Konya
Parçalı bulutlu
4°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
45,2270 %0.05
52,9330 %0.03
6.571,08 % 0,00
Ara
Konya Postası Gazetesi Güncel Erzurum’da kentsel dönüşüm kazılarında 3 antik fay hattı ortaya çıktı

Erzurum’da kentsel dönüşüm kazılarında 3 antik fay hattı ortaya çıktı

Erzurum’un Hacı Cuma Mahallesi’nde yapılan kentsel dönüşüm kazılarında her biri 1700 yıldan eski üç deprem fay hattı gün yüzüne çıktı. Jeoloji uzmanları, alanın geopark ilan edilip bilimsel araştırmalara açılmasını öneriyor.

Okunma Süresi: 3 dk

ERZURUM'un Yakutiye ilçesine bağlı Hacı Cuma Mahallesi'nde kentsel dönüşüm kapsamında yapılan kazılarda, her biri en az 1700 yıllık depremlerle oluşmuş 3 ayrı fay hattı ortaya çıktı. Jeoloji mühendisi Dr. Mehmet Salih Bayraktutan, bu fayların ‘jeolojik miras’ statüsünde koruma altına alınması gerektiğini belirterek, “Burası geopark ilan edilmeli ve bilimsel çalışmalara açılmalı" dedi.

Kentin en köklü yerleşim bölgelerinden biri olan ve Erzurum Kalesi, Çifte Minareli Medrese, Ulu Cami ve Üç Kümbetler gibi önemli tarihi eserlerle iç içe olan Hacı Cuma Mahallesi’nde, Büyükşehir Belediyesi tarafından sürdürülen kentsel dönüşüm kapsamında yapılan kazılarda 3 ayrı deprem fay hattı gün yüzüne çıktı. İş makinelerinin yaptığı kazı sonrası açılan kesitlerde, fay hatları ile birlikte kıvrımlar, bindirme fayları, alüvyon üzerine bindirmiş killi silt-kum tabakalarından oluşan yaşlı birimin iç yapısı görüldü. Erzurum Atatürk Üniversitesi Deprem Araştırma Merkezi kurucusu ve emekli jeoloji mühendisi Dr. Mehmet Salih Bayraktutan, "Buradaki fay hatları Erzurum'un içinden geçip Çat yolu boyunca devam ederek biraz kıvrılıp şehir hastanesinin altından kırsal Yarımca Mahallesi’ne kadar uzanan aktif bir fay hattıdır. Buradaki fay hatlarını açıkça görebiliyoruz” diye konuştu.

‘KORUMA ALTINA ALINIP, MÜZE OLARAK KULLANILMALI’

Gerçek bir fayın burada görülebileceğini söyleyen Dr. Bayraktutan, “Önceden öğrencilerime Çat yolundaki fay üstü bloklarını ve arkasındaki yarmada kıvrım ve bindirme faylarını gösteriyordum. Bence Erzurum Büyükşehir Belediyesi ve Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü burayı geopark niteliğinde koruma altına alarak bilimsel araştırmalara açmalı ve bir müze olarak kullanmalı. Buraya Türkiye'nin dört bir tarafından gelecek olan inşaat ve jeoloji mühendisi öğrencilerinin bilimsel çalışmalarına katkı sağlayacaktır" ifadelerini kullandı.

ERZURUM’DA EN FAZLA 6 BÜYÜKLÜĞÜNDE DEPREM OLUR’

Kentsel dönüşüm kazısında gün yüzüne çıkan fay hatlarının her birinin en az 1700-2000 yıllık depremlerin oluşturduğunu ifade eden Dr. Mehmet Salih Bayraktutan, "Erzurum'da en fazla 6 büyüklüğünde deprem olur. Bu da Türkiye için gayet normal sismik etkinliklerden birisi. Ben oturduğum binanın sağlam zeminde ve deprem yönetmeliğine göre yapıldığı bilirsem, böyle bir depremde paniklemem ve hiçbir yere kaçmam. Dün geceden itibaren Balıkesir depremini ekranlardan izliyorum. Bakıyorum televizyonda konuşan belediyenin ve özel yapı kontrolü şirket yetkilileri yaptıkları soruşturmada bütün evrakların tam olduğunu gösteriyor. Yani kağıt üzerinde formaliteler tamam. Ama imzalar kime ait, bu kişilerin yetkinliği nedir, raporlar hangi şartlarda hazırlandığı ciddi olarak soruşturulmalıdır” dedi.

‘DEPREM AFET DEĞİL, NİMETTİR’

6 büyüklüğündeki bir depremde hiçbir yapının yıkılmaması gerektiğini söyleyen Dr. Bayraktutan, şöyle konuştu:

“Yıkılıyorsa, burada kesinlikle rapor hazırlayan ve yapıyı inşa eden mühendislerin sorumluluğu vardır. Kimse depremi suçlayamaz. Deprem bir afet değil, nimettir. Çünkü depremler sayesinde iklim değişimleri yumuşatılmakta, atmosfer temizlenmekte, yeryüzünde hidrolojik sistem dengelenmektir. Ne aşırı kuraklık ne de aşırı yağış ve sellerin tahribatı en aza indirilir. Deprem yeryüzündeki hayatın varlığını sağlayan ve devamına imkan veren bir rahmettir. Bu benim kişisel görüşüm. Depremi hiçbir zaman doğal afet olarak kabul etmiyorum. Deprem sel ve yangın gibi bir afet değildir. Evlerimiz sağlam olsa deprem olduğu için şükretmemiz gerekir. Depremde oluşan kırıklar, çökmeler yoluyla atmosfere birçok magmadan kaynaklanan gaz topluluğu atmosfere çıkmaktadır. Bu da hem yeryüzüne yakın meteorolojik değerleri terbiye eder hem de canlı hayatında süreklilik sağlar. Ayrıca jeotermal kaynaklar, tuz, jips ve traverten gibi endüstriyel ham maddelerin oluşumunda rol almaktadır."

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *