İl Halk Kütüphanesindeki konuşmasına Tevrat ve İncil’deki fasıllardan ayet olarak söz edilmemesi gerektiğine işaret ederek başlayan Karauğuz “Ayet Kur’an’a mahsustur. Diğer kitaplardaki yazılar için ayet denilemez” dedi. Hitit isminin Tevrat’ta geçtiği için bugün o kavmin Hititliler olarak anıldığına da işaret eden Karauğuz “Cumhuriyet’in ilk döneminde Hititler için Eti adının kullanılması doğruydu. Ancak sonraki dönemde Hitit kelimesi ideolojiye bulandırıldı” diye konuştu.
Batılı devletlerin Mezopotamya’dan başlayıp Osmanlı coğrafyasını delik deşik ederek buldukları arkeolojik eserleri kaçırdıklarını kaydeden Karauğuz sözlerini “Kâğıdın icat edilmediği dönemlerde peygamberlere gelen vahiyler taş tabletlere yazılıyordu. Batılı arkeologlar bazı tabletleri buldu ve okumayı da başardı. O yıllarda Türkiye bu işlerle uğraşmıyordu, çünkü yedi düzel birleşmiş bize saldırıyordu. 1915’de biz Çanakkale’de savaşırken bir Çek papaz Çorum Boğazköy’deki tabletleri okuyordu. Türkiye 1932’de Büyük Türk Tarihi Kongresini topladı, çünkü devlet tutunacak bir dala arayışı içindeydi ve bu işlerle ilgili ilim adamlarımız yoktu” diyerek sürdürdü. (Haber Merkezi)