Konya, çok eski çağlardan bu yana, ilk yerleşimlerden İlk Çağ’a ve sonrasında Roma, Bizans, Selçuklu ile Osmanlı’ya uzanan kadim bir tarihe sahiptir. Neredeyse insanlık tarihi kadar kadim olan bu Selçuklu başkenti geçmişinden gelen kültürle birlikte birçok tarihi eseri de bünyesinde yaşatmaktadır. Günümüzde çoğunu somut bir biçimde görülmeyen Konya’nın geçmişten gelen izleri olan tarihi eserlerinden mevcut olanları ve olmayanları öğrencileri özümseyerek anlayabilmelerini sağlamak maksadıyla planlanan proje kapsamında, öğrencilerin günümüze kadar ulaşamamış tarihi eserleri yerinde hayal edebilmelerini sağlamak ve günümüze ulaşanları da detaylarıyla daha iyi anlayarak yaşadıkları şehri gerçekten tanıyabilmeleri amaçlandı.
Genç Seyyahlar projesi dahilinde gerçekleştirilen Konya Merkez Tarihi Sit Alanı Gezisi’nde Karatay Medresesi’nden başlayan yürüyüş yolu Mevlana Türbesi’nde son buldu. Öğrenciler, Selçuklu payitahtı Konya'nın merkezindeki Karatay Medresesi, Taş Bina, Selçuklu Sarayı, Alaaddin Camii, Selçuklu Sultanları Türbesi, Şerafettin Camii, Sanayi Mektebi, İplikçi Camii ve Medresesi, PTT Binası, Kapu Camii ve Aziziye Camii gibi sembol mekanları ziyaret ettiler. Tarihi mekanların tarihi, hikayesi ve mimari yapısı hakkında bilgi alan öğrenciler, böylece Selçuklu, Osmanlı ile Cumhuriyet dönemi Konya’sını yerinde anlayarak zihinlerine işlemiş oldular.

Öğrenciler, güzergah boyunca karşılaştıkları duraklarda bir çok detaya vakıf oldular. Karatay Medresesi’nde medresenin banisi olan Selçuklu veziri Celaleddin Karatay’ın türbesini ziyaret edip, medresenin eğitim odaları, eğitim yöntemleri, fenerli kubbesi ve paha biçilmez Selçuklu çinilerini incelediler.

Taş Bina’da binanın mimarı olan Mimar Muzaffer beyi yakından tanırken, bina içindeki Büyükşehir belediyesinin hazırladığı Konya kültürü ile ilgili simülasyonlara dahil oldular.

Alaaddin Tepesi’in Selçuklu dönemi surları, Selçuklu Sarayı, Alaaddin Camii ve Sultanlar Türbesi’nde Türkiye Selçuklu’nun yönetim merkezinin kalbinde adımladılar. Alaaddin Camii’ndeki mimari detaylar, caminin tarihteki kullanım şekli, caminin 1155 yılında yapılan ve Selçuklu ahşap işçiliğinin en zarif örneklerinden olan çivi kullanılmadan geçmeli tekniğiyle yapılan minberi ve çini işlemeler gibi bir çok detayı gözlemlediler. Güzergah boyunca Şerafettin Camii, II. Abdülhamid döneminde yapılan Sanayi Mektebi ve 1926 yılında telgraf idaresi olarak tasarlanan PTT binasının tarihi yönleriyle tanıştılar. Hz. Mevlana’nın Konya’ya ilk geldiğinde kaldığı ve dersler verdiği İplikçi (Altunaba) Medresesi’nin kalan bir odasından yola çıkarak geçmişte medresenin tamamının bulunduğu yeri öğrendiler. İplikçi (Altunaba) Camii ve Medresesi’nin vakfiyesi ve hikayesiyle ilgili de bilgi sahibi oldular. Kapu Camii’nin isminin nereden geldiği öğrenirken, caminin önünden geçen Konya’nın dış sur kapısını yerinde gözlerinde canlandırdılar. Sultan Abdülaziz adına annesi tarafından yapılan Aziziye Camii’nin barok rokoko üslubuyla birlikte Osmanlı’nın son dönemindeki sanatsal yaklaşımını da anladılar. Mevlana meydanında son bulan gezi ile gençlerin zihninde ve gönlünde tarihi, milli bir şuur bilinci açılmış oldu.
