Konya
Parçalı bulutlu
7°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,5062 %0.21
51,9305 %-0.26
7.207,01 % -4,30
Ara
Konya Postası Gazetesi Konya Atından inmeden tarihe geçti! Osmanlı’nın son kahraman kumandanı Abdülezel Paşa

Atından inmeden tarihe geçti! Osmanlı’nın son kahraman kumandanı Abdülezel Paşa

Dr. Öğr. Üyesi Abdulvahap Alıcı: Osmanlı ordusunun son devir kahraman kumandanlarından Abdülezel Paşa, yarım asrı aşan askerlik hayatını cephede tamamladı. Katıldığı 26 muharebenin ardından Teselya topraklarında 82 yaşında şehadete yürüyen Paşa, askerî cesaretin sadakatin ve imanla yoğrulmuş fedakârlığın sembol isimlerinden birisidir.

KAYNAK: Haber Merkezi
Okunma Süresi: 6 dk

HİSDER (Hikmet İlim ve Sanat Derneği) 'in Karatay Belediyesi Şemsi Tebrizi Sosyal Tesisleri’nde düzenlediği Pazartesi Toplantıları’nda Necmettin Erbakan Üniversitesi Sosyal ve Beşerî Bilimler Fakültesi Tarih Bölümü Yakın Çağ ABD Dr. Öğr. Üyesi Abdulvahap ALICI “Abdülezel Paşa” hakkında slayt eşliğinde dernek üyelerine bilgi verdi.

Osmanlı ordusunun son devir kahraman kumandanlarından Abdülezel Paşa, yarım asrı aşan askerlik hayatını cephede tamamladı. Katıldığı 26 muharebenin ardından Teselya topraklarında şehadete yürüyen Paşa, askerî cesaretin sadakatin ve imanla yoğrulmuş fedakârlığın sembol isimlerinden biri olarak tarihe geçtiğini ifade eden ALICI, Osmanlı Devleti’nin en çetin dönemlerinde, ordunun manevî ve askerî direncini ayakta tutan kumandanlardan biri olduğunu söyledi.

Abdülezel Paşa, yalnızca kazandığı muharebelerle değil, cephedeki duruşu, askerine hitabı ve şehadeti kabullenişiyle de hafızalarda yer etti. Servet-i Fünun gazetesi, uzun süredir bu büyük kahramanın simasını ve mücadelesini okuyucularına sunmayı arzu etmekteydi. Bugün, Osmanlı’nın fütuhat ruhunu temsil eden bu müstesna şahsiyetin şehadetini Recaizade Mahmud Ekrem’in şiiriyle anlattı:

Şehid-i Ezel

Kimdir şu ak sakallı şehametli kahraman!

Kimdir o şehsuvarı mehîb-i sefid-i ser?

Kimdir o seyf-i kâhirî destinde şu’le-ver–

Dâim önünde askerin olmaktadır divân?..

“Arslan çocuklarım ileri der giderdi

o şiddetli yaylım ateşine karşı düşmanın…

Zira kumandasındaki şiran-ı yek-teng

Mutlak muvaffakiyetini terk ederdi o…

Derken vuruldu el ve kolundan ne hükmü var? 

Sürmekte muttasıl o semend-i celadeti 

Bir kahramani riziş-i hun-ı hamiyyeti 

Vâ pes bırakmayınca yolundan ne hükmü var? 

Evladı davet eylediler attan inmeğe 

Zira nişan alırdı anı muttasıl adüvv 

Lakin o hast-ıgar-ı şehadet … o kam-cû 

Mesud başlamıştı içindeb sevinmeğe 

Çok gelmeden üçüncüsü de geldi danenin 

Amma bu defa can alacak yerden vurdu ah! 

“Evladlarım” dedi ileri, arş daima! 

Kahran sürüp yakın has-ü haşak-ı düşmanı... 

Mutlak şu karşıki tepeye defnedin beni 

Olsun zahir kuvvetini avn-i Kibriya! 

29 Nisan 1313

HADİM’DEN CEPHELERE

Şehid-i Muhterem Abdülezel Paşa’nın 1243 yılında Konya’ya tabi Hadim kazasının Aşağı Hadim köyünde dünyaya geldiğine değinen ALICI, “Mütevazı bir Anadolu köyünde başlayan hayatı, kısa sürede Osmanlı Devleti’nin en sıcak cephelerine uzandı. Genç yaşta askeriyeye intisap eden Abdülezel Paşa, henüz ilk görevlerinden itibaren cesareti ve disiplin anlayışıyla dikkat çekti.1258 yılında askerlik mesleğine adım atan Paşa, 1270’te Hüsrev Paşa’nın yaveri olarak Kırım Harbi’nde görev aldı. Ardından Karadağ ve Girit cephelerinde bulundu. Bu cephelerin her birinde gösterdiği yararlıklar, kendisine rütbe ve nişan olarak döndü.” savaş meydanında kazandığı her tecrübe, onun hem askerî bilgisini hem de liderlik vasfını güçlendirdiğine vurgu yaptı.

PLEVNE’DE PARLAYAN BİR KAHRAMAN

Abdülezel Paşa’nın askerî kariyerinde Plevne Muharebesi ayrı bir yer tutar. Bu cephede miralay (albay) rütbesiyle görev yapan Paşa, Osmanlı savunmasının en çetin safhalarında ön safta yer aldı. Plevne’de gösterdiği kahramanlık sonucu 2. Abdülhamit tarafından nişanla ödüllendirildiğini söyleyen ALICI, Abdülezel Paşa,yalnızca savaş meydanlarında değil, disiplin ve ahlâkıyla da örnek bir kumandan olduğunu,16 yaşında hafız olan paşanın askerlik mesleğini imanla birleştiren nadir isimlerden biri olduğuna vurgu yaptı: “Kırım Harbi’nden Teselya’ya uzanan askerlik hayatında tam 26 muharebeye katılan Abdülezel Paşa, hiçbir zaman cepheden geri durmadı. Jandarma teşkilatında görev almak üzere Hicaz’a gönderildi; burada da başarıyla hizmet etti. 1303 yılında mirliva (tuğgeneral) rütbesine yükseltildi.” sözleriyle konuşmasına devam etti.

TESALYA CEPHESİ VE DÖMEKE YOLU

ALICI, savaş meydanlarında hiçbir zaman atından inmeden kıtasının başından ayrılmadan ölümü bir son değil, bir şeref olarak gören bu anlayışın sahibi olan Abdülezel Paşa, 1897 Osmanlı-Yunan Harbi sırasında Teselya Cephesi, savaşın kaderini belirleyen hatlardan biri hâline geldiğine değindikten sonra “Türk ordusu Larissa’yı ele geçirdikten sonra ilerleyişini sürdürdü. Yunan birlikleri panik içinde geri çekilirken, Avrupa basını Türk askerinin disiplinini ve hücum kabiliyetini hayretle takip ediyordu. Dömeke, hem askerî hem de siyasî bakımdan kritik bir noktaydı. Büyük devletlerin baskılarına rağmen Osmanlı ordusu sahada üstünlüğü ele geçirmişti. İşte bu cephede, Abdülezel Paşa bir kez daha ön safta yer aldı.” dedi.

CEPHEDE TARİHE GEÇEN HİTAP

Dömeke önlerinde askerlerine hitap eden Abdülezel Paşa’nın sözleri, bir kumandanın son vasiyeti gibiydi. Askerlerini “aslanlarım” diye selamlayan Paşa, hücum emrini iman ve vatan sevgisiyle verdi. Tepeyi ele geçirmeden geri dönülmemesini emretti; şehit düşmesi hâlinde naaşının bile o tepeye defnedilmesini istedi: “Askerlerim, yiğitlerim, kahraman evlatlarım! Dinimize, namusumuza ve vatanımıza göz diken düşmana haddini bildirmenin tam zamanıdır. Bilirsiniz ki hainler korkak olur. Biz düşman üzerine yürürsek onlar kaçarlar. Hep beraber Allah Allah diyerek hücum edelim. Asker evlatlarım! Size en son bir vasiyyetim var ki, bu vasiyetimin yerine getirilmesini ricâ ederim. Eğer ben, şu tepenin tarafınızdan zabt olunduğunu görmeden, şehâdet şerbetini içecek olursam, benim cesedimi şehit olduğum yere defnetmeyin. Bu tepeyi mutlaka ele geçirin ve benim için o tepe üzerinde bir kabir kazarak oraya defnedin! Şayet bu tepeyi ele geçiremeyecekseniz bırakın cesedim bu topraklar üzerinde kurtlara kuşlara yem olsun. Evlâtlarım! Sizin dağlar dayanmayan hücumunuza böyle tepeler elbette dayanmaz. Bu cihetle sizden mutlaka bu tepenin zabtını isterim. Tevfik-i İlâhî rehberimiz, imdâd-ı peygamberî yâverimiz, teveccühât-ı celîle-i hazret-i hilâfet penâhî ise, fark-ı iftihârımızda tâcımızdır.” sözleri dikkat çekiciydi.

ŞEHADET VE SONRASINDA

Sunumunda savaş alanı hakkında bilgi veren ALICI, 5 Nisan günü Pırnar Tepesi’nde, düşman ateşi altında ilerlerken yüzüne isabet eden kurşunla şehit olan Abdülezel Paşa, arzuladığı gibi cephede, askerlerinin önünde can verdi. Naaşı daha sonra Alasonya’ya taşındı ve Padişah iradesiyle burada bir türbe inşa edildi. Paşa’nın eşine ve ailesine maaş bağlandı; devlet, şehidine vefasını gösterdi. Şehadet haberi yalnızca Osmanlı topraklarında değil, Avrupa’da da yankı buldu. İtalya Kralı Umberto, 82 yaşında ön safta savaşarak şehit olan bu askerin asla unutulmayacağını ifade etti. İngiliz Daily News gazetesi, Paşa’nın şahadetini “askerî onur ve fedakârlığın zirvesi” olarak nitelendirdi.

Dömeke Savaşı’nın ardından büyük devletlerin müdahalesiyle ateşkes sürecine girilmiş olsa da Abdülezel Paşa’nın adı Osmanlı askerî hafızasında silinmez bir yere kazındı. Atından inmeyen bir kumandan, askerinin önünde yürüyen bir lider ve şehadeti tebessümle karşılayan bir iman adamı olduğuna değinerek konuşmasını tamamladı. Sohbetin soru cevap kısmından sonra Dernek Saymanı Ahmet UĞUR, Ahmet ÜNLÜ ve İbrahim ŞERİF tarafından Dr. Öğr. Üyesi Abdulvahap Alıcı’ya dernek plaketi  takdim edildi. Toplantı toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *