Konya
Parçalı bulutlu
11°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
50,0544 %0.06
56,3747 %0.27
6.611,95 %1.17
Konya Postası Gazetesi Güncel Sıvılaşmayı önlemek mümkün değil

Sıvılaşmayı önlemek mümkün değil

Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Coğrafya Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ali Uzun, alüvyal zeminlerde oluşan depremlerde zemin sıvılaşması görülebileceğini söyleyerek, “Sıvılaşmayı önlemek mümkün değildir. Uygun alanlarda yapılar yapılması gerekir” dedi

Sıvılaşmayı önlemek mümkün değil
Okunma Süresi: 2 dk

Depremlerde, alüvyal zeminlerin riskli olduğu ve bunların üzerine yapılacak binalarda bu koşulların mutlaka gözetilmesi gerektiğini belirten OMÜ İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Coğrafya Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ali Uzun, “Özellikle zemin şartlarının büyük etkisi var. Ana kaya üzerine inşa edilen yapılar depremden daha az etkilenecektir. Uygun alanlarda bina yapmak lazım” diye konuştu.

Doğal afetlerin oluşumunda o yerin coğrafi özelliklerinin büyük etkisi olduğunu belirten Prof. Dr. Uzun, alüvyal zeminlerde ise sıvılaşma beklendiğini ve bu alanların da Kuzey Anadolu fay hattı üzerinde daha çok yer aldığını söyledi. Uzun, “İbn-i Haldun’un da dediği gibi coğrafya kaderdir. Kuzey Anadolu fay hattı, fay oluğu içerisindeki bütün ovalar, tektonik ve çukur alanlar bundan etkilenir. Geçmişte yaşadığımız depremlerde Adapazarı, Düzce, İzmit buralarda da zemin sıvılaşması görülmüştür” dedi. 

Prof. Dr. Uzun: Alüvyal zeminde sıvılaşmayı önlemek mümkün değildir

KIRILMA ARTARSA DEPREMİN BÜYÜKLÜĞÜ DE ARTAR

Sıvılaşmayı önlemenin mümkün olmadığını, bu bölgelere bina yapılması gerekiyorsa zemin şartları gözetilerek, depreme dayanıklı ve güvenilir yapılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Uzun, depremin yıkıcı etkisinin zemindeki kırılmanın büyüklüğü ile ilişkili olduğunu da belirtti. Alüvyal zeminde, taban suyu yüksek olan alanlarda deprem sonrası sıvılaşma olabileceğini kaydeden Uzun, “Kırılan kompartımanın büyüklüğü önemlidir yani bir masayı iteklerken harcayacağınız enerji ile bir kitabı sürüklerken harcayacağınız enerji aynı değildir. Dolayısıyla kırılan kompartıman küçükse depremin büyüklüğü az olacaktır. Kırılan kompartıman büyükse yani büyük bir arazi, büyük bir fay ortaya çıkmışsa o zaman daha fazla enerji harcanmış olacak. Yani depremin büyüklüğü fazla olacak. Maalesef zemin şartlarına uygun binalar yapamadık. Ne kadar söylenirse söylesin, mekanla insan arasındaki ve mekanla bina arasındaki ilişkiyi iyi kurmak lazım. Deprem bizim ülkemizin kaderidir. Güvenli bina yaparsanız, ‘Yaşam üçgeni yapayım’ diye düşünemezsiniz" diye konuştu.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız