Konya
Hafif yağmur
14°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
45,0316 %0.01
52,8951 %0.03
6.801,99 % -0,19
Ara
Konya Postası Gazetesi Konya KOSAM: “Yapay Et, Stratejik Bir Gıda Politikası Meselesine Mi Dönüşüyor?”

KOSAM: “Yapay Et, Stratejik Bir Gıda Politikası Meselesine Mi Dönüşüyor?”

Kalkınma Odaklı Stratejik Araştırmalar Merkezi (KOSAM), dünya gıda sistemlerinin geleceğini şekillendirecek biyoteknolojik bir dönüşümü masaya yatıran önemli bir raporu kamuoyuna sundu. “Laboratuvardan Sofraya: Yapay Et” başlıklı çalışmayı değerlendiren KOSAM Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İsmail Hakkı Karaca, konunun sadece bir gıda meselesi olmadığını, aynı zamanda küresel rekabet, stratejik teknoloji ve ulusal ekonomi güvenliği ile doğrudan bağlantılı olduğunu vurguladı.

KAYNAK: Haber Merkezi
Okunma Süresi: 3 dk

Karaca, “Raporumuz, yapay et teknolojisini ‘gündelik tartışmaların’ ötesine taşıyarak, Türkiye’nin 2053 vizyonu kapsamında stratejik bir teknoloji alanı olarak konumlandırmaktadır. Artık dünyada gıda, enerji ve su güvenliği birbiriyle iç içe geçmiş durumda. Yapay et de bu üçlü denklemin tam ortasında hem büyük bir potansiyel hem de henüz netleşmemiş risklerle karşımıza çıkıyor. Türkiye olarak bu gelişmeyi uzaktan izleme lüksümüz yok. Aksine, öncü bir aktör olarak pozisyon almak ve hazırlıklarımızı şimdiden tamamlamak zorundayız” dedi.

“Teknolojiyi Takip Eden Değil, Şekillendiren Konumda Olmalıyız”

Karaca, raporun ortaya koyduğu ekonomik verileri yorumlarken, “Son on yılda sektöre aktarılan 3 milyar doların üzerindeki yatırım, söz konusu alanın uzun vadeli potansiyelini ve stratejik önemini ortaya koymaktadır. TÜBİTAK destekli AR-GE projeleri, üniversite-sanayi iş birlikleri ve teknopark ekosistemimiz burada devreye girmeli. Kritik alt teknolojilerde yerli patentler ve çözümler geliştirmeliyiz. Aksi takdirde, bu yeni gıda rejiminde de teknoloji ithal eden, standartları takip eden bir ülke konumuna düşeriz” ifadelerini kullandı.

“Çevresel Etki, Sürdürülebilirlik Söylemi Kadar Net Değil”

Yapay etin çevresel iddialarının detaylı incelenmesi gerektiğinin belirten Karaca; “Sıklıkla dile getirilen ‘daha az kaynak tüketimi’ söylemi, henüz her senaryo için geçerli değil. Üretimde kullanılan enerjinin kaynağı, atık yönetimi ve suyun kalitesi, çevresel ayak izini belirliyor. Yeşil Kalkınma Devrimi ve 2053 Net Sıfır Emisyon taahhüdü çerçevesinde, bu teknolojinin ancak yenilenebilir enerji ile entegre edilmiş, döngüsel ekonomi prensiplerine uygun modelleri desteklenmeli. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın bu konudaki politikaları bir kılavuz olmalı” diye söyledi.

 

 

“Toplumsal Kabul, Güven ve Şeffaflıkla Mümkün Olacak”

Toplumsal kabulün sağlanmasının en önemli şartının güven olduğunu vurgulayan Karaca, “Türk Milleti sofrasına gelen her lokmanın helal olmasına büyük önem verir. Bu hassasiyet, yapay et söz konusu olduğunda daha da kritik hâle geliyor. Diyanet İşleri Başkanlığımız ile bilim insanlarımızın ortak çalışmasıyla, üretimin her aşamasını kapsayan, şeffaf bir helal sertifikasyon protokolü hayata geçirilmeli. Ayrıca, Ticaret Bakanlığımızın öncülüğünde, tüketiciyi doğru bilgilendirecek, korkuya değil bilgiye dayalı bir iletişim kampanyası başlatılmalıdır” şeklinde konuştu.

“Hukuki Boşluk, İvedilikle Stratejik Bir Çerçeveye Dönüştürülmeli”

Karaca, Türkiye’de yapay et için net bir hukuki düzenleme bulunmamasını bir risk olarak değerlendirirken, bunun aynı zamanda bir fırsat olduğunun da altını çizdi. Karaca; “Diğer ülkelerin düzenlemelerini taklit etmek yerine, kendi değerlerimizi ve stratejik çıkarlarımızı merkeze alan, özgün bir düzenleme yapmalıyız. Sağlık Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı koordinasyonunda, FAO ve WHO standartlarını da dikkate alan, ancak yerli şartları önceleyen, risk temelli, aşamalı bir onay ve denetim mekanizması kurulmalı” ifadelerine yer verdi.

“Dengeli ve Proaktif Yaklaşım, Bizi Geleceğe Hazırlayacak Tek Yoldur”

Karaca, “Yapay et, ne körü körüne desteklenmesi gereken bir mucize ne de kesinlikle reddedilmesi gereken bir tehdittir. Gerçekçi olmalıyız. Bu teknoloji, dünya gıda sistemlerine çok boyutlu bir müdahaledir. Türkiye; akademik merak, ekonomik fizibilite, toplumsal değerler ve stratejik öngörüyü bir arada tartan, dengeli ve proaktif bir yaklaşım sergilemelidir. Gelişmeleri yakından izlemeli, tüm paydaşları sürece dahil ederek şeffaf bir diyalog ortamı oluşturmalı ve nihayetinde, bu küresel dönüşümden güçlenerek çıkacak ulusal bir yol haritasını kararlılıkla uygulamaya koymalıyız” diyerek KOSAM raporunun temel mesajını özetledi.

“Laboratuvardan Sofraya: Yapay Et” raporunun, Türkiye’nin gıda teknolojilerindeki dönüşüme liderlik etme potansiyelini gösteren önemli bir çalışma olduğunu belirten Karaca, raporun tamamına KOSAM web sitesi (www.kosam.org) üzerinden ulaşılabileceğini duyurdu.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *