Konya
Az bulutlu
1°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,8841 %0.04
51,9243 %0.18
7.318,07 % 0,71
Ara
Konya Postası Gazetesi Konya Aydınlar Ocağı’nda İran Devrimi ele alındı

Aydınlar Ocağı’nda İran Devrimi ele alındı

Konya Aydınlar Ocağı’nın Salı Sohbetlerinde Prof. Dr. Ali Temizel Devrim’in 47. Yılında İran’daki durumu anlattı.

KAYNAK: Haber Merkezi
Okunma Süresi: 5 dk

Konya Aydınlar Ocağı’nın düzenlediği Selçuklu Salı Sohbetlerinde bu hafta Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Temizel, Devrimin 47. Yılında İran’da yaşanan son gelişmeleri anlattı.

Konevi derneği salonundaki programın açılış konuşmasını yapan Aydınlar Ocağı Başkanı Dr. Mustafa Güçlü İran’da 47 yıl önce yaşanan devrime dikkat çekerek “Geçen zaman zarfında devrim İran’a ne getirdi, ne kazandırdı ne kaybettirdi, İslam dünyasına ne gibi etkileri oldu; bunlar önemlidir. Biz de İran’da yaşayan soydaşlarımız ve Müslüman kardeşlerimizin hatırına, İran’ı takip ediyor; İran bahane edilerek üçüncü dünya savaşına doğru mu götürülüyoruz, bunu anlamaya çalışıyoruz” dedi.

Daha sonra kürsüye gelen Prof. Dr. Ali Temizel, İran’ın devrimlerle yaşayan bir ülke haline geldiğini belirterek “Kanlı olayların çok yaşandığı İran coğrafyası sürekli devrimlere tanık oldu. Geleneksel İmamiyye Şiiliğinde ümmetin velayeti, kıyamete yakın zamanda zuhur edecek olan Mehdi’dedir. Velayet-i Fakih doktrininde ise Mehdi gelene kadar, velayet görevi Mehdi adına, bir kurul tarafından seçilen bir fakihe devredilir. Bu durum Şii fakihlerin yeni kurulan İran İslam Cumhuriyeti rejiminin başına geçmelerinin yolunu açtı ve Şiilik, Velayet-i Fakih doktrini ile siyasallaştı” dedi.

Konuşmasına, 1989-97’de yaşanan Rafsancani dönemine dair tespitlerle devam eden Temizel “Rafsancani ılımlı muhafazakâr bir devlet adamı kimliğine sahipti.  Onun döneminde çatışmacı ideolojik bir dış politika yaklaşımından daha uzlaşmacı, pragmatik bir dış politikaya evirilme süreci yaşandı. Uluslararası sistemle yeniden entegrasyon hedeflendi. İran-Irak savaşından sonra bölgedeki Arap ülkeleriyle kalıcı ekonomik işbirliği ve siyasi ilişkilerin geliştirilmesine çalışıldı.  Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra da Rusya ile ikili ilişkileri geliştirmeyi tercih etti. Irak’ın Kuveyt’i işgali ve ABD’nin Irak’a müdahalesiyle de güvenlik endişeleri yeniden önem kazandı” diye konuştu.

Muhammed Hatemi’nin 1997-2005 döneminde reformist olarak öne çıktığını ve dış politikada entegrasyon siyasetini takip ettiğini anlatan Temizel, “1998 yılında İran-Afganistan arasında çıkması muhtemel savaşı Hatemi önledi. Medeniyetler Arası Diyalog açılımını savundu. Serbest piyasa ekonomisi ve yabancı sermayeyi ülkeye çekme politikaları uyguladı. Uygulamaya koymak istediği reformlar nedeniyle Devrim Lideri, Koruyucular Konseyi ve muhafazakâr kanat ile anlaşmazlığa düştü.” diyerek devam etti.

Ahmedinejad’ın 2005’de seçildikten sonra nükleer programın sürdürülmesi gerektiği konusunda net bir tavır ortaya koyduğuna işaret eden Temizel, “ABD ve İsrail’e karşı sert bir dil kullanıp, ABD’nin İran’a karşı uyguladığı ambargoyu eleştirdi. O dönemde İran’a yönelik yaptırımların yumuşatılmasında Türkiye ve Brezilya önemli rol üstendi. 2009’da ikinci defa cumhurbaşkanı seçilmesi, aynı yıl İran’da geniş çaplı halk gösterilerinin yaşanmasına neden oldu. Gösteriler rejim tarafından sert biçimde bastırıldı. 2013’de yardımcısı Rahim Meşai’yi seçimlere aday göstermek istedi ama bu konuda rejim ve muhafazakâr kesim ile ihtilafa düştü. İstihbarat Bakanı Haydar Muslihi Nisan 2011’de istifa edince Ahmedinejad vekaleten bakanlığı üstlendi fakat bu kararı sebebiyle de devrim lideri Hamanei ile problem yaşadı” dedi.

Konuşmasına Amerika’nın uyguladığı ambargoları anlatarak devam eden Temizel, “İran sık sık yaptırımlara muhatap oldu. Nitekim 2018’de ABD Başkanı Trump Nükleer Anlaşmadan çekildiklerini açıklayarak İran’a karşı iki aşamadan oluşan yaptırımları devreye sokacaklarını ilan etti. Bu durum İran dış politikası ve ekonomisi kadar iç politikadaki gelişmeleri de önemli oranda etkiledi” diyerek devam etti.

İran diasporasının faaliyetlerine dair bilgiler veren Temizel “İran Şahının oğlu Rıza Pehlevi 1979 devriminin 40. Yıl dönümünde devrimi (İran’ın kırk yıllık tutsaklığı) olarak niteleyip (İran ve İranlılar kırk yıldır kendi doğal yerini kaybetmiştir. 2017 Aralık ayındaki gösteriler milletin uyanış sesi ve kış mevsiminin buz tutmuş kalbinde baharın yeni ümididir) diyerek, İran medeniyetinin yeniden yapılanması için dini yönetimi ortadan kaldırmanın sorumluluğunun yeni nesilde olduğunu işaret etti” diyerek sözlerini sürdürdü.

İran İslam devriminin başlangıcından günümüze İran toplumundaki nüfus ve demografik yapıyı da anlatan Temizel “Nüfus istatiksel olarak, devrimin başladığı 1978 yılı ile bugün karşılaştırıldığında; toplumun demografik yapısında, büyüme oranında ve yaşam tarzında dramatik değişiklikler görülüyor. Kırk yedi yıllık süreçte İran, çok genç ve hızla büyüyen bir toplumdan yaşlanma sorunuyla boğuşan bir topluma dönüştü. Demografik kriz her alanda kendisini göstermektedir. Yoksulluk, işsizlik ve ayırımcılık İran’ı tarihinin en vahim durumlarından birine soktu. İran şu anda demografik pencereden bakıldığında nüfusun büyük çoğunluğunun çalışma çağında olduğu görülmektedir. İstihdam konusunda ve doğurganlığı artırma konusunda önemli çözümler üretilmezse önümüzdeki on yıllar yaklaştıkça yaşlı nüfusu korumanın maliyeti ve genç iş gücündeki azalma, ülkenin ekonomik yapısı üzerinde ek baskı oluşturacaktır” dedi.
İran’da yoksulluğun, daha evvel altyapı eksikliği iken 2025’de gelir yoksulluğuna dönüştüğünün altını çizen Temizel “Son yıllardaki kronik çift haneli enflasyon sebebiyle orta sınıf büyük ölçüde küçüldü ve toplumun büyük kısmı yoksulluk sınırının altına düştü. Elektrik ve eğitime erişim evrensel hale gelmiş olsa da konut ve sağlık hizmetleri maliyetleri o kadar yükseldi ki hane halkı gelirinin büyük bir bölümünü yutuyor” diyerek açıklamalarına devam etti.

Temizel, 1979 İran devriminin hedefini de İranlı yetkililerin açıklamalarına dayanarak şu şekilde özetledi “İranlı yetkililer sıklıkla İran devriminin hedefinin (Mehdi’nin gelişi için gerekli koşulları sağlamak ve hızlandırmak olduğunu) ifade ederler.  İslam Devrimi’nin başarıya ulaşmasının ardından yapılması gereken işlerin yeni başladığını, eğer İslam Devrimi’nin hedefi yalnızca Şah rejimini devirmek ve bir İslamî hükümet kurmak olsaydı, yapılması gerekenlerin tamamlanmış olduğu düşünülürdü ve sürekli devrimci olmayı gerektiren bir durum da kalmazdı. Ancak İslam Devrimi’nin önemli hedefinin Mehdi’nin gelişi için gerekli zemini sağlamak olduğunu ve bu hedefe ulaşmak için İran’ın çok bedel ödediğini belirtmektedirler” diyerek sözlerini tamamladı.

Program sonunda Aydınlar Ocağı Başkanı Dr. Mustafa Güçlü, verdiği bilgiler nedeniyle Prof. Dr. Ali Temizel’e teşekkür ederek günün hatırası olarak kitap takdim etti.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *