Anadolu Gençlik Derneği (AGD) Konya Şubesi, Küresel Sumud Filosu’na uluslararası sularda müdahale eden İsrail’in saldırılarını kınamak amacıyla Konya Kültürpark Kubbetüs Sahra Çadırı önünde kitlesel bir basın açıklaması düzenledi. Aralarında 74 Türk vatandaşının da bulunduğu 39 farklı ülkeden aktivist, parlamenter ve gazetecileri taşıyan sivil yardım gemilerinin alıkonulmasına tepki gösterilen açıklamada; Orta Doğu'daki ABD-İsrail ortaklığı ve Doğu Türkistan'da yaşanan Çin zulmü de sert bir dille eleştirildi.
“ESİR ALINAN TÜM VİCDAN ELÇİLERİ DERHAL SERBEST BIRAKILMALIDIR”
Basın açıklamasını gerçekleştiren AGD Karatay İlçe Başkanı Mehmet Fatih Kocaman, sözlerine Sumud Filosu’nda bulunan Emrullah Demir, Sinan Akılotu, Abdullah Aydın, Ercan Tokcan, Eyyüp Dağlı, Mehmet Şirin, Bilali Yıldırım, Fatma Zengin, Hüseyin Talha Yaman, Mehmet Yıldırım ve Ömer Faruk Narlı gibi Türk vatandaşlarının isimlerini tek tek sayarak başladı.
Küresel şer odaklarına karşı hakkı haykırmak için toplandıklarını belirten AGD Karatay İlçe Başkanı M. Fatih Kocaman, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“Ey Aziz milletimiz! Ey bu toprakların mayası iman, sevdası Kudüs olan güzel halkımız! Bugün burada emperyalist hırslarla dünyayı kana bulayan, halkları açlık, ambargo ve bombalarla terbiye etmeye çalışan küresel şer odaklarına karşı hakkı haykırmak; sadece bir kınama değil, tarihin en büyük adaletsizliklerine karşı küresel bir vicdan ve eylem çağrısı yapmak üzere toplanmış bulunmaktayız. Gazze'deki soykırımı ve gayriinsani ablukayı delmek, oradaki mazlum halka gıda ve tıbbi malzeme ulaştırmak amacıyla tamamen sivil, barışçıl ve insani bir inisiyatifle Akdeniz'e açılan Küresel Sumud Filosu, uluslararası sularda bir kez daha İsrail donanmasının barbarca ve korsan saldırılarına maruz kalmıştır. Aralarında vatandaşlarımızın da bulunduğu 39 farklı ülkeden yüzlerce aktivistin, parlamenterin ve gazetecinin bulunduğu sivil yardım teknelerine askeri güçle müdahale edilmesi, teknelerin alıkonulması ve sivil insanların akıbetinin belirsiz bırakılması açık bir devlet terörüdür. Akdeniz’i haydutluk denizine çeviren bu saldırganlığı lanetliyoruz! Esir alınan tüm vicdan elçileri derhal serbest bırakılmalı, korsanlık yapanlar uluslararası mahkemelerde yargılanmalıdır.”

“BİZ HZ. ALİ GİBİ HAYBER’İ SİZE YENİDEN YAŞATMAKTA KARARLIYIZ”
Zulüm bitene kadar susmayacaklarını ve geri adım atmayacaklarını vurgulayan Kocaman, ümmetin şehitlerden ilham aldığını belirterek İsrail'e meydan okudu:
“Bizler zulüm bitene kadar, insanca bir yaşam oluşana kadar susmayacağız, durmayacağız, yılmayacağız. Biz Amerika ve İsrail zalimlerinin karşısında durmaya kararlıyız. Biz Allah ve Resulüne verdiğimiz sözde Müslümanlar ile aynı safta omuz omuza olmakta kararlıyız. Biz Hz. Ali gibi Hayber’i size yeniden yaşatmakta kararlıyız. Biz yeniden adil bir dünya kurmakta kararlıyız. Biz biliyoruz ki Kudüs ümmete kan pompalayan kalp gibidir. O durursa ümmet ölür. Biz bütün kanımızı Mescidi Aksa için vermekte kararlıyız. İsrail şunu iyi bilsin: Artık korku silahınız işe yaramıyor. Artık tehditleriniz Müslümanlara geri adım attıramıyor. Çünkü bu ümmet, şehitlerden aldığı ilhamla yaşıyor. Şeyh Ahmet Yasin, Abdulaziz Rantisi, Salih Aruri, İsmail Haniye, Muhammed Dayf, Ebu Ubeyde, Yahya Sinvar, Hasan Nasrallah, Ali Hamaney ve hepsi bizim için yoldaki işaretlerdir. Onların yolu bizim yolumuzdur. Sizin leşleriniz Cehenneme, bizim Şehitlerimiz Cennete gidecektir. Bizim için iki yol vardır: Ya zafer, ya Şehadet.”
“ABD-İSRAİL ORTAKLIĞI BÖLGEYİ YUTACAK BİR YANGIN ÇIKARIYOR”
Konuşmasında Orta Doğu’da yürütülen geniş çaplı savaş stratejilerine ve haksız ambargolara da değinen Kocaman, emperyalist politikaları şu sözlerle reddettiğini açıkladı:
“Orta Doğu, emperyalist ABD ve onun bölgedeki şımarık karakolu olan terör devleti İsrail’in ortak yapımı bir imha planıyla karşı karşıyadır. Bugün Gazze’de uygulanan vahşet; Lübnan’a yönelik askeri saldırganlıkla ve İran’a karşı açılan geniş çaplı sıcak savaş cephesiyle tüm bölgeyi yutacak bir yangına dönüştürülmek istenmektedir. ABD ve İsrail ortaklığı, sadece bombalarla değil; haksız, hukuksuz ve zalimane ekonomik ambargolarla da milyonlarca sivili açlığa, ilaçsızlığa ve yoksulluğa mahkûm etmektedir. Lübnan halkının iradesini kırmaya çalışan, İran’ı askeri baskı ve yaptırımlarla kuşatan bu zihniyet, küresel barışın önündeki en büyük tehdittir. Bizler, emperyalizmin bölge halklarını sömürgeleştirme politikalarını reddediyoruz!”
“DOĞU TÜRKİSTAN DAVASI BİZİM DE DAVAMIZDIR”
Adalet anlayışlarının coğrafya seçmediğini belirten Kocaman, Çin’in Doğu Türkistan’daki asimilasyon politikalarına karşı uluslararası toplumun sessizliğini şu sözlerle eleştirdi:
“Bizim adalet anlayışımız coğrafya seçmez, mazlumun kimliğine bakmaz. Akdeniz ve Orta Doğu için çarpan kalbimiz, Doğu Türkistan’da onlarca yıldır Çin’in asimilasyon, toplama kampları, köle işçilik ve sistematik soykırım politikalarına direnen soydaşlarımız için de aynı kararlılıkla çarpmaktadır. Uluslararası toplumun ikiyüzlü suskunluğundan güç alan Çin rejimi, Doğu Türkistanlı kardeşlerimizin inancını, dilini ve kimliğini yeryüzünden silmek istemektedir. Batı’nın sinsi çıkarları, Doğu’nun ise dilsiz ortaklığı nedeniyle unutturulmak istenen Doğu Türkistan davası bizim de davanızdır!”
GARANTÖR ÜLKELERE VE DEVLET BAŞKANLARINA ACİL ÇAĞRI
Kınama mesajlarının artık anlamını yitirdiğini ifade eden Kocaman, başta Türkiye Cumhuriyeti yöneticileri olmak üzere tüm devlet başkanlarına, Birleşmiş Milletler’e ve garantör ülkelere somut adımlar atmaları için tarihi bir çağrıda bulundu:
“Sözün bittiği, kınama mesajlarının anlamını yitirdiği yerdeyiz. Buradan, başta ülkemiz yöneticileri olmak üzere tüm vicdan sahibi Devlet Başkanlarına, Birleşmiş Milletler’e ve bölgedeki krizlerde tarihi sorumluluğu bulunan Garantör Ülkelere sesleniyoruz: Sorumluluk makamında oturanlar, küresel zorbalığı sadece seyrederek tarih önünde hesap veremezler! Garantör ülkelere çağrımızdır: Akdeniz'de uluslararası sularda seyreden sivil yardım gemilerinin güvenliğini korumak, emperyalist ambargoları kırmak ve Lübnan ile İran üzerinden yürütülen bölgesel savaş planlarını engellemek için hukuki, siyasi ve askeri tüm garantörlük haklarınızı derhal ve somut olarak sahaya sürün! Devlet Başkanlarına çağrımızdır: Çin'in Doğu Türkistan'da uyguladığı soykırıma ve ABD-İsrail şer ortaklığının Orta Doğu'yu ateş çemberine çeviren hamlelerine karşı ekonomik, diplomatik ve siyasi yaptırımları gecikmeksizin devreye sokun. Mazlum halkların hamiliği, sadece kürsülerden yapılan açıklamalarla değil, zalimin bileğini bükecek somut adımlarla olur! Eğer bugün devlet başkanları ve garantör ülkeler bu vahşeti durdurmak için harekete geçmezse; yarın ne uluslararası hukuktan, ne devletlerin egemenliğinden ne de küresel bir barıştan bahsetmek mümkün olmayacaktır. Bizler, baskılara boyun eğmeyecek, ambargolara teslim olmayacak, sivil direnişin ve küresel vicdanın sesi olmaktan asla vazgeçmeyeceğiz!”
M. Fatih Kocaman, konuşmasını Hamas liderlerinden Şehit İsmail Haniye tarafından Filistin şehidi olarak ilan edilen eski Kocaeli Milletvekili Hasan Bitmez’in meclis kürsüsündeki son sözlerini ve Sezai Karakoç’un şiirini hatırlatarak tamamladı:
“Basın açıklamamızı, Kocaeli Milletvekilimiz Hasan Bitmez’in son sözleri olan Sezai Karakoç’un ‘Onlar Sanıyor Ki’ şiiri ile bitiriyorum: Onlar sanıyorlar ki, biz sussak mesele kalmayacak. Halbuki, biz sussak, tarih susmayacak. Tarih sussa, hakikat susmayacak. Onlar sanıyorlar ki, bizden kurtulsalar mesele kalmayacak. Halbuki bizden kurtulsalar vicdan azabından kurtulamayacaklar, vicdan azabından kurtulsalar, tarihin azabından kurtulamayacaklar. Tarihin azabından kurtulsalar, Allah’ın gazabından kurtulamayacaklar.”
