Uygulamakta oldukları bütçede bile ciddi açıklara yol açacak bazı gelirlerden vaz geçme sonrası yapılan vergi indirimleri ile piyasayı yönetmeye kalkıyorlar. Fiyatları yükselten ana sebep olan ve bizim diğer ülkelerden de fazla negatif ayrışmamıza yol açan rezerv sıkıntımızın ortaya getirdiği kur yükselişlerinin iğneden ipliğe her alanda fiyat artışına yol açtığını görmezden gelmektedir. Yapılan KDV indirimlerinin piyasayı rahatlatması gerektiği algısını oluşturarak üretici-satıcı-müşteri arasındaki sosyal ilişkiyi bozacak bir hareket tarzı izlemektedirler. Bu durum sosyal barış açısından da son derece sağlıksız bir durumdur. Oysa asıl yapılması gereken fiyatlara etki eden ve çoğu da hükümetin kontrolünde olan ana girdilerin fiyatlarında düzenleme yapılmasıdır. Çünkü sebep girdilerdeki artış, sonuç fiyat artışıdır. KDV’de onun üzerine konulan bir kalemdir. Buna rağmen stokçuluğa yeltenenlerle zabıta marifetiyle piyasa denetimi yapılacaksa da ondan sonra yapılması uygun olur” dedi.
YERLİ ET VE SÜT BULAMAYABİLİRİZ
Temel gıda maddelerimizin üretimi ve piyasa düzenlemesi açısından Gıda Tarım Bakanlığına çok önemli görevler düştüğüne dikkat çeken Karaca, “Tarım ve hayvancılığa dair uzun dönemli bir planlama ile hareket edilmesi gerektiği bu kadar aşikâr hale gelmişken, hala günübirlik kararlarla süreç yönetilmeye çalışılmaktadır. Et ve sütte geldiğimiz nokta içler acısıdır. Üreticilerimiz işletmelerini bir sonraki aya ancak ellerindeki hayvan varlığının bir kısmını gözden çıkararak devredebilmektedirler. Sonuç kesilecek hayvan kalmayıncaya kadar giden işletmeler ve et ve süt yokluğudur. Hayvan varlığımızın da giderek azaldığı, çoğalması için de ciddi bir “buzağı ölümleri önleme programı” uygulanmadığı da dikkate alınırsa, bu teşvikin sonu hızla ithalata mahkûm olmaktır” şeklinde konuştu. (Haber Merkezi)