Konya
Açık
14°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
49,3979 %0.03
55,6494 %-0.18
6.644,78 %1.51
Konya Postası Gazetesi Güncel Erdoğan: Gazze dünyanın en büyük toplama kampına dönüştürüldü

Erdoğan: Gazze dünyanın en büyük toplama kampına dönüştürüldü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Gazze, kendini uluslararası hukukun üstünde gören kibirli ve öldürmeye doymayan soykırım şebekesi tarafından dünyanın en büyük toplama kampına dönüştürüldü." dedi.

Erdoğan: Gazze dünyanın en büyük toplama kampına dönüştürüldü
KAYNAK: AA
Okunma Süresi: 8 dk

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çırağan Sarayı'nda düzenlenen "Uluslararası Adalet Zirvesi"ndeki konuşmasında katılımcılarla bir arada olmaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu söyledi.

Katılımcı ülkelerde yaşayanlara şahsı ve millet adına selamlarını ileten Erdoğan, Uluslararası Adalet Zirvesi'nin Türkiye ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diledi, zirve kapsamında yapılan panel ve istişarelerin somut ve uygulanabilir neticelere vesile olması temennisinde bulundu.

Uluslararası insancıl hukuku, enerji dönüşümü hukuku, dijital dünyada uluslararası adalet, göç ve sorumluluk paylaşımı gibi hem güncel hem de kapsamlı meseleleri ihtiva eden bu oturumları çok kıymetli bulduğunu vurgulayan Erdoğan, "Bu anlamda iki gün boyunca fikir ve görüşlerini ifade eden, değerlendirmeleriyle zirveye katkı veren tüm katılımcılara şükranlarımı sunuyorum. 'Adaletin geleceği insanlık için ortak sorumluluk' temasıyla tertiplenen bu zirvenin adalet, hukuk devleti ve uluslararası işbirliği alanlarında ortak bir zemin oluşturmasını, farklı hukuk sistemleri arasındaki diyalog ve etkileşimi güçlendirmesini, hukuk diplomasisi faaliyetlerine yeni bir ivme kazandırmasını canıgönülden temenni ediyorum." ifadelerini kullandı.

Erdoğan, zirveye başarıyla ev sahipliği yapan Adalet Bakanlığı ile Adalet Bakanı'nı ve ekibini gönülden tebrik ettiğini dile getirerek organizasyona emeği geçenlere de tebriklerini ve takdirlerini iletti.

Bir hususun altını çizmek istediğini belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

"Şu anda farklı ülkelerden, farklı bölgelerden gelen konuklarımızla bu tarihi salonda bir aradayız. Vatandaşı olduğumuz devletlerin, mensubu olduğumuz milletlerin birbirinden farklı anayasaları, hukuk sistemleri, yasal ve idari mevzuatları var. Aynı şekilde burada temsil edilen her devletin, her milletin kendine has bir hukuk geleneği, kuralları, manzumesi, birbirinden farklı teamülleri var. Fakat yasama süreçlerimiz, yargılama usullerimiz, hukuku tatbik etme biçimlerimiz ne kadar farklı olursa olsun adalet dediğimizde hepimizin zihninde beliren düşünce zannediyorum aynıdır. Adalet, haklıya hakkının teslim edilmesidir. Adalet, güçsüzün güçlüye ezdirilmemesidir. Adalet, mazlumu zalimden koruma kudretidir. Adalet, devletin üzerine bina edildiği temeldir. Bu yönüyle adalet, insanlığın ortak hedefi, ortak ideali, ortak mefkuresidir."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şu gerçeklerin hepimiz çok net farkındayız, vicdan ve hakkaniyetin terk edildiği yerde adalet olmaz. Kanun önünde eşitliğin göz ardı edildiği bir hukuk sisteminde adalet olmaz. Aynı şekilde mükafat ve mücazat dengesinin iyi kurulmadığı, hak ve özgürlüklerin giderek aşındığı bir ortamda adalet, kendisine yer bulamaz. Bu hususların her biri tüm aktörleriyle ve kurumlarıyla uluslararası sistem için de geçerlidir." değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğan, kural ve ilke temelli olduğu iddia edilen uluslararası sistemin asli misyonunun küresel barış ve güvenliği tesis etmek olduğunu ifade etti.

81 yıl önce San Francisco'da imzalanan, bugünkü sistemin hukuki zeminini oluşturan Birleşmiş Milletler Şartı'nın 1. maddesinin "uluslararası barış ve güvenliğin korunmasına" ilişkin olduğunu aktaran Erdoğan, "Uluslararası barış ve güvenlik ise hepimiz biliyoruz ki adalet olmadan sağlanamaz. Bugün ne yazık ki hem temsil hem işlev hem de meşruiyet açısından ağır yara almış, güven ve itibar erozyonuna uğramış bir uluslararası sistemle karşı karşıyayız. Birleşmiş Milletler çatısı altındaki 190'dan fazla ülkenin iradesinin veto imtiyazına sahip sadece 5 üyenin kararlarına bağlı olduğu bir yapının adil ve sağlıklı olmadığının hepimiz bilincindeyiz." diye konuştu.

Birilerinin odadaki fili görmemekte ısrar ettiğine dikkati çeken Erdoğan, mevcut sistemin hakkaniyetli ve sürdürülebilir olmadığını artık herkesin bildiğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Uluslararası hukuk neredeyse askıya alınmış durumda. Uluslararası anlaşmalar deyim yerindeyse hükmünü yitirmiş durumda. Uluslararası mahkemelerin verdikleri kararlar aynı şekilde uygulanamaz durumda. İlkeler, normlar, sistemin merkezinde yer alan kurallar... Bunların tamamı ayaklar altına alınmış durumda. Kıymetli dostlar, bunları hamaset olsun, polemik olsun veya ajitasyon için söylemiyorum. Tam tersine bunlar yüzleşmemiz gereken acı gerçeklerdir." değerlendirmesini yaptı.

"Kabul edelim ki neresinden tutsanız elinizde kalan bir sistem var ve bu sistemin küresel ölçekte yol açtığı sıkıntılara hepimiz tanıklık ediyoruz." diyen Erdoğan, şöyle devam etti:

"Eğitim ve teknolojiye erişim, iklim kriziyle mücadele, gıda güvenliği ve gelir adaletsizliği başta olmak üzere ülkeler arasındaki makas giderek açılıyor. Dünyanın bir bölümü son derece kısıtlı şartlar altında yokluk ve yoksulluk içinde hayata tutunmaya çalışırken lüks ve şatafat içinde yaşayan diğer bir kesim sistemin tüm nimetlerinden faydalanıyor. Soruyorum, dünya genelinde sayısı 60 bini ancak bulan bir avuç elitin 4 milyar insandan 3 kat daha fazla servete, gelire, imkana sahip olması adil midir, hakkaniyetli midir? Aynı şekilde çevreyi hoyratça kirleterek zenginleşen gelişmiş ülkelerin iklim değişikliğinde hemen hiçbir etkisi olmayan ülkeleri yalnız bırakması adil ve hakkaniyetli midir? Krizlerin çatışmaları tetiklediği, çatışmaları savaşların takip ettiği, savaşların ise istikrarsızlıkla neticelendiği bir tabloda 'Sistemde bir sorun yok' diyebilir miyiz?"

Erdoğan, sistemdeki yapısal sorunların, enerji güvenliğinden ticaret yollarına, lojistik ve ulaştırma koridorlarından teknolojik ve sivil altyapıya kadar her alanda hissedildiğini anlattı.

"Gazze'de tam 3 yıldır tüm dünyanın gözleri önünde insanlar vahşice öldürülüyor"

Şurasının çok önemli olduğuna işaret eden Erdoğan, "Küresel petrol ihracatının yüzde 35'inin geçtiği Hürmüz'deki tıkanıklık onca çabaya rağmen aylardır bir türlü giderilemedi. Rusya ve Ukrayna arasında 4,5 yılı geride bırakan savaş her ay binlerce can kaybıyla halen devam ediyor. Lübnan'da, Yemen'de, Somali'de, Sudan'da, bölgemizin ve dünyanın daha pek çok yerinde neler yaşandığını hepimiz görüyoruz. Hepsinden önemlisi Gazze'de tam 3 yıldır tüm dünyanın gözleri önünde insanlar vahşice öldürülüyor. Siviller acımasızca şehit ediliyor." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, çoğu çocuk ve kadın, 74 binden fazla Gazzeli'nin katledildiğini, savaşta bile dokunulmaması gereken okulların yerle yeksan edildiğini dile getirdi.

Üniversitelerin, hastanelerin ve ibadethanelerin vurulduğunu aktaran Erdoğan, "Binlerce çocuk elini, ayağını, vücudunun bir azasını kaybetti. Gazze, kendini uluslararası hukukun üstünde gören kibirli, radikal ve öldürmeye doymayan bir soykırım şebekesi tarafından dünyanın en büyük toplama kampına dönüştürüldü. Biliyorsunuz, ülkemizin katkılarıyla geçen yıl bir ateşkes tesis edilmişti. Filistinli kardeşlerimizin riayet ettiği bu ateşkes İsrail hükümeti tarafından binlerce kez ihlal edildi." diye konuştu.

Erdoğan, ateşkesin yürürlüğe girdiği 11 Ekim 2025'ten bu yana 1500 Filistinlinin bu saldırılarda katledildiğini, 5 binden fazla insanın yaralandığını söyledi.

Batı Şeria'da yasa dışı yerleşim faaliyetlerinin fanatik grupların devlet destekli organize suç ve şiddet eylemleriyle devam ettiğini belirten Erdoğan, Kudüs'teki kutsal mekanların baskına uğradığını, tarihi ve hukuki statülerinin haydutlukla değiştirilmek istendiğini, İsrail'in komşuları başta olmak üzere bölgenin huzur ve güvenliğini kendisi için doğrudan tehdit unsuru olarak değerlendirdiğini kaydetti.

"Bu, tüm dünya için bir insanlık testidir"

Erdoğan, bu acı manzara karşısında uluslararası toplumun gerekli tepkiyi vermediğini, yargı ve yaptırım mekanizmasının olması gerektiği şekilde işletilmediğini gördüklerini ifade ederek, "Türkiye gerek Uluslararası Adalet Divanında açılan davaya müdahillik başvurusu yaparak gerek İsrail'le ticari işlemlerini tamamen durdurarak gerekse Küresel Sumud Filosu'na yönelik silahlı saldırının asıl faillerine kırmızı bülten çıkartarak tavrını çok net biçimde ortaya koymuştur. Kıymetli misafirler, şunu bugün bir kez daha ve altını çizerek dile getirmek durumundayım: Bu, tüm dünya için bir insanlık testidir. Hepimiz için bir samimiyet testidir. Türkiye gerekirse sıkıntı çeker ama kendisine umut bağlayan, haksızlığa uğrayan insanlara da sırtını dönmez." ifadelerine yer verdi.

Gazze'de işlenen soykırımın faillerinin hukuk önünde hesap vermedikçe uluslararası sistemin adaletli olduğunu kimsenin iddia edemeyeceğine işaret eden Erdoğan, şunları belirtti:

"Uluslararası iradenin yansımadığı bir Birleşmiş Milletler sisteminin meşru ve hakkaniyetli olduğunu kimse söyleyemez. Uluslararası mahkeme kararlarının tanınmadığı, uygulanmadığı, dikkate bile alınmadığı bir sistemin barış ve güvenlik üretmesi düşünülemez. Türkiye olarak her fırsatta işte bu yüzden 'Dünya 5'ten büyüktür' diyoruz. Tam da bu yüzden 'Daha adil bir dünya mümkündür' diyoruz. Şunun da bilinmesini isterim ki Türk milletinin bir evladı ve bu ülkenin Cumhurbaşkanı olarak ömrümüz vefa ettikçe, gücümüz yettiği, dilimiz döndüğü müddetçe mazlum ve mağdurların sesi olmaya, onların da hakkını, hukukunu savunmaya inşallah devam edeceğiz. Bulunduğumuz her platformda, yer aldığımız her masada güçsüzlerin, gariplerin, yoksulların, kimsesizlerin sesi olmayı sürdüreceğiz. Sizlerden de bu gayretlerimize azami katkı beklediğimizi bugün bir kez daha vurgulamak istiyorum."

Erdoğan, katılımcıların güçlü desteğini beklediği bir diğer hususun ise sınır aşan suçlarla ve organize suç örgütleriyle mücadele olduğunu anlattı.

Suç coğrafyasının artık tek bir ülkenin hudutlarıyla sınırlı olmadığına dikkati çeken Erdoğan, "Teknolojiyle beraber suç coğrafyasının da küreselleştiğine, elektronik para kuruluşları, kripto varlıklar, soğuk cüzdanlar ve sosyal medya gibi araçların suç örgütleri tarafından çok etkin biçimde kullanıldığına şahit oluyoruz." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sınır aşan suçlarla mücadelenin başarısının ülkeler arasındaki işbirliğinin seviyesiyle doğru orantılı olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:

"İster adi suçlu, ister uyuşturucu tüccarı, ister terör ve organize suç örgütü üyesi olsun hukukun dışına çıkan hiç kimseye dünyanın hiçbir yerinde rahat ve huzur olmamalıdır. Suç işleyip ülke dışına çıkarak adaletten kaçabileceğini sananlar nereye saklanırlarsa saklansınlar kendilerini güvende hissetmemelidir. Türkiye olarak biz bunu temin etmekte, bunu hissetmekte kararlıyız. Sadece 2026'nın ilk 9 ayında 294 kişinin ülkemize iadesini sağladık. Aynı dönemde farklı aramalar kapsamında 736 kişiyi ülkemize getirdik. Uluslararası adli işbirliğinde haklı taleplere karşılık verilmesi esastır. Türk adaleti er ya da geç ama gereğini mutlaka yapacaktır."

Zirvenin hayırlara vesile olmasını dileyen Erdoğan, Adalet Bakanlığı başta olmak üzere zirveye katkı sunan herkese ve değerli fikirleriyle ufuklarını açan tüm katılımcılara teşekkür etti.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız