Pazartesi Toplantıları’nda Konya Aydınlar Ocağı Başkanı Dr. Mustafa GÜÇLÜ “Osman Yüksel Serdengeçti” hakkında dernek üyelerine bilgi verdi
Türk fikir ve siyaset hayatının sıra dışı isimlerinden gazeteci, yazar, şair ve siyasetçi Osman Yüksel Serdengeçti, inancı, millî hassasiyetleri, keskin kalemi, nüktedan kişiliği ve baskılar karşısında eğilmeyen karakteriyle Türk siyasi tarihinin hafızasında önemli bir yer tutan, tek parti döneminden çok partili hayata geçiş sürecine, dergicilik faaliyetlerinden milletvekilliğine kadar uzanan hayatı, düşünceleriyle mücadelesine dikkat çeken GÜÇLÜ, konuşmasında Serdengeçti’nin hayatından kesitler sundu.
Dr. Mustafa GÜÇLÜ, Serdengeçti’nin hayatını ve mücadelesini anlatırken onun yalnızca bir gazeteci veya siyasetçi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı. Güçlü’ nün aktardığı hatıralar, Serdengeçti’nin fikir dünyasını, dönemin siyasi şartlarıyla yaşadığı çatışmaları, hapishane yıllarını, mizah anlayışını ve insani yönlerini bir arada ortaya koyuyor.“Tanrı Dağı kadar Türk, Hira Dağı kadar Müslüman” sözüyle özdeşleşen Osman Yüksel Serdengeçti, Türk milliyetçiliğini İslamî ve manevî değerlerle birlikte ele alan anlayışın öne çıkan temsilcilerinden biri oldu. Çıkardığı “Serdengeçti” dergisiyle düşüncelerini geniş kitlelere ulaştırmaya çalışan Serdengeçti, yazıları nedeniyle defalarca yargılandı, hapis cezaları aldı ve yayın hayatı boyunca engellerle karşılaştı. Buna rağmen kalemini bırakmadı; mizahı ve hicvi, siyasi mücadelesinin en etkili araçlarından biri hâline getirdi.


Akseki’den Ankara’ya Uzanan Hayat Hikâyesi
Osman Yüksel Serdengeçti, 1917 yılında Antalya’nın Akseki ilçesinde dünyaya geldi. Asıl adı Osman Zeki Yüksel olan Serdengeçti, müftü bir babanın oğlu olarak millî ve dinî değerlerin etkili olduğu bir aile ortamında yetişti. Ailesinin ilmî ve kültürel birikimi, çocukluk yıllarından itibaren onun düşünce dünyasının şekillenmesinde etkili oldu. İlköğretimini Akseki’de tamamlayan Serdengeçti, ortaokul eğitimini Antalya’da aldı. Lise öğretimini Ankara Atatürk Lisesinde bitirdikten sonra Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümüne girdi. Ancak dönemin siyasi gelişmeleri, onun hayatının yönünü değiştirdi. Serdengeçti’nin gençlik yılları, Türkiye’nin siyasi ve fikrî açıdan son derece hareketli bir dönemine rastladı. Serdengeçti’nin yaradılışı gereği hareketli, coşkulu ve öncü karaktere sahip olduğuna vurgu yapan GÜÇLÜ, “Türk Ocağı, Milliyetçiler Derneği ve Millî Türk Talebe Birliği (MTTB) gibi teşkilatlarda yaptığı konuşmalarla dikkat çekerek fikirlerini açıkça dile getirmekten çekinmeyen Serdengeçti'nin zamanla dönemin milliyetçi ve muhafazakâr gençlik üzerinde etkili isimlerden biri hâline geldiğine dikkat çekti.
3 Mayıs 1944 Olayları 
Osman Yüksel Serdengeçti’nin hayatındaki en önemli kırılmalardan biri, 1944 yılında yaşanan olaylar sonucu öğrenimini yarıda bırakmak zorunda kaldığına değinen GÜÇLÜ, “Serdengeçti; Alparslan Türkeş, Nihal Atsız, Reha Oğuz Türkkan ve Fethi Tevetoğlu gibi dönemin Türkçü isimleriyle birlikte tutuklanarak tabutlukta işkenceye tabi tutuluyor. Bu dönem Serdengeçti’nin hayatında derin izler bırakıyor. Üniversitedeki öğrenimini tamamlamasına izin verilmiyor. Serdengeçti, eğitimine devam edebilmek için girişimlerde bulunuyor ancak istediği sonucu alamıyor. Bunun üzerine dönemin Millî Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel’e hitaben kaleme aldığı dilekçeyle tepkisini son derece sert bir dille ortaya koyuyor. “Yüksek Vekâletin Alçak Vekiline” başlığı, onun bürokratik otorite karşısındaki tavrını ve eleştiri üslubunu gösteren en çarpıcı örneklerden biri olarak hafızalara kazındı.” dedi.
“Yüksel” Soyadı “Serdengeçti” Oluyor
GÜÇLÜ, Osman Yüksel Serdengeçti’nin adını geniş kitlelere duyuran en önemli faaliyetlerinden biri, 1947 yılında yayımlamaya başladığı “Serdengeçti” dergisinin soyadı olarak almasını sağladığına dikkat çekerek derginin kapağında yer alan “Allah’a, millete, vatana koşanların dergisi” ifadesi, yayın organının temel yaklaşımını özetliyordu:” İslam’ı, Türk milletini, tarihi, gelenekleri ve kutsal değerleri savunmayı amaçlayan dergi, Serdengeçti’nin fikir dünyasının yazılı ifadesi hâline geldi. Dergi, yalnızca güncel siyasi olaylara ilişkin değerlendirmeler yayımlayan bir yayın organı değildi. Aynı zamanda dönemin toplumsal ve kültürel tartışmalarına müdahil olan, geleneksel değerlerin korunmasını savunan ve yönetim uygulamalarını eleştiren bir fikir platformuydu. Serdengeçti, tek parti döneminin din ve vicdan hürriyeti, milliyetçilik ve geleneksel değerlerle ilgili politikalarına karşı sert bir muhalefet geliştirdi. Serdengeçti, 15 yıllık yayın hayatında yalnızca 33 sayı çıkarabildi. Derginin son sayısı 15 Şubat 1962 tarihinde yayımlandı. Batılılaşmanın belirli biçimlerine, materyalist düşünceye ve toplumun tarihî-kültürel bağlarından uzaklaştırılmasına karşı çıktı.” ifadelerini kullandı.
Serdengeçti’nin fikir mücadelesinin bedeli, yalnızca dergisinin toplatılmasıyla sınırlı kalmadı. Yazıları, konuşmaları ve siyasi tutumu nedeniyle hayatı boyunca defalarca yargılandı.GÜÇLÜ, Serdengeçti’nin 92 defa mahkemeye çıkarıldığını ve 8 defa ceza aldığını, 5 yıl hapis yattığına değinen GÜÇLÜ, Serdengeçti’nin Konya Hapishanesinde de kaldığını hatırlatarak onun hayatının önemli bir bölümünün yargılamalar ve tutukluluklarla geçtiğini ifade etti: “ Farklı dönemlerde hapis yatan Serdengeçti, bu süreçte yaşadığı sıkıntılara rağmen yazarlığını sürdürdü. Dergisinin kapatılması, matbaaların baskı yapmaktan çekinmesi ve hakkında açılan davalar, onu düşüncelerini açıklamaktan vazgeçirmedi. Serdengeçti’nin siyasi iktidarlara karşı tavrı, yalnızca tek parti dönemiyle sınırlı değildi. Çok partili hayata geçildikten sonra da siyasetçileri ve yöneticileri eleştirmekten geri durmadı. Bu durum, onun muhalefet anlayışının yalnızca bir siyasi partiye karşı çıkmaktan ibaret olmadığını gösteriyordu. ”İsmet İnönü başta olmak üzere Nevzat Tandoğan, Hasan Âli Yücel, Behice Boran, Pertev Naili Boratav, Sabahattin Ali, Falih Rıfkı Atay, Ahmet Emin Yalman gibi dönemin önemli isimleriyle sürekli mücadele içinde olduğuna değindi.
Sert Mizacının Arkasındaki Nüktedan Kişiliği
Osman Yüksel Serdengeçti denildiğinde akla gelen özelliklerden biri de hiciv ve mizah yeteneğidir. Sert siyasi eleştirileriyle tanınmasına rağmen günlük hayatında esprili, hazırcevap ve nüktedan bir kişiliğe sahipti. Güçlü, Serdengeçti’nin en dikkat çekici yönlerinden birinin bu mizah anlayışı olduğunu belirterek onun zor şartlarda dahi espri yapabildiğini anlattı; ““Şu hayatta ne çektiysem iki İsmet'ten çektim. Biri hürriyetimi, biri de zürriyetimi aldı.” Osman Yüksel Serdengeçti’nin yakın çevresinde Türk düşünce ve edebiyat hayatının önemli isimleri bulunuyordu. Bunlardan biri de Necip Fazıl Kısakürek’in olduğuna değinen GÜÇLÜ , Serdengeçti ile Necip Fazıl arasındaki ilişkiye değinerek iki ismin farklı özelliklerine dikkat çekti. 
Siyasete Girişi ve Milletvekilliği Dönemi
1954 yılında milletvekili adayı olmak istediği, ancak bu isteğinin gerçekleşmediği aktarılarak 1960 darbesinin ardından yeniden siyasi mücadeleye yöneldi. 1961 seçimlerinde Konya’dan bağımsız milletvekili adayı olmayı planladı. Ancak seçim öncesinde tutuklanması nedeniyle seçime katılamadı. GÜÇLÜ, Serdengeçti’nin Konya ile ilişkilerine de değinerek onun 1969 seçimleri öncesinde Konya’dan aday gösterilmesinin istendiğini, ancak bu girişimin gerçekleşmediğini anlattı. Bu süreçte Konya’daki maneviyatçı çevrelerin Necmettin Erbakan’ı desteklediğini belirtti: “Serdengeçti, 1965 genel seçimlerinde Adalet Partisi listesinden Antalya milletvekili seçilerek Türkiye Büyük Millet Meclisine girdi. Böylece yıllarca yazıları nedeniyle yargılanan ve siyasi iktidarlarla mücadele eden bir isim, bu kez yasama organında görev yapmaya başladı. Ancak milletvekilliği, onun eleştirel tavrını değiştirmedi. Parti yönetimiyle yaşadığı anlaşmazlıklar ve yönelttiği eleştiriler, siyasi kariyerinde yeni bir kırılmaya neden oldu. 1 Ocak 1967'de Adalet Partisinden ihraç ediliyor. ilk defa meclise gittiğinde döner kapıdan çıkamayıp sürekli dönünce, “Döneklik kapıda başlıyor diye bir espri yapar.” Adalet Partisinden ayrıldıktan sonra Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi ve Millî Selamet Partisi serüvenleri üzerinde durdu.
Parkinson Hastalığıyla Geçen Son Yıllar
Osman Yüksel Serdengeçti’nin hayatının son dönemleri, sağlık sorunlarıyla mücadele içinde geçtiğini, Parkinson hastalığının geç fark edildiğini GÜÇLÜ, Serdengeçti ile Mart 1983'te tanıştığını, Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesinde görev yaptığı dönemde Serdengeçti’nin 45 gün boyunca yanında bulunduğunu, onun hatıralarını dinleme fırsatı elde ettiğini 10 Kasım 1983 tarihinde Ankara’da hayatını kaybettiğine değinerek AYASOFYA şiiriyle konuşmasını tamamladı.

 Sohbetin soru cevap kısmından sonra Konya Aydınlar Ocağı Başkanı Dr. Mustafa Güçlü ’ye HİSDER Başkanı Dr. Önder Kutlu, Tevfik GAZEL ve Mustafa GÜLER tarafından derneğin hediyesi takdim edildi.

 Toplantı toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız