Okul öncesi eğitimin başlamasına sayılı günler kala Necmettin Erbakan Üniversitesi Öğretim üyesi H. İrem Özteke Kozan anne ve babaları uyararak Okulun ilk günlerinde çocuk “Okula gitmek istemiyorum” dediğinde, “Korkacak hiçbir şey yok.”, “Bak herkes gidiyor.” ya da “Artık büyüdün, ağlamak yok.” Ya da sen “Bebek misin?” demek iyi niyetli olsa da çocuğun yaşadığı duygunun anlaşılmadığını hissetmesine neden olabilir” dedi.
Necmettin Erbakan Üniversitesi öğretim üyesi H. İrem Özteke Kozan anne ve babaları okul öncesi eğitimin başlamasına sayılı günler kala uyardı ve “ayrılıkları uzatmayın, vedalaşmaları netleştirin” dedi.
“OKULA BAŞLAYAN ÇOCUK VE EBEVEYNLİKTE YENİ SAYFA”
Bir çocuğun okula başlamasının, yalnızca yeni bir yere, yeni bir öğretmene ve yeni arkadaşlara merhaba demek olmadığını belirten Kozan, Bu dönem aile yaşamında önemli bir geçiştir. Çocuk için “Ailemden ayrılabilecek miyim?”, “Annem babam geri gelecek mi?” gibi soruların; ebeveyn için ise “Yapabilecek mi?”, “Benden ayrılmaya hazır mı?”, “Okula alışabilecek mi?” kaygılarının ortaya çıkabildiği bir dönemdir. Özellikle ilk kez okula başlayacak çocuklarda heyecan, merak, isteksizlik, ağlama, karın ağrısı, uyku değişiklikleri ya da ebeveynden ayrılmak istememe gibi tepkiler görülebilir. Bu tepkiler her zaman bir “sorun” olduğu anlamına gelmez. Yeni bir ortama uyum sağlamak zaman alabilir. Burada önemli olan, çocuğun yaşadığı duyguyu ortadan kaldırmaya çalışmak değil, o duyguyla baş edebilmesine eşlik etmektir. Bu süreçte genellikle ebeveynlerin yaptığı en büyük hatalardan biri çocuğun duygusunu yok saymak oluyor.” dedi.
“KORKMA” DEMEK YERİNE, DUYGUSUNA ALAN AÇIN
Kozan, Okulun ilk günlerinde çocuk “Okula gitmek istemiyorum” dediğinde, “Korkacak hiçbir şey yok.”, “Bak herkes gidiyor.” ya da “Artık büyüdün, ağlamak yok.” Ya da sen “Bebek misin?” demek iyi niyetli olsa da çocuğun yaşadığı duygunun anlaşılmadığını hissetmesine neden olabilir. Bunun yerine, “Yeni bir yere başlamak seni kaygılandırabilir. Bu çok normal ama ben burda ve yanındayım” demek çocuğa iki önemli mesaj verir: “Duygun anlaşılır ve bununla baş edebilirsin.”Ya da ona kendi benzer okula başlama hikayelerinizi anlatmak ve yaşadığınız duygulardan söz etmek kendini yalnız hissettirmeyebilir. Çocuğun kaygısını tamamen ortadan kaldırmak yerine, kaygı varken de hareket edebileceğini öğrenmesi, uzun vadede daha işlevsel bir baş etme becerisinin temelini oluşturur. Çünkü biliyorsunuz ki kaygı ve stresi hayatının her döneminde yaşayacak ve siz her zaman onun yanında olamayacaksınız.” ifadelerini kullandı.
AYRILIKLARI UZATMAYIN, VEDALAŞMALARI NETLEŞTİRİN
Özellikle küçük çocuklarda okul kapısındaki uzun vedalaşmaların kaygının artmasına neden olabileceğini söyleyen Kozan, “Çocuğu tekrar tekrar sarılarak teselli etmek, gizlice ayrılmaya çalışmak ya da “Ben hemen geleceğim.” gibi gerçekçi olmayan sözler vermek yerine kısa, sıcak ve öngörülebilir bir vedalaşma rutini oluşturmak daha yararlıdır. Örneğin: “Şimdi seni öğretmenine bırakacağım. Sen sınıfına gireceksin, ben de işe gideceğim. Sonra seni almaya geleceğim. Seni seviyorum.” Demek çocuğa uzun uzun anlatmaktan daha faydalıdır.” diye konuştu.
HAZIRLIK SADECE ÇANTA VE KIYAFET HAZIRLAMAK DEĞİLDİR
Okula hazırlığın, sadece akademik becerilerden ibaret olmadığını çok daha geniş bir kavramı kapsadığını ifade eden Kozan, “Çocuğun kendi eşyalarını toplamaya çalışması, tuvalet ihtiyacını ifade edebilmesi, yardım istemeyi öğrenmesi, sıra bekleyebilmesi, kısa süreli olarak ebeveynden ayrı kalabilmesi ve duygularını ifade edebilmesi okul yaşamını kolaylaştırır. Bu nedenle okul başlamadan önce evde küçük sorumluluklar vermek önemlidir. “Çantanı ben hazırlayayım.” yerine “Çantana neleri koymak istediğine birlikte bakalım.” demek, çocuğun hem sorumluluk duygusunu hem de yeterlilik algısını destekler.” şeklinde konuştu.
EBEVEYNİN KAYGISI DA ÇOCUĞA GEÇEBİLİR
Kozan, “Çocuklar yalnızca söylenenleri değil, yetişkinlerin ses tonunu, yüz ifadelerini ve davranışlarını da gözlemler. Ebeveynin sürekli “Acaba alışabilecek mi?”, “Öğretmeni nasıl davranacak?”, “Benden ayrı kalabilecek mi?” şeklindeki kaygılı tutumu çocuğa okulun tehlikeli veya baş edilmesi zor bir yer olduğu mesajını verebilir. Bu nedenle ebeveynin görevi “Hiç kaygılanmamak” değil, kendi kaygısını çocuğun omuzlarına yüklememektir.” dedi.
UNUTMAYIN Kİ “HER ÇOCUK AYNI HIZDA ALIŞMAZ”
Bazı çocukların ilk gün sınıfa kolaylıkla girdiği bazılarının haftalar boyunca daha fazla desteğe ihtiyaç duyabileceğini söyleyen Koza sözlerine şöyle devam etti:
“Çocukları birbirleriyle karşılaştırmak (“Bak arkadaşın hiç ağlamıyor.”) uyumu hızlandırmaz; aksine yetersizlik ve başarısızlık duygusunu artırabilir. Bazen çocuğun okula alışması için en çok ihtiyaç duyduğu şey, daha fazla konuşmak ya da daha fazla müdahale etmek değil ebeveyni yanında hissetmesi ve onun tarafından anlaşılmasıdır.”
“GÜVENLİ BAĞLANMAK KADAR, GÜVENLİ AYRIŞMAK DA ÖNEMLİDİR”
Okula başlamanın çocukların ebeveynlerinden kopması anlamına gelmediğini dile getiren Kozan, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bir çocuğun gelişimi için güvenli bağlanma ne kadar önemliyse, bu bağın içinden güvenli biçimde ayrışabilmek de o kadar önemlidir. Okula başlamak, çocuğun ebeveyninden kopması değil; güven duyduğu ilişkiyi yanında taşıyarak ondan bir süreliğine ayrı kalmayı öğrenmesidir. Ebeveynin çocuğa “Ben olmadan da güvendesin, ihtiyaç duyduğunda yardım isteyebilirsin ve ben geri geleceğim” mesajını vermesi, çocuğun hem bağımsızlık duygusunu hem de kendine güvenini destekler. Amaç çocuğu ayrılığa zorlamak değil; güvenli bir bağın içinden, yaşına uygun ölçüde bağımsızlaşmasına alan açmaktır. Çünkü güvenli bağlanmanın önemli göstergelerinden biri de çocuğun gerektiğinde ebeveyninden ayrılıp dünyayı keşfedebilmesidir.”