Mesut Doğan konuşmasında:
"İnsanımız borçlu, iş insanlarımız borçlu, devlet borçlu. Nefes alamayacak hâle geldik. Birbirimizin düğününe gidemeyecek duruma geldik. Büyüklerimiz torunlarına harçlık veremez oldu. Babalar, çocukları üniversiteyi kazandığında sevinemez hâle getirildi.
Bunun tek bir nedeni var; bunu anlayalım, yeter. O da nedir biliyor musunuz? Ülke bilinçli olarak borçlandırıldı.
Bir gün bana bunu hatırlatırsınız. İktidarda kim olursa olsun ister Saadet Partisi, ister AK Parti, ister CHP fark etmez. Bir parti iktidara geldiği zaman, bütün ülkelerin ve bütün belediyelerin yaptığı gibi, aralık ayında bir sonraki yılın bütçe çalışmasını yapar. Eğer bu bütçeyi açık yapıyorsa, bilin ki ihanet içindedir. Neden? Çünkü bütçeyi açık yapmak demek şunu söylemektir: “Bizim gücümüz bu ülkeyi geçindirmeye yetmiyor.” Yani Türkiye’nin gelirleri, Türkiye’nin giderlerine yetmiyor demektir. Yani Türkiye’nin imkânları, Türkiye’nin ihtiyaçlarını karşılamıyor demektir.
Bundan daha büyük bir yalan dünyada olmaz. Dünyada 200 küsur ülke var. Bu ülkeler içinde, imkânları bakımından kendi insanına yetemez pozisyonu olmayacak tek ülke varsa Türkiye’dir.
Peki buna rağmen neden bütçe açık yapılıyor? Bütçeyi açık yapmak ne anlama geliyor? Üç kuruş açık verdiğin zaman borç alacaksın demektir. Borç aldığın zaman ise dünyaya meydan okuyamayacaksın anlamına gelir. Oysa bütçeyi denk yaptığında şunu söylersin: “Benim kimseye ihtiyacım yok. Ben kendi kendime yetiyorum. Kimseye bağımlı olmayacağım.”
Ama bütçeyi açık yaptığın zaman, dünyanın sahibi olduğunu iddia edenlere göz kırparsın ve dersin ki: “Sakın benim iktidarıma dokunmayın. Ben sizden borç alacağım, karşılığında faiz ödeyeceğim. Size katkı sağlayacağım. Yeter ki beni rahatsız etmeyin.”
Bunun bedelini de 86 milyon insan ödüyor. Yetmiyor, bütün coğrafya ödüyor. Kırk yıldır bütün bütçeler açık. Şimdi çevremize bakıyoruz: Bütçe 16 trilyon, 19 trilyon deniyor. Yani 2 trilyon 742 milyar borç alacağız.
Son 20 yıldır borç aldık, aldık, aldık… Bugün devlet olarak, millet olarak, toplum olarak borcumuz 56 trilyona ulaştı. Bunun 6 trilyonu ana borç. Normal şartlarda bu borç halledilebilir. Ama asıl sıkıntı şudur: 56 trilyon borcu olan bir ülke, son 20 yılda bu borcun karşılığı olarak 61 trilyon faiz ödedi.
Bakın, 61 trilyon! Borcumuz bitmediği gibi azalmıyor, daha da artıyor. 61 trilyonun ne demek olduğunu bu millet bir gece, bir dakika düşünse sabaha kadar uyuyamaz.
Aile başına düşen faiz yüküne bakalım. Türkiye’de 26 milyon 300 bin aile var. Son 20 yılda her aile başına yaklaşık 3 milyon TL faiz ödedik. Buna rağmen hâlâ 3 milyon TL civarında borcumuz var.
Bu borçlar yüzünden ülke nefes alamaz hâle geldi. Bu kadar borcu ve faiz yükü olan bir ülkenin üniversite mezunu gençlerine iş bulması mümkün değildir. 20–30 yıl çalışmış emeklisine insanca yaşayacağı bir maaş vermesi mümkün değildir.
Sadece bu yıl bütçeden 2 trilyon 742 milyar faiz ödeyeceğiz. Karşılaştırma yapalım: 16 milyon emekliye bir yılda ödenen toplam para yaklaşık 3–3,5 trilyon TL. Yani faizcilere ödenen para, emekliye ödenen parayla neredeyse aynı.
Böyle bir ülkede ekonomiyi toparlamak, düzeltmek mümkün değildir.
Konya Büyükşehir Belediyesi açıkladı: 2026 yılında harcayacağı toplam bütçe 49 milyar TL. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin sadece 6–7 günlük faiz ödemesi bu rakama eşit.
İstanbul, Ankara, İzmir, Konya, Kars, Sivas, Tokat gibi belediyelerin 2026 yılında harcayacağı toplam bütçe yaklaşık 1 trilyon TL. Oysa biz bir yılda 2 trilyon 742 milyar TL faiz ödeyeceğiz.
Başka bir şey söylemeye, başka bir şey konuşmaya gerek yok. Bu kadar borçlandırılmış bir ülkenin içinde bulunduğu durum budur" ifadeleri kullandı.
