Ramazan Bayramı ve kurban da düzenli bir şekilde kutlanmıştır.
Bu bayramlar resmi bayram niteliğinde olup sabahın erken saatlerinde sultan, sultanın oğulları, yöneticiler ve sarayın diğer erbabıyla bayramgâh denilen yerde, bayram namazı kılınarak başlamaktadır. Saraya dönüldükten sonra kutlamalar yemek ve eğlence ile devam eder. Bu sırada sultan, hanedan mensuplarının, devlet adamlarının ve halkın tebriklerini kabul eder ve salonda yemeğe geçilir. Şairler şiirlerini söyler, müzisyenler sanatlarını icra eder.
Selçuklu döneminin yöneticileri Ramazan ayına diğer aylardan daha fazla hürmet göstermişlerdir.
Oruç ibadetine sıkı sıkıya bağlanmışlardır.
RAMAZAN AYININ MEVSİMİNE GÖRE YERLEŞİM ALANLARI SEÇİLMİŞTİR
Ramazan ayının rastladığı mevsime göre yerleşim yerlerini seçmişlerdir.
Horasan, Nişabur, Belh, Merv gibi yerler Ramazanın kışa rastlamasında Haveran, Dandanakan, Herat gibi şehirler ise Ramazanın yaz dönemine rastlamasında yerleşim yeri olarak tercih edilmiştir.
XII. ve XIII. Yüzyıllarda Selçuklu Türklerinde her din ve mezhep grubuna hoşgörü vardır.
SELÇUKLU TÜRKMENLERİ ORUÇLARINI TUTMUŞLARDIR
Oruç tutanlara karşı ayrı bir hoşgörülü olan Selçuklu Türkmenleri oruç tutmuşlar, tutmayanları toplumdan dışlamamışlardır.
Derviş gazilerin inanç ve davranışlarında dini müsamaha ile birlikte cihat ve İslamlaştırma anlayışı birlikte olduğundan ibadetlere önem vermişlerdir.
Anadolu’nun yurt olmasında en büyük adımı atan Selçuklu Sultanı Alparslan’ın her Ramazan 15.000 dinar sadaka dağıttığı kayıtlıdır ki dinin anlaşılması ve yaşanmasında Selçuklu toplumu için güzel bir misaldir. (Gül Bezci)