Konya’nın maneviyat ikliminde derin bir iz bırakan Şems-i Tebrizi, yalnızca Mevlâna Celaleddin Rumi’nin hayatını değil, tüm insanlığın kalbine dokunan bir dönüşümün kapısını araladı. Bu büyük hakikat yolcusunun adını taşıyan Şems-i Tebrizi Türbesi ve Mescidi, bugün hâlâ gönülleri buluşturan, derin düşüncelere ev sahipliği yapan bir kutsal mekân olarak ayakta duruyor. Konya'nın kalbinde, Alâeddin Tepesi’nin doğu eteğinde yer alan bu anlamlı yapı, tarihle iç içe geçmiş bir parkın içinde, ziyaretçilerine adeta zamanın durduğu bir an sunuyor. Klasik Selçuklu mimarisinin zarafetini taşıyan türbe, kubbesi altında barındırdığı sandukayla, Şems-i Tebrizi’nin huzur veren sessizliğini yankılandırıyor.
(1).jpg)
Mevlâna’nın içsel dönüşüm yolculuğunda bir kıvılcım olan Şems, onun kalbini aşk, hakikat ve derin bilgelikle tutuşturmuştu. Bu eşsiz karşılaşmanın izleri, sadece Mevlevî düşüncesinin temel taşlarını oluşturmakla kalmadı; asırlardır süren bir aşkın, dostluğun ve insanı merkeze alan felsefenin kaynağı oldu.

Bugün Konya’da, Şems-i Tebrizi’nin türbesini ziyaret eden her gönül, Mevlâna’nın “Ben O'nsuz edemem” dediği bu büyük dostu biraz daha yakından tanıma imkânı buluyor. Sessiz kubbenin altında fısıldanan dualar, geçmişin derinliğiyle bugünün arayışını birleştiriyor. Konya’nın en çok ziyaret edilen manevi duraklarından biri olan Şems-i Tebrizi Türbesi ve Mescidi, sadece bir yapıt değil, bir arayışın, bir dostluğun ve kalpleri arındıran aşkın temsilcisi olmaya devam ediyor. Ziyaretçilerini huzurla saran bu kutsal mekân, her adımda “Aşk ile yürü” diyor.