İşte Demirel’in açıklaması;
KAMU GÖREVİ İLE VAKIF GÖREVİ ARASINDAKİ AYRIMI KORUMAK ZORUNDAYIZ
Dün Konya’da hepimizi düşündüren bir tabloya şahit olduk. Bilal Erdoğan’ın ziyareti sırasında vali, belediye başkanları, milletvekilleri ve kurum müdürlerinin yoğun katılımı ve fotoğraf verme görüntüsü, kamu makamlarının tarafsızlığı ve kurumsal ciddiyeti açısından sorgulanması gereken bir tablo ortaya koymuştur.
Bilal Erdoğan, İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı sıfatıyla Konya’ya geldi ancak burada asıl tartışılması gereken kişi değil, kamu yönetimimizin ortaya koyduğu tutumdur.
Bilal Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı’nın oğlu olması, kendisine devlet içerisinde resmi bir görev veya makam kazandırmaz. Kendisi bugün itibarıyla bir kamu görevlisi değil, vakıf yöneticisi sıfatıyla programlara katılan bir isimdir. Nitekim Konya’daki programı da İlim Yayma Vakfı ve TİMAV ekseninde gerçekleşmiştir.
Eğer ölçümüz vakıf hizmetiyse, Türkiye’de yüzlerce vakıf vardır bütün vakıf yöneticilerine aynı hassasiyeti gösterelim.
Eğer ölçümüz kamu görevi ise, kamu görevi olmayan bir kişiye kamu görevlisi muamelesi yapmayalım.
Ama bir kişiye, yalnızca Cumhurbaşkanı’nın oğlu olduğu için devlet protokolünün olağanüstü bir hassasiyet göstermesi, vatandaşlarımızın zihninde haklı olarak bazı soru işaretleri oluşturur.
Biz de soruyoruz: Bu kadar yoğun ilginin sebebi nedir? Acaba yöneticilerin Bilal Erdoğan’dan bir beklentileri mi var?
Biz bu soruları bir kişiyi hedef almak için değil, devlet yönetiminde liyakat, eşitlik ve kurumsallık ilkelerinin korunması gerektiği için soruyoruz.
Kamu görevlilerinin görevi, makam sahiplerine veya makam sahiplerinin yakınlarına karşı özel bir hassasiyet göstermek değil; millete eşit mesafede durmak ve kamu hizmetini tarafsız biçimde yürütmektir.
Bizim itirazımız tam olarak bunadır.
Devlet, şahısların değil kurumların devletidir.
Devlet protokolü, kişisel yakınlıkların değil, kamu görevinin ve temsil edilen makamın gereğidir.
Çünkü devlet ciddiyeti bunu gerektirir.
MERKEZ İMAM HATİP OKULU BİR GÖSTERİ MERKEZİ DEĞİLDİR
Bir diğer mesele de Konya Anadolu İmam Hatip Lisesi’dir.
Öncelikle bu okulun yapılmasında, yenilenmesinde ve bugünlere gelmesinde emeği bulunan herkese teşekkür ediyoruz. Öğrencilerimizin daha iyi şartlarda eğitim görmesi elbette hepimizin ortak arzusudur.
Ancak son dönemde ortaya çıkan görüntülerin de artık sorgulanması gerektiğini düşünüyoruz.
Bir okul düşünün…
Milletvekilleri geliyor, belediye başkanları geliyor, çeşitli protokol mensupları geliyor, vakıf yöneticileri geliyor; ziyaretler yapılıyor, fotoğraflar veriliyor, törenler düzenleniyor.
Elbette okullarımız toplumdan kopuk kurumlar değildir. Ancak okulun temel amacı öğrencinin eğitimidir.
Okul, siyasi ve bürokratik gösterilerin yapılacağı bir mekân değildir.
Okul, protokol fotoğrafı verme merkezi değildir.
Okul, makam sahiplerinin kendilerini göstermeleri için kullanılacak bir vitrin hiç değildir.
Orası öğrencilerin evidir.
Orada gençlerimizin ders görmesi, öğretmenlerinin eğitim vermesi, öğrencilerin sınavlarına hazırlanması ve geleceklerini kurması gerekir.
Kamu yöneticilerimize ve siyasi aktörlere çağrımız nettir:
Bırakın öğrencilerimiz huzur içerisinde eğitim alsın.
Okullarımızı siyasi ve bürokratik ziyaret trafiğinin merkezine dönüştürmeyelim.
Bir okulun itibarı, koridorlarında kaç protokol fotoğrafı çekildiğiyle değil; o okuldan kaç başarılı, ahlaklı, donanımlı ve ülkesine faydalı genç yetiştiğiyle ölçülür.