Günümüzde Konya’nın Yağlıbayat Mahallesi sınırları içerisinde yer alan Savatra Antik Kenti, yalnızca arkeolojik açıdan değil, aynı zamanda sosyokültürel yapısıyla da dikkat çeken bir yerleşim alanıdır. 1890’lı yıllarda Rus baskısından kaçan Kırım Tatar Türklerinin yeni yurdu haline gelen bu bölge, bugün göçmen nüfusun yoğun olarak yaşadığı bir mahalleye ev sahipliği yapmaktadır.

Savatra’nın tarihi, Tunç Çağı’na kadar uzanırken, Roma ve Bizans dönemlerine ait pek çok kalıntı yapılan kazılarla gün yüzüne çıkarılmıştır. İlk olarak 1984 yılında Konya Müze Müdürlüğü’nün yürüttüğü kurtarma kazılarıyla başlayan bilimsel çalışmalar, 2021 yılından itibaren Selçuk Üniversitesi öncülüğünde sistematik olarak devam etmektedir. Bu yönüyle Savatra, Çatalhöyük’ten sonra Konya’nın en büyük ve kapsamlı arkeolojik kazı alanlarından biri olarak öne çıkmaktadır.

Antik kentin tarihi değerini artıran en önemli bulgulardan biri ise, 1071 Malazgirt Savaşı’ndan önceye tarihlenen ve üzerinde “Türkopol” (Türkoğlu) ifadesi yer alan yazıttır. Grek alfabesiyle yazılmış bu ifade, İslamiyet öncesi dönemde bölgede yaşayan Hristiyanlaşmış Türk topluluklarının varlığını somut biçimde ortaya koymakta ve Konya’nın, Türklerin Anadolu’daki ilk yerleşimlerinden biri olduğunu kanıtlamaktadır. Onuncu ve 11. yüzyıla tarihlenen bu yazıt, Malazgirt öncesi Anadolu’daki Türk izlerini belgeleyen nadir kaynaklardan biridir.

UNESCO Dünya Kültür Mirası listesine dahil edilme potansiyeli taşıyan Savatra Antik Kenti, Konya’daki pek çok antik kent arasında tarihî, kültürel ve etnografik katmanlarıyla ayrı bir yer edinmektedir. Taşlara kazınmış “Türkoğlu” ifadesiyle adını tarihe yazdıran Savatra, Anadolu’da Türklerin izini sürebileceğimiz en özgün örneklerden biri olma niteliği taşımaktadır.