Saadet Partisi Genel Merkez Başkanlık Divanı Üyemiz Yılmaz Bölükbaşı’nın Konuşması;
1. SİYASET: “Türkiye’nin temel problemi yönetim sistemidir”
• Mevcut sistem “köklü reforma” ihtiyaç duyuyor.
• Partili Cumhurbaşkanlığı uygulaması sona erdirilmeli.
• Cumhurbaşkanı, bütün vatandaşları kucaklayan tarafsız bir makam olmalı.
• Kuvvetler ayrılığı yeniden güçlü biçimde tesis edilmeli.
• TBMM yalnızca onay makamı olmaktan çıkarılmalı.
• Yargı bağımsızlığı fiilen güvence altına alınmalı.
• Mahkemeler ne iktidarın koruyucusu ne de muhalefetin cezalandırma aracı olmalı.
Bu doğrultuda yani “sistem revizyonu değil, sistem reformu” anlayışıyla iktidarın sistem değişikliği konusunda atacağı her ciddi adımı müzakere etmeye şu üç temel şart çerçevesinde hazır olduğumuz muhtelif zeminlerde dile getirilmiştir.
Bunlar: “Tarafsız Cumhurbaşkanı + güçlü Meclis + bağımsız yargı” dır.
Mevcut Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin “makyajlanarak” değil, köklü biçimde değiştirilmesi gerektiğini savunuyoruz.
2. AHLAK VE YÖNETİM: “Kamu makamları ganimet değil, emanettir”
Hukukta, kamu yönetiminde, sanayide, ticarette, tarımda vesairede öngörülebilir bir Türkiye olmalı diyorsak, Milli Görüş'ün yıllardır ifade ettiği bir hakikati, yani “önce ahlak ve maneviyat”ın olmazsa olmazımız olduğunu anlatmaya ve toplum olarak ARTIK BU GERÇEĞİ ANLAMAYA çalışmak veya İDRAK ETMEK zorundayız.
Bu doğrultuda yolsuzluk ve kamu kaynaklarının kullanımını ahlaki ve kurumsal bir mesele olarak ele alıyor ve kamu ihalelerini, kamu kaynaklarının kullanımını, üst düzey kamu görevlilerinin mal varlığı değişimlerini, yolsuzluk iddialarını hukuki çerçevede inceleyeceğiz ve yönetim ahlakının “önce ahlak ve maneviyat” ekseninde değişimini sağlayacağız.
Bu nedenle iktidara geldiğimizde İNŞAALLAH:
• Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi dönemindeki kamu ihalelerini denetleyeceğimizi,
• Geçmiş dönem yöneticilerinin mal varlığı artışlarını hukuki çerçevede inceleyeceğimizi,
• Kamu yönetiminde yolsuzlukla mücadele için Yolsuzlukla Mücadele Bakanlığı kuracağımızı
“intikam” amacııyla değil “raydan çıkarılan devleti tekrar rayına oturtmak” amacıyla gerçekleştireceğimizi vaad ediyoruz. Zira “Bu makamlar ganimet değil, birer emanettir.”
3. ADALET: “Adalet, iktidarın rakiplerine çevrilen projektör değildir”
Türkiye'de bir “adalet krizi” yaşanılıp yaşanılmadığının kararını halkımız vicdanlarında verecektir, vermelidir.
Ancak özellikle son dönemdeki operasyonlar konusunda biz diyoruz ki;
• Suç varsa soruşturulmalı.
• Yolsuzluk varsa üzerine gidilmeli.
• Ancak hukuk, siyasi rakipleri hedef alan bir araç haline gelmemeli.
• Operasyonların muhaliflere yönelik olduğu algısı ortadan kaldırılmalı.
• Hukuk, suçun bulunduğu yere bakmalı; kişinin siyasi kimliğine göre hareket etmemeli.
Özetle: “Adaletin ışığı suç neredeyse orayı aydınlatmalı, yargı mekanizması maddi gerçekliği ortaya çıkarmayı esas almalı, iktidarın kalkanı veya muhalefetin giyotini olmamalı, böyle bir anlaşılmaya yol açacak hususlarla adalet mekanizmasının üzerine gölge düşürülmesinden kaçınılmalı” diyoruz. Adaleti mülkün temeli olarak görüp vatanını milletini sevenler olarak bunları da diyemez mi olalım....
4. EKONOMİ: “Enflasyon, faiz ve vergi üçgeninin ortasında millet var”
“AK Parti'nin ekonomi üçgeni” denildiğinde ne görüyoruz:
Gördüğümüz şu: “Enflasyon + Faiz + Vergi”
• Enflasyon vatandaşın satın alma gücünü eritiyor.
• Faiz üreticinin maliyetini artırıyor.
• Vergiler ise vatandaşın geriye kalan gelirini azaltıyor.
• Sonuçta üçgenin ortasında millet bulunuyor.
“Enflasyon en büyük kul hakkıdır.”
Enflasyon tahmini yüzde 12'den yüzde 28'e yükseldi, buna karşılık vatandaşın ücreti enflasyon karşısında eridi.
Ayrıca faiz belası ne durumda: 2026'da yaklaşık 2,7 trilyon TL faiz ödemesi yapılacak. Mevcut eğilimin sürmesi halinde bunun daha sonraki yıllarda daha da yükselmesi de cabası. Faiz, esnafın, sanayicinin üretim maliyetlerini artırıyor, yediğimiz ekmeğimizin bir kısmına el koyuyor. Kısaca vatandaş soyuluyor.
Peki iktidara demezler mi, gerek enflasyon gerekse faizler itibarıyla yıllardır savaşlar içerisinde yer alan ülkeler bile yıllık tek haneli rakamlarda iken bizde niye böyle? Diye sormazlar mı? Sormayalım mı?
BİZİM EKONOMİ ANLAYIŞIMIZ YALNIZCA ELEŞTİRİ DEĞİLDİR.
Peki biz ne diyoruz:
4.1. “Borçla değil, üretimle büyüyen Türkiye” için Üretim Ekonomisini hakim kılacağız.
İktidara siz de sahiplenip uygulayabilirsiniz dediğimiz, biz de iktidara geldiğimizde ki İNŞAALLAH GELECEĞİZ öncelikle hazırlamış olduğumuz 41 “Master Proje” için kollarımızı sıvayacağız, onları hayata geçireceğiz.
Önerdiğimiz temel mekanizmaları şöyle özetleyebiliriz:
Milli Faizsiz Kalkınma Bankası (Üretim, yatırım ve kalkınma projelerine finansman sağlamak amacıyla kurmayı planlıyoruz.)
Yatırım Planlama Teşkilatı (Hangi bölgeye hangi yatırımın yapılacağını planlayacak merkezi bir yapı öngörüyoruz.)
Üretim odaklı finans sistemi (“Paradan para kazanan” yapı yerine; üreticiyi, çalışanı, yatırımcıyı destekleyerek 2,5 milyon kişiye istihdam ve 528 milyar dolar ilave milli gelir teminini sağlama aracı olması üzerine şekillendiriyoruz.)
Cari açık yerine cari fazla veren enflasyon-faiz-vergi sarmalına karşı üretim, yatırım ve istihdam merkezli ekonomiyi öneriyoruz.
4.2. “Gençleri doğdukları yerde doyuracağız”
Gençlerin istihdam edilmesi yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyal bir meseledir.
41 proje ile 2,5 milyon genç için istihdam oluşturulacak ve gençlerimiz kendi şehirlerinde ekonomik gelecek kurabileceklerdir. Böylece istihdamı da bölgesel kalkınma politikasıyla birlikte düşünüyoruz.
4.3. “81 ile adil davranacağız”
Bazı illere olağanüstü yatırımlar yapılırken bazı illerin ihmal edilmesi bizim anlayışımıza terstir. Biz, 81 ilin tamamına adil yatırım ve hizmet anlayışıyla “86 milyon insanın tamamına eşit yaklaşmanın” ve hak-hukuku birinci prensip haline getirmenin sözünü veriyoruz.
4.4. “Ürettiğimiz değerin katma değeri başka şehirlerde kalmamalı”
Yerel kalkınma modelimiz ile göç, işsizlik, hayvancılık, sanayisizlik, ulaşım, altyapı sorunlarını ve ekonomik meseleleri göç + işsizlik + üretim + sanayileşme + bölgesel adalet ekseninde işleme tesisleri, sanayi altyapısı, üretim tesisleri, katma değer oluşturan ve üretilen değeri katma değerden bölgenin nasiplenmesini sağlayan yatırımlara ağırlık vereceğiz.
Dün “Üreticinin korunduğu”, “İthalatın değil, yerli üretimin güçlendirildiği”, “Üretim yapılan yerde sanayinin kurulduğu”, “Katma değerin üretildiği bölgede kalacağı” bir Türkiye’nin nasıl yapılabilir olduğunun örneğini yaptık. Bugün de İNŞAALLAH YAPACAĞIZ.
5. ULUSLARARASI SİSTEM: “Türkiye başkalarının kurduğu masalarda yer aramamalı”
Günümüz dünyası tek kutuplu yapıdan çok kutuplu bir düzene doğru ilerliyor. “Türkiye'nin önünde tarihi fırsat var.” Bu nedenle ABD-Çin rekabetinde Türkiye taraflardan birisini seçmek zorunda değil.
Türkiye: başkalarının kararlarına bağımlı olmayan, üretim gücü bulunan, kendi kararlarını kendi veren, uluslararası sistemde bağımsız aktör olan bir ülke mi, değil mi? Sorularının muhatabı olmaktan kurtulmalı. Allah’ın izniyle Tam Bağımsız Türkiye olduğuna tüm dünya şahit olacak, biz inanıyoruz ve bunun için vargücümüzle çalışıyoruz.
“Türkiye hem mazlumların yanında olacak hem de kendi güvenliğini koruyacaktır.”
6. GAZZE VE ULUSLARARASI ADALET: “Yeni Dünya Düzeni kan ve gözyaşı düzenine dönüştü”
Gazze... Yüreğimiz yanıyor... Gazze, yalnızca Filistin meselesi değil, uluslararası sistemin adalet sınavı olmuştur.
BM ve uluslararası kuruluşlar; Irak'ta Iraklıyı, Suriye'de Suriyeliyi, Afganistan'da Afganı, Arakan'da Arakanlıyı, Gazze'de Gazzeliyi koruyamamıştır.
Dolayısıyla eleştirimiz yalnızca zalim, soykırımcı İsrail’e değil, uluslararası sistemin çifte standartlarına ve İsrail’in gizli açık işbirlikçilerinedir..
Öncelikle tekraren ifade ediyoruz ki: “Güç, haklılığın ölçüsü olmamalıdır.” ve “BM Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesinin veto yetkisi sonlandırılmalıdır.” Yani “Dünya 5’ten büyüktür” sözünün gereği yerine getirilmelidir.
7. SURİYE–İSRAİL–TÜRKİYE GÜVENLİĞİ: “TBMM olağanüstü toplanmalı”
İsrail'in Suriye'de Türkiye sınırına yakın bölgelerdeki saldırıları basit bir “bölgesel gerilim” olarak görülemez.
• Türkiye'nin güvenlik çıkarlarının doğrudan etkilendiği, Suriye'nin egemenliğinin ihlal edildiği bir tehdidi Türkiye ciddiye almak zorundadır.
• Diplomatik, siyasi ve askerî tedbirler gecikmeden alınmalı, TBMM olağanüstü toplanmalı, Türkiye'nin kırmızı çizgileri açıkça ortaya konulmalı ve böylesi ciddi güvenlik meselesinde partiler üstü ortak iradenin ortaya konulması çağrımız olmuştur.
8. “TERÖRSÜZ TÜRKİYE”: Fırsat varsa değerlendirilmelidir
“Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin parti olarak temkinli bir yaklaşım ve olumlu bir tutum takındığımız doğrudur. Bunu: Terörün sona erdirilmesi için en küçük fırsatın dahi değerlendirilmesi gerektiği, sürecin daha geniş bir “Yaşanabilir Türkiye” perspektifine oturtulmasının doğru olacağı, hukuksuzluk ve haksızlık iddialarının da ele alınabileceği bir zeminin oluşturulması gerektiği kanaatiyle bir yaklaşım ortaya koyduk. Özetle bu yaklaşımımızın özünde“Terörün bitmesi için fırsatı değerlendirelim; ancak hedef yalnızca terörün sona ermesi değil, yaşanabilir ve hukukun üstün olduğu Türkiye olsun.” anlayışı ile hareket edilmesi” kararımızda hakim unsur olmuştur.
9. SİYASİ AHLAK: “Siyaset ticari bir alan haline gelmemeli”
Siyasetin bazı çevrelerce “kâr alanı” haline getirilmesini hangimiz savunabiliriz? Partiler arasında kişisel çıkar nedeniyle dolaşan siyasetçileri alkışlayabilir miyiz?
Elbette siyaset kurumunun güvenilirliğinin yeniden oluşturulması gerekmektedir. Biz bunu: “Onarıcı siyaset ve onarıcı devlet” olarak tanımlıyoruz. Bu nedenle bizim siyaset anlayışımız kuru bir “muhalefet etmek” yerine “devleti yeniden inşa etmek” üzerine olmaktadır.
10. GELECEK PARTİSİ'NİN FESHİ: “Demokratik katkıları saygıyla hatırlayacağız”
Gelecek Partisi'nin Türkiye siyasetine katkısı, demokrasi mücadelesi, ortak Meclis Grubu dönemindeki “ortak değerler etrafında siyaset” ve iş birliği nedeniyle başta Ahmet Davutoğlu olmak üzere emeği geçenlerine teşekkür ediyoruz.
İTTİFAKLAR HUSUSUNDA: “Kim kazanır?” yerine “Türkiye nasıl kazanır?” ilke merkezli aktör görüntüsü verecek “sahadan gelen verileri ve sesleri dinleyen” çalışmaları ittifak vb. Söylemleri çerçevesinde öncelediğimizi ifade edebiliriz.
11. “13 Y” ELEŞTİRİSİ: İktidar değerlendirmesinin yeni çerçevesi
AK Parti'nin 24 yıllık iktidarının oluşturduğu en bariz farkındalıklar “3 Y'den 13 Y'ye” dönüşüm olmuştur.
İlk üçlüyü oluşturan tabloyu: “Yoksulluk – Yolsuzluk – Yasaklar” oluşturmakta iken, bu tablo şimdi: “Yasaklar, Yoksulluk, Yolsuzluk, Yargıdaki adaletsizlik, Yandaşlık, Yanılgı, Yalan, Yüksek enflasyon, Yüksek faiz, Yüksek vergiler, Yıpranmışlık, Yönetememe, Yok sayılma” şeklinde iktidar eleştirisinin özet formülü haline gelmiş durumdadır.
12. BÜTÜN AÇIKLAMALARIMIZIN ORTAK PAYDASI veya TOPARLAYACAK OLURSAK
Yapmış olduğumuz açıklamaları birlikte değerlendirdiğimizde biz diyoruz ki:
“Adalet yoksa yatırım gelmez.”
“Güven yoksa ekonomi düzelmez.”
“Güçlü Meclis yoksa milletin denetimi olmaz.”
Güçlü devlet, güçlü kişiyle değil; güçlü kurumlarla kurulur. Cumhurbaşkanının tarafsız, Meclisin güçlü, yargının bağımsız olması ilkesel bir öncelik olacaktır.
Bu amaçla sorun üreten mevcut sistem yerine köklü sistem reformuna gidilerek “Tarafsız Cumhurbaşkanlığı Sistemi ve devletin kurumsal kapasitesinin yeniden inşa edilmesi doğrultusunda bir çabayı ortaya koyacağız.
Terörsüz Türkiye hedefi değerlidir; ancak yaşanabilir Türkiye hedefi daha büyüktür. Terörü bitirirken hukuk, adalet ve kardeşlik zeminini de güçlendireceğiz.
TÜRKİYE'Yİ Güçlü kurumlarla yöneteceğiz. DEVLETİ Güçlü kişiyle değil, güçlü kurumlarla güçlendireceğiz. Bu doğrultuda “Bağımsız, güçlü ve tarafsız yargı”, Yasama TBMM alanında Kuvvetler ayrılığı esası bağlamında güçlü Meclis olmazsa olmazlarımız arasındadır.
Biz yalnızca iktidarı değiştirmeyi değil, yönetim anlayışını değiştirmeyi hedefliyoruz. Ahlaklı siyaset, adil düzen, üreten ekonomi ve güçlü kurumlarla Yeni Türkiye'yi birlikte kuracağız. Yolsuzluk, Adalet ve denetim probleminin çözümü ve Temiz siyaset çerçevesinde “Kamu makamı ganimet değil emanettir.” anlayışının kamuda hakim kılınması doğrultusunda Yolsuzlukla Mücadele Bakanlığını kuracağız.
KAMU KAYNAKLARINI Emanet anlayışıyla yöneteceğiz. Devletin makamlarını ganimet değil, emanet bilen, Kamu kaynaklarının milletin hakkı olduğuna inanan, siyasetin ve yandaşlığın aracı kılmayan, SİYASETİ Çıkar alanı olmaktan çıkarıp hizmet alanı yapan anlayış ile çaba göstereceğiz.
Bu doğrultuda“Ankara'da masa başında değil, Anadolu'da vatandaşın yanında siyaset yapıyoruz.” “iktidara hazır siyasi kadro, plan, proje, ilke ve programlarımız” ile “Türkiye'nin iktidar partisi olacağız.” İnanıyoruz, Güveniyoruz, Başaracağız inşaallah...
“Türkiye'nin yalnızca iktidara değil, yönetim anlayışını değiştirecek yeni bir siyasi akla ihtiyacı var. ”Türkiye borçla değil, üretimle büyümelidir. Faiz ve borç sarmalından çıkışın yolu üretim, yatırım ve ihracattır. Bu nedenle EKONOMİYİ Faizle değil üretimle büyüteceğiz.
ÇİFTÇİYİ, YERLİ ÜRETİCİYİ İthalatın karşısında yalnız bırakmayacağız.
Enflasyon sadece ekonomik değil, ahlaki bir meseledir. Milletin alın terinin değerini düşüren her politika sorgulanacak ve “Enflasyon-faiz-vergi sarmalından kurtulmak amacıyla 81 ile adil yatırımları ve gıda bağımsızlığını önceleyen üretim ekonomisine geçişi hızlandıracak “41 Master Proje + faizsiz kalkınma finansmanı” na ağırlık verilecektir.
İşsizlik ve umutsuzluk yerine “Gençliğe Gelecek umudu” verecek İstihdam ve yatırımlar teşvik edilecektir. GENÇLERİ İşsizlik ve umutsuzluğa mahkûm etmeyecek, Gençlere nasihat değil, gelecek verecek, Her gencin kendi ülkesinde, hatta kendi şehrinde iş ve gelecek kurabilmesi hedefimiz ile yüreklendireceğiz.
ANADOLU'YU Yatırım ve istihdamdan mahrum etmeyecek, Anadolu'nun ürettiği değerin Anadolu'da kalmasını sağlamaya, Hayvan Kars'ta yetişiyorsa, katma değerin de Kars'ta oluşmasına özen göstereceğiz. 81 ilin tamamını Türkiye’nin ayrımsız parçaları olarak görecek, yatırım, istihdam ve kamu hizmetlerinde bölgesel adaleti sağlayacağız
ADALETİ İktidarın değil, milletin güvencesi yapacağız.
DIŞ POLİTİKAYI Bağımsız, şahsiyetli ve adil hale getireceğiz. Dış politikada başkalarının hesabına göre değil, kendi milli menfaatlerine göre hareket eden bir Türkiye olarak Mazlumun yanında, milletimizin güvenliğinin arkasında olacağız.
TBMM ve ulusal güvenlik iradesi prensipleri çerçevesinde “Türkiye'nin kırmızı çizgileri netleştirilecek”, daha etkin diplomasi ve Ahlaklı Dış Politika ile “Bağımlı değil, bağımsız ve şahsiyetli Türkiye” diyoruz.
Bütün bunların ışığında şimdiden müjdemizi veriyoruz; 2,5 milyon istihdam ve 528 milyar dolar ilave milli gelir hedefli kalkınma planlarımız ile inşaallah iktidara geliyoruz.
“Ahlaklı Yönetim – Adil Düzen – Üreten Türkiye” Bir diğer ifadeyle: “Ahlaklı siyaset, adil yönetim, üreten Türkiye!” heyecanıyla geliyoruz.
Geleceğiz ve “devlet yönetme biçimi, ekonomi modeli ve siyaset ahlakının değiştiği” “Güçlü devlet, güçlü tek adam değil; güçlü kurumlar, güçlü hukuk ve güçlü Meclis” ile YAŞANABİLİR BİR TÜRKİYE, YENİDEN BÜYÜK TÜRKİYE VE YENİ BİR DÜNYA hedefimizin nasıl hayata geçtiğini tüm dünyaya göstereceğiz.