HUDER Konya Şube Başkanı Av. Levent Babacan ve yönetimi, 6 Nisan’da gerçekleştirilecek İç Anadolu Buluşması öncesinde sanal bahis ve kumarın gençlerin, ailelerin ve gelece tehdit olduğunu ele alarak programa herkesi davet etti.
HUDER Konya Şube Başkanı Av. Levent Babacan, sanal bahis ve kumarın, sadece bireysel değil, toplumsal bir güvenlik meselesi haline geldiğini belirterek konuşmasında:
“Maalesef çocuklarımızın cebine kadar giren sanal bahis ve kumar, sadece bireysel değil, toplumsal bir güvenlik meselesi haline gelmiştir. Terör kadar tehlikeli, bir afet kadar yıkıcı bir tehditle karşı karşıyayız. Bu afet binalarımızı değil ama ailelerimizin yuvalarını yıkmaktadır. Gençlerimiz, ailelerimiz ve geleceğimiz tehdit altındadır.”

“Türkiye Genelindeki 7 Pilot İlden Biri: Konya”
Proje kapsamında 7 bölgede pilot olarak seçilen 7 ilde (Mersin, Şanlıurfa, Van, Trabzon, Konya, Denizli ve İstanbul) düzenlenecek büyük katılımlı farkındalık programlarından biri de Konya’da gerçekleştirilecektir. Bu programlarda ailelerden gençlere, öğrencilerden akademisyenlere, kamu bürokrasisinden özel sektöre kadar her yaştan vatandaşımıza yönelik bilgilendirme toplantıları, panel ve söyleşiler düzenlenecektir.
“Kumarsız Türkiye Mümkündür”
Sayın Cumhurbaşkanımızın “Sanal bahis ve kumar küresel boyutta bir tehlikedir. Bu bataklığın kökünü kazıyacağız” çağrısı doğrultusunda harekete geçtiklerini belirten Babacan, “Sanal bahisle mücadele, yalnızca cezai yaptırımlarla değil; bilinçlendirme, önleyici çalışmalar ve aile desteğiyle mümkündür. ‘Aileni Koru’ projesiyle amacımız, korkutmadan ama ciddiyetle uyarmak; aileleri güçlendirerek toplumsal bir farkındalık oluşturmaktır. Kumarsız Türkiye mümkündür ve devletimiz milletimizle el ele vererek bunu başaracaktır,” diyerek tüm Konyalı hemşerileri programa davet etti.
Ardından Birleşmiş Milletler Hukuk Derneği'nden Av. Muhammed Talha Doğan, 2026 yılında İsrail Meclisi’nde kabul edilen idam yasasını ele aldı. Konuşmasında:
““İşgalci güç tarafından çıkarılan ceza hükümleri, korunan kişi hakkında idam cezası öngörebilir; ancak bu tür suçların işgalin başladığı tarihten önce yürürlükte olan işgal edilen toprakların hukuku uyarınca idamla cezalandırılabiliyor olması kaydıyla.” Ne anlama geliyor? İsrail, işgal altındaki Batı Şeria’da kendi iç hukukunu uygulayarak idam cezası getiremez. Çünkü işgal başlamadan önce bu topraklarda yürürlükte olan hukuk bu suçların çok büyük kısmında idamı öngörmemekte ya da son derece sınırlı koşullara bağlamaktadır. Bu madde, yoruma kapalıdır. Metinden okunur. Ve İsrail bu maddeyi doğrudan ihlal etmektedir. Dünya, bu yasayı konuşurken çoğunlukla “sistematik ayrımcılık” ve “aşırılık” üzerinde durdu. Ama biz burada, uluslararası hukukun temel metninden doğan, somut ve ıskalanmış bir ihlal gündeme getiriyoruz. Bu ihlal, tüm başvurularda ana eksen olarak kullanılmalıdır.

“Bugünden itibaren; Tüm devletleri, özelikle Cenevre Sözleşmeleri ’ne taraf olanları, bu ihlalleri resmen kayıt altına almaya,
• Uluslararası toplumu, apartheid suçunun somut bir örneği olarak bu yasayı belgelemeye, • BM Genel Kurulu’nu, Uluslararası Adalet Divanı’ndan yeni bir danışma görüşü talep etmeye,
• Ve tüm medya kuruluşlarını, Cenevre IV 68/2 son cümle ihlalin ana gündem maddesi yapmaya, davet ediyoruz. Bu rapor, bir hukuk mücadelesinin başlangıç belgesidir. Önümüzdeki haftalarda:
- BM Özel Raportörlerine resmi başvuruları,
- ICC Savcılığına sunulacak hukuk girdileri,
- Ve devletler nezdinde yürütülecek diplomatik görüşmelerin ilk adımlarını kamuoyuyla paylaşmaya devam edeceğiz ”açıklamalarında bulundu.
