AK Parti Konya Milletvekili Meryem Göka, Ankara'da gerçekleştirilen 82. Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Toplantısı’nın final oturumuna dair düşüncelerini kamuoyuyla paylaştı. Avrupa genelinde artan toplumsal huzursuzluklar ve protestolarla ilgili olarak gerçekleştirilen bu kritik toplantıda, Göka, demokrasi ile temel hakların uygulanmasında çifte standartların göz önüne alınmaması gerektiği fikrini ön plana çıkardı. Müslüman topluluklara karşı artan ayrımcılığın endişe verici olduğunu ifade eden Göka, özellikle başörtüsü takan Müslüman kadınların karşılaştığı zorluklara dikkat çekti. “Temel insan hakları, tüm bireyler için eşit şekilde korunmalıdır” şeklinde bir vurgu yaparak, bu meselelerin dikkate alınmasını istedi.
İNSAN HAKLARI VE EŞİTLİK VURGUSU
Meryem Göka, insan haklarının korunmasında eşitliğin sağlanmasının büyük bir önem taşıdığını belirtti. Irkçılık, yabancı düşmanlığı ve İslam karşıtlığı gibi olumsuzluklarla mücadelenin, tutarlı ve birleşik bir yaklaşım gerektirdiğini dile getirdi. Avrupa'daki bazı ülkelerde, Müslümanların maruz kaldığı ayrımcılığın artış göstermesi, bu konunun uluslararası platformlarda daha fazla ele alınmasını zorunlu kılıyor. Göka, bu tür ayrımcı politikaların yalnızca Müslümanları değil, tüm toplumu olumsuz etkilediğine dikkat çekti. İnsan haklarına dair evrensel normların, bireylerin kökenine, inancına veya giyimine bakılmaksızın uygulanmasının gerekliliğini savundu. Bu tür yaklaşımların, toplumsal barış ve uyum açısından da kritik önem taşıdığını ifade etti.
KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELENİN ÖNEMİ
Kadına yönelik şiddet konusunda da önemli değerlendirmeler yapan Meryem Göka, İstanbul Sözleşmesi’nin yalnız başına yeterli olmayacağını belirtti. Etkili bir şekilde uygulanabilir sistemlerin, güçlü ulusal mekanizmaların ve hukuki yaptırımların hayata geçirilmesinin elzem olduğunu vurguladı. Türkiye’nin kadına yönelik şiddet mücadelesinde sunduğu 6284 sayılı Kanun ile elektronik izleme sistemleri ve KADES uygulaması gibi önlemleriyle bu konuda attığı adımları detaylandıran Göka, temel hakların korunması adına somut mekanizmaların uygulanmasının şart olduğunu ifade etti. Toplumsal dönüşümün, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasında önemli bir etken olduğunu da sözlerine dahil etti. Kadına yönelik şiddetin önlenmesine yönelik stratejilerin, yalnızca hukuki değil, aynı zamanda toplumsal bir dönüşüm sürecini de beraberinde getirmesi gerektiği noktasında hemfikir olduğunu söyledi.