Huế, 17. ve 19. yüzyıllar arasına, Güney Vietnam'da hüküm süren feodal bir hanedan olan Nguyen Hanedanı'nın başkenti olarak öne yükseldi. 1775 yılında Trihn Sâm zaptedilince Phu Xuân olarak tanındı. 1802 yılında Gia Long'un sonraki imparatoru Nguyễn Phúc Ánh, Vietnamın tamamında etkinlik kurmayı başardı. Böylece Hué ulusal başkent oldu. Huế, İmparator Bảo Đại'nin çekilip komünist hükûmetin kuzeydeki Hà Nội (Hanoi)'de kurulduğu 1945 yılına dek başkent olarak kaldı. Bảo Đại, 1949 yılında Fransız kolonicilerin yardımıyla, komünistler tarafından rasmi olarak tanınmamasına ve Vietnamlıların tamamının kabulünü almamasına rağmen devlet başkanlığını ilan ederken güneyde bulunan Sài Gòn (Saigon)'u kendisine başkent olarak seçti. Vietnam Savaşı sırasında, Güney Vietnam'ı, Kuzey Vietnam'dan ayıran sınır Hue'ye çok yakın olacak şekilde çizilmişti. Böylece savaş yıllarında Hué, Güney Vietnam'da kalmış oluyordu. Hue Savaşı'nda, 1968 yılındaki Tet Saldırısı'nda Hue şehri büyük ve önemli yaralar aldı. Tarihe geçecek olan Hue Katliamı'ndan sonra keşfedilen düzinelerce toplu mezarda, yaklaşık 6000 sivilin ve savaş esirinin gömülü olduğu belirlendi. Mezarların incelenmesiyle birlikte, kurbanların; bağlı, işkence görmüş ve kimi zaman canlı canlı gömüldüğü ortaya çıktı. Hue; sadece demografik ve psikolojik olarak değil, aynı zamanda yapısal olarak da zarar gördü. Şehirdeki tarihî değeri çok yüksek olan binalar Amerikan bombaları altında kaldı. Savaşın sonuçlanmasıyla birlikte, Hue'nin pek çok tarihî yapısı ihmal edilmişti. Çünkü bu yapılar yıkılan feodal rejimin, yani Nguyễn Hanedanı yönetiminin kalıntıları gibi görülüyordu. Bu yapıların yıkılması ise yeni rejimin zaferi gibi kabul edilmişti. Nitekim Vietnam Komünist Partisi doktrini Nguyễn Hanedanı'nı feodal ve gerici ilan ediyordu. Politik düzenin değişmesinden sonra, günümüze kadar ancak bazı tarihî alanlar ve tarihî yapılar restore edilebilmiştir.
Hue şehri Parfüm Nehrinin kıyısında, Biển Đông'un birkaç mil içerisinde konumlanmıştır. Hue, başkent Hanoi'nin yaklaşık 700 km güneyinde ve ülkenin en büyük şehri olan ve eskiden Saigon olarak bilinen Hồ Chí Minh City' nin yaklaşık 1100 km kuzeyinde bulunmaktadır. Vietnamın sahil merkezli konumu sebebiyle Hue şehri Muson rüzgarlarına maruz kalır. Hue, yağışlarının çoğunu Ekim ve Aralık ayları arasında kuzeydoğu'dan esen muson rüzgarlarından alır. Şehrin en kuru dönemi mart ve nisan aylarıdır; ama yağmur bu aylarda da düşebilir.Hue'ye düşen ortalama yıllık yağış miktarı 3000 mm'dir ve bu miktar Hue'yi Asya'nın en nemli şehirlerinden biri yapar.
Hue, UNESCO'nun Dünya Mirasları Listesinde yer kazanmış tarihi anıtlarıyla ünlüdür. Nguyễn İmparatorluğunun tahtı, Parfüm Nehrinin kıyısında duvarlarla çevrili geniş bir alan kaplayan Hue Kalesi'ydi. Kalenin içerisi yalnızca imparatora ve onun cariyelerine açık olan bir yasak şehirdi. Yasağı çiğnemenin cezası ise ölümdü. Günümüzde yasak şehrin kalıntıları yeniden yapılanma çalışmalarının ilerlemesine rağmen tarihî cazibesini korumaktadır.
Parfüm Nehri kıyılarında sayısız anıt, birkaç imparator mezarı ve Minh Mạng Anıtı, Khải Định Kulesi1, Tự Đức Anıtı gibi tarihî yapılar bulunmaktadır. Ayrıca şehrin resmî sembolü olan Thien Mu Pagoda2, Hue'deki en büyük pagodadır. Parfüm Nehri'nin güney kıyılarında bir dizi Fransız tarzı bina bulunur. Bunlar arasında Vietnam'ın en eski lisesi olan Quoc Hoc Lisesi ve Hai Ba Trung Lisesi de bulunmaktadır. Hue Kraliyet Güzel Sanatlar Müzesi sanatsal ve kültürel yönden Hue için değerli olan pek çok koleksiyonu sergilemektedir.
Hue Mutfağı
Hue mutfağı Vietnam mutfağı ile paraleldir fakat iki mutfak kültürü arasındaki en büyük fark Hue'deki vejetaryen beslenme oranıdır. Hue şehrinin pek çok köşesine vejetaryen lokantalar açılmıştır. Hue halkının vejetaryen beslenme geleneği ve Budist inançları doğrultusunda yılın iki ayı vejetaryen beslenmeleri, vejetaryen lokantaların yayılımını hızlandırmıştır. Hue yemeklerinin bir diğer özelliği ise, Vietnam'ın diğer bölgelerine göre daha küçük miktarlarda servis edilmesidir. Ayrıca diğer şehirlerden farklı olarak Hue yemekleri çok baharatlı olur.
Vietnam’ın UNESCO Dünya Mirası Listesine giren 8 adet eseri var;
Thang Long İmparatorluk Kalesi Merkez Bölgesi-Hanoi (2010)
Ho Hanedanlığı Kalesi (2011)
Hue Anıtları Kompleksi (1993)
Hoi An Eski Şehir (1999)
My Son Tapınağı (1999)
Doğa Mirası
Ha Long Körfezi (1994)
Phong nha-Ke Bang Ulusal Parkı (2003)
Hem doğa ve hem de Kültür Mirası
Trang An Manzara Kompleksi (2014)
Thang Long İmparatorluk Kalesi Merkez Bölgesi-Hanoi

burası ancak 2010 yılında halka açılmış. Bu tarihten önce ise askeri tesis olarak kullanıldığından zaten ziyarete kapalıymış. Yani bizim Vietnamı gezdiğimiz 2008 yılında burayı gezme şansımız zaten yokmuş. Ama yeni gidecekler burayı ziyaret etmeyi unutmayacaklar tabii ki. Burası 11. yüzyılda, 1000 yıllık Çin işgaline son veren Ly Thai To tarafından başkent olarak kurulmuş. Bu hanedanlık zamanından kalma Edebiyat Tapınağı ve Tek Kolonlu Pagoda gibi eserleri gezdik. Gezemediğimiz bu kale ise 7. yüzyıldan kalma bir Çin kalesi üstüne inşa edilmiş. Kalenin UNESCO Kültür Mirası Listesi içine girmesindeki en önemli etken kalenin kuzey kısmında Çin mimari tarzı ve güney kısmındaki Champa Krallığı mimarı tarzlarını birlikte barındırması ve kültürler arası sentezlerin iyi bir örneği olmasıdır.

Ho Hanedanlığı Kalesi
14. Yüzyıl Ho Hanedanlığı kalesi feng shui prensiplerine göre inşa edilmiş olması ile önemli. 14. Yüzyıl sonlarında filizlenen yeni Konfüçyanizme ve buradan Doğu Asya’nın diğer bölümlerine yayılmasına tanıklık etmiştir.
“Rüzgâr” ve “su” anlamına gelen feng shui, doğada var olan yaşam enerjisini, yaşanılan mekânlarda harekete geçirme yöntemlerini gösteren eski bir Çin öğretisidir. Feng şui, eski bir Çin yerleşim uygulaması olup, çevreyle uyumunu sağlamaya yönelik, uzayda mekânın ayarını yapmaya yönelik bir uygulamadır. Bu prensiplerle kale Ma ve Buoi Nehirleri arasındaki ovada, Tuong Son ve Don Son dağlarının eşsiz manzarasını bir aks üstüne yerleştirecek şekilde yapılmıştır. Büyük taş duvarları ile bu kale yeni stil Güney-Doğu Asya imparatorluk şehirlerinin iyi bir örneğidir. Gezimizde bu kale rotamızda değildi.
Hue Anıtları Kompleksi
Vietnam’ın 1802-1945 yılları arasında hüküm sürmüş son hanedanı olan Nguyen Hanedanlığının başkenti olan bu şehirdeki anıtlar, feodal doğunun benzersiz bir güzelliğini oluşturmuş. Bence bu unvanı en çok hak eden yerdi.

Hoi An Eski Şehir
15. Yüzyıldan, 19 yüzyıla kadar Güney-Doğu Asya’nın ticaret limanı olarak korunmuş en iyi eski şehirlerindendir Hoi An. Şehrin eski evleri ve sokak planı hem yerli halkın ve hem de yabancıların etkileşimlerini göstermektedir.
My Son Tapınağı
4-13 Yüzyıllar arasında Vietnam halkı ile eş zamanlı olarak sahil kısmında gelişen ve manevi orijinini Hindistan Hinduizm’inden alan bir uygarlık ortaya çıktı. Champa Krallığının dini ve politik başkenti olan bu alanda bir dizi kule tapınaklar Vietnam’ın Dünya Kültür Mirası listesi arasına girmiştir. Ne yazık ki burayı görme şansımız olmadı. Göremediklerimiz içinde en çok buraya görememek üzdü beni.
Ha Long Körfezi
Tonkin Körfezindeki Ha Long Bay, 1600 civarındaki kireçtaşından sütunlardan oluşmuş ada ve adacık ile eşsiz bir doğa harikası görünümündedir. Ada ve adacıkların bu dik yapısı nedeni ile de insan yerleşimi hiçbir zaman olamamıştır ve bu da insan kaynaklı bozulmanın olmamasına neden olmuştur.