Konya
Parçalı az bulutlu
16°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
49,9998 %0.06
55,9904 %0.02
6.320,08 %-0.31
Konya Postası Gazetesi Güncel 9 asırlık hoşgörünün izlerine rastlandı

9 asırlık hoşgörünün izlerine rastlandı

Alanya Kalesi Kazı Başkanı Prof. Dr. Eravşar, kaledeki kilisede kazıların sürdürdüklerini belirterek, "Şapelin camiye çevrilmemesinde Selçukluların dünya görüşü içinde İslamiyet'in 'Dinde zorlama yoktur' hükmünün etkili olduğunu düşünüyorum." dedi.

9 asırlık hoşgörünün izlerine rastlandı
Okunma Süresi: 3 dk

Alanya Kalesi Kazı Başkanı Prof. Dr. Osman Eravşar, kalenin "İçkale" kısmındaki kilisede kazı çalışmalarını sürdürdüklerini belirterek, "Şapelin camiye çevrilmemesinde, Selçukluların dünya görüşü içinde İslamiyet'in getirdiği 'Dinde zorlama yoktur' hükmünün etkili olduğunu düşünüyorum." dedi.

Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı medeniyetlerine uzun yıllar ev sahipliği yapan Alanya Kalesi, devam eden kazı çalışmalarıyla tarihe ışık tutuyor.

Alanya Kalesi Kazı Başkanı Prof. Dr. Osman Eravşar'ın önderliğinde 2013'ten bu yana süren üçüncü etap kazı çalışmaları, İçkale'deki yapım tarihi ve ismi henüz tam olarak belirlenemeyen kilise ve çevresinde yoğunlaştı.

Prof. Dr. Osman Eravşar, AA muhabirine, İçkale bölgesindeki kazı çalışmalarını büyük oranda tamamladıklarını söyledi.

Ancak "İçkale şapeli" olarak isimlendirilen kilisenin naos (tapınak yapısı) kısmında kalan beton artıklarını kaldırınca, bu alanda herhangi bir kazı çalışmasının yapılmadığını gördüklerini anlatan Eravşar, bu sebeple kilisede kazı çalışmalarına başladıklarını dile getirdi.

Eravşar, yapının kesin inşa tarihi ve isminin bilinmediğini belirterek, "İlk etaplardaki kazı çalışmalarında kilisenin iki ayrı yapım evresinin olduğu ve ilk evresinin de bazilika planlı bir kilise olduğu ifade ediliyor. Biz de çalışmalarımızda kilisenin, 12. yüzyılda, yonca yapraklı planlı kiliseye dönüştürüldüğü sürecinin aydınlatılmasına yoğunlaştık." diye konuştu.

Önemli cam buluntular gün yüzüne çıktı

Muayene kazısında üç farklı katmanla karşılaştıklarını kaydeden Eravşar, kazıda önemli cam buluntular elde ettikleri bilgisini verdi.

Eravşar, kilisenin yapım ve değişim aşamalarını duvar yüzeylerinde gördüklerini anlatarak, şöyle devam etti:

"Kilisenin ikinci dönem inşaatında, taş yüzeylerinin üzerine basit bir sıva yapılmış ve bu sıvayla da taş taklidi grafitiler oluşturulmuş. 12. yüzyıldaki ikinci onarımı sırasındaysa bir sıva tabakasının daha yapıldığını ve bu esnada fresklerle süslendiğini görüyoruz. Kilisenin naos kısmında kubbe geçiş yerlerinde dört İncil yazarının resmi var. Bunlardan bir tanesi çok belirgin bir vaziyette görülüyor. Naosun yan yüzlerinde İncil'den alınmış sahneler işlenmiş. Kuvvetle muhtemel ana kubbede de Hazreti İsa tasviri yer alıyor olmalıydı. Bunlar maalesef büyük oranda tahrip olmuş. Alan genişletilince buradaki çalışmaların boyutu daha da iyi anlaşılacak."

Şapel, Selçuklu'nun yönetim merkezinde

Eravşar, kilisenin, Anadolu Selçuklu Devleti'nin İslamiyet dışındaki dinlere bakış açısından örnekler verdiğini vurguladı.

Şapelin, Selçuklu'nun bir yönetim merkezinde varlığını devam ettirdiğini aktaran Eravşar, "Fetihten sonra ve Selçuklu döneminden sonraki süreçlerde camiye çevrilmemiş bir vaziyette. Bunun gerekçelerini de anlamak için çalışmalar yürütüyoruz. Bu açıdan kazının ilginç bulgular sağlayacağını ümit ediyoruz." dedi.

Alaaddin Keykubat'ın Alanyalı Hristiyan eşi Hunad Hatun'un, bazı tarihçiler tarafından ölene kadar din değiştirmediğinin söylendiğini hatırlatan Eravşar, şu değerlendirmede bulundu:

"Bazı tarihçilere göre de Hunad Hatun, eşinin ölümünden sonra oğlu 2. Gıyaseddin Keyhüsrev'i tahta çıkarmak için Müslüman oldu. Sarayın hemen yanında yer alan şapelin camiye çevrilmemesinde, Selçukluların dünya görüşü içinde İslamiyet'in getirdiği 'Dinde zorlama yoktur' hükmünün etkili olduğunu düşünüyorum. Zorla kimseyi Müslüman etmemişler. Muhtemelen şapelin de bu şekilde kullanılmış olması, bunun bir göstergesidir."

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız