Demirel’in Konuşmasından öne çıkan başlıklar;
EĞİTİM ANLAYIŞIMIZIN MERKEZİNE YENİDEN AHLAKI VE MANEVİYATI YERLEŞTİRMELİYİZ
Yarın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı idrak edeceğiz. Ancak ne yazık ki bugün, bu sorumluluğun gereğini tam anlamıyla yerine getiremediğimiz bir süreçten geçiyoruz. Çocuklarımızı her türlü tehlikeden korumamız gerekirken; şiddetin, kötü alışkanlıkların ve yozlaşmış yapıların gölgesinde büyümek zorunda kaldıklarını üzülerek görüyoruz. Yakın zamanda farklı şehirlerimizde yaşanan acı olaylar, toplum olarak geldiğimiz noktayı gözler önüne sermiştir. Bunlar münferit hadiseler değil; derinleşen bir ahlaki erozyonun dışa vurumudur.
Bugün çocuklarımız, sadece sokakta değil; ekranların karşısında da ciddi bir tehditle karşı karşıyadır. Şiddetin sıradanlaştırıldığı, hatta kimi zaman özendirildiği içerikler; yanlış rol modelleri çocuklarımızın zihnine yerleştirmektedir. Gücün haklılıktan değil, zorbalıktan geldiği algısı, ne yazık ki genç zihinlerde karşılık bulmaktadır. Aile kavramını zedeleyen, değerleri aşındıran yayınlar; toplumun en temel yapı taşını sarsmaktadır.
Sosyal medyada denetimsiz içeriklerin yayılması, gündüz kuşağı programlarında insan onurunu hiçe sayan görüntülerin normalleştirilmesi; çocuklarımızı bu çarpık düzenin içine daha fazla çekmektedir. Bu tabloyu görmezden gelmek, geleceğimizi görmezden gelmek demektir.
Bu gidişatı değiştirmek zorundayız. Çünkü çocuklarımız bizim en kıymetli hazinemizdir. Onları yalnızca akademik başarıya değil; aynı zamanda sağlam bir karaktere, güçlü bir vicdana ve derin bir ahlaki duruşa sahip bireyler olarak yetiştirmek zorundayız.
Eğitim anlayışımızın merkezine yeniden ahlakı ve maneviyatı yerleştirmeliyiz. Çocuklarımıza sadece bilgi değil; doğru ile yanlışı ayırt edebilme erdemini kazandırmalıyız. Kul hakkının ne demek olduğunu, adaletin neden vazgeçilmez olduğunu, merhametin insanı insan yapan en temel değerlerden biri olduğunu öğretmeliyiz.
Devlet yöneticilerinden ailelere kadar hepimize önemli görevler düşmektedir. Çocuklarımızla daha nitelikli zaman geçirmeli, onların duygu ve düşüncelerini önemseyerek rehberlik etmeliyiz. Eğitim sistemimizde değerler eğitimi daha güçlü bir şekilde yer almalı ve bu alana gereken hassasiyet gösterilmelidir. Öte yandan, toplumsal yapıyı zedeleyen, şiddeti ve yozlaşmayı normalleştiren dizi ve programlara karşı da gerekli adımlar vakit kaybetmeden atılmalıdır.
Unutmayalım ki bir toplumun geleceği, yetiştirdiği nesillerin niteliğiyle şekillenir. Eğer biz çocuklarımızı koruyamazsak, yarınlarımızı da koruyamayız.
KONYASPOR’UMUZA KUPA YOLUNDA BAŞARILAR DİLİYORUZ
Konyaspor’umuzun Fenerbahçe karşısında elde ettiği kıymetli galibiyet, yalnızca bir spor müsabakasının sonucu değil; aynı zamanda Konya’mızın birlik ruhunun, azminin ve kararlılığının sahaya yansıması olmuştur. Bu başarı, bizlere bir kez daha göstermiştir ki; inandığımızda, kenetlendiğimizde ve ortak bir hedefe yürüdüğümüzde aşamayacağımız hiçbir engel yoktur.
Ziraat Türkiye Kupası’nda yarı finale yükselen Konyaspor’umuz, ortaya koyduğu mücadeleyle sadece bizleri gururlandırmıştır. Bu vesileyle başta teknik heyetimiz olmak üzere, sahada alın teri döken tüm futbolcularımızı gönülden tebrik ediyorum.
İnanıyorum ki Konyaspor’umuz, önümüzdeki karşılaşmalarda da aynı azim ve kararlılıkla mücadele edecek; sadece sahada değil, gönüllerde de şampiyon olacaktır. Ziraat Türkiye Kupasını yeniden şehrimize getirecektir. Bu duygu ve düşüncelerle, Konyaspor’umuza yarı final yolunda üstün başarılar diliyor; emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.
AKARYAKIT VERGI YÜKÜ HAFIFLETILMEDEN SEKTÖR NEFES ALAMAZ
Türkiye’de karayolu taşımacılığı sektörü, üretimin, ticaretin ve tedarik zincirinin temel taşıdır. Milyonlarca kişiye istihdam sağlayan bu sektör, ülke ekonomisinin sürekliliği açısından hayati bir rol üstlenmektedir. Ancak bugün sektör, artan maliyetler, düzensiz piyasa yapısı ve ağır çalışma koşulları nedeniyle ciddi bir krizle karşı karşıyadır. Sektörde en büyük maliyet kalemi olan akaryakıt fiyatlarındaki artış, taşımacıların kârlılığını ciddi şekilde düşürmektedir. Bunun yanında bakım, sigorta, finansman, köprü ve otoyol ücretleri gibi giderler nakliye ücretlerinin büyük bölümünü oluşturmaktadır. Bu şartlar altında esnafın ayakta kalması ve yatırım yapması giderek imkânsız hale gelmektedir. Sektöre girişte herhangi bir eğitim ya da yeterlilik şartının bulunmaması, plansız büyümeye ve kalite kaybına yol açmaktadır. Ayrıca bir K belgesi ile sınırsız sayıda aracın çalıştırılabilmesi, haksız rekabeti artırmakta ve küçük esnafı zor durumda bırakmaktadır. Bu nedenle K belgesi sisteminin yeniden düzenlenmesi ve daha adil bir yapının kurulması gerekmektedir. Öte yandan, piyasada büyük firmaların ağırlığı artarken küçük esnaf giderek güç kaybetmektedir. Komisyonculuk faaliyetleri de sektörde dengesizlik oluşturmaktadır. Kooperatiflerin desteklenmesi, iş birliğinin artırılması ve haksız rekabetin önlenmesi büyük önem taşımaktadır. Sektörün bir diğer önemli sorunu ise çok başlı yönetim yapısıdır. Farklı bakanlıkların aldığı kararlar, taşımacılara yeni maliyetler ve yükümlülükler olarak yansımakta, bu durum sektörde karmaşa ve öngörülemezlik oluşturmaktadır. Ayrıca şoförlerin çalışma ve dinlenme koşulları yetersizdir. Otoyol ve sanayi alanlarında temel ihtiyaçların karşılanamaması, hem çalışan sağlığını hem de trafik güvenliğini olumsuz etkilemektedir. Sektörden Avrupa standartlarında hizmet beklenirken, sunulan çalışma koşulları bu seviyenin oldukça gerisindedir. Karayolu taşımacılığı sektöründe yaşanan bu sorunlar yalnızca sektörle sınırlı değildir. Artan maliyetler, üretimden tüketime kadar tüm ekonomiye yansımakta ve toplumsal bir etki oluşturmaktadır.
Bu nedenle;
• Akaryakıt üzerindeki vergi yükü azaltılmalı,
• K belgesi sistemi yeniden düzenlenmeli ve haksız rekabet önlenmeli,
• Kooperatifler güçlendirilerek piyasa dengesi sağlanmalı,
• Mevzuat sadeleştirilmeli ve tek merkezli bir yapı oluşturulmalı,
• Şoförlerin çalışma ve yaşam koşulları iyileştirilmelidir.
Karayolu taşımacılığı sektörü ayakta kalmadan üretim ve ticaretin sürdürülebilmesi mümkün değildir. Sektörün sorunlarına kalıcı, adil ve uygulanabilir çözümler üretilmesi artık bir zorunluluktur
TÜRKİYE DİVANI
Saadet Partisi olarak geçtiğimiz Pazar günü Ankara’nın en büyük salonlarından birisinde gerçekleştirdiğimiz Türkiye Divanı’nda ülkemizin ve dünyanın birçok sorununa somut adımlar sunduk.
Biz de Konya İl Başkanlığı olarak yaklaşık 1600 teşkilat mensubumuzla seferber olarak sorunlara çözüm için bu toplantının paydaşı olduk.
Bu toplantıda Genel Başkanımız Mahmut Arıkan tarafından birçok konuya temas edildi. Özellikle çocuklarımızın güvenliği, eğitim sisteminin yeniden inşası ve toplumsal yapının güçlendirilmesi başta olmak üzere ülkemizin bütün sorunlarına yönelik net ve uygulanabilir çözüm önerilerimizi kamuoyuyla paylaştı. Programımıza teşrif eden Konyalı basın mensuplarımız ve hemşerilerimize teşekkürlerimi sunuyorum. İnanıyoruz ki Saadet iktidarı yakındır.