KONYA KAPALI HAVZASI RİSK ALTINDA
Türkeş, özellikle sulama baskısının yüksek olduğu bölgelerde iklim değişikliğinin etkilerinin daha belirgin hissedileceğini söyledi. Türkeş, “Harran Ovası, Konya Kapalı Havzası, Gediz, Büyük Menderes, Çukurova ve Trakya gibi alanlarda mısır, ayçiçeği, şeker pancarı, sebzecilik ve yem bitkileri su kısıtından daha fazla etkilenebilir” dedi.
İç Anadolu Bölgesi’nde buğday, arpa, mercimek ve nohut gibi kuru tarım ürünlerinin de yağışlardaki azalma nedeniyle risk altında olduğunu belirten Türkeş, üretim planlamasında iklim projeksiyonları ve su bütçesinin dikkate alınması gerektiğini vurguladı.
“YILLIK 3,5 TRİLYON DOLARA KADAR FİNANSMAN GEREKİYOR”
Gıda güvenliğinin yalnızca üretim miktarıyla sınırlı olmadığını ifade eden Türkeş, iklim değişikliğine uyum sağlayacak tarımsal sistemlerin kurulması için küresel ölçekte yıllık 2,5 ila 3,5 trilyon dolar arasında finansmana ihtiyaç duyulduğunu söyledi.
Bu kaynakların modern sulama sistemleri, erken uyarı mekanizmaları, toprak sağlığının korunması ve sürdürülebilir üretim modellerine yönlendirilmesi gerektiğini belirten Türkeş, özellikle küçük çiftçilerin uzun vadeli finansman desteğine ihtiyaç duyduğunu kaydetti.
TÜRKİYE’YE BÖLGESEL LİDERLİK ÇAĞRISI
COP31 sonrasında Türkiye’nin öncülüğünde Akdeniz, Orta Doğu, Balkanlar ve Orta Asya’yı kapsayan bir “iklim dirençli gıda ve su güvenliği girişimi” başlatılabileceğini dile getiren Türkeş, kuraklık izleme, tarımsal erken uyarı sistemleri, su verimli üretim ve tohum ıslahı gibi başlıkların bu girişimin temelini oluşturabileceğini ifade etti.