Siyasi ve Toplumsal Hayata Darbe
Darbe sonrası, Milli Güvenlik Konseyi adı altında toplanan darbeci generaller (Kenan Evren, Nurettin Ersin, Tahsin Şahinkaya, Nejat Tümer ve Sedat Celasun), tüm yetkileri gasp etti. Anayasa yürürlükten kaldırıldı, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) lağvedildi ve siyasi partilerin faaliyetleri durduruldu. Dönemin Başbakanları Süleyman Demirel ve Bülent Ecevit ile diğer siyasi liderler sürgüne gönderilerek siyasi yasaklı hale getirildi.

Sıkıyönetim ilan edilen ülkede sendikalar, meslek kuruluşları ve derneklerin faaliyetleri durduruldu. Sadece siyasi hayat değil, sanat ve kültür de hedef alındı; binin üzerinde film yasaklandı.
Acı İdamlar ve İnsan Hakları İhlalleri
12 Eylül darbesinin en acı hatıralarından biri de idamlar oldu. Darbe mahkemelerinde 50 kişi idam edildi. Özellikle 17 yaşındaki Erdal Eren’in idamı, darbenin acımasız yüzünü gözler önüne serdi. Yaşı büyütülerek idam edilen Eren için Kenan Evren'in söylediği "Asmayalım da besleyelim mi?" sözü, darbecilerin insan hakları ihlallerindeki pervasızlığını simgeledi. Bu kanlı süreçte 650 bin kişi gözaltına alındı, 230 bin kişi yargılandı, 14 bin kişi vatandaşlıktan çıkarıldı ve 30 binden fazla kişi işinden edildi.

Darbecilerin Yargılanma Süreci ve Sonuç
12 Eylül Anayasası'yla kendilerine ömür boyu dokunulmazlık zırhı sağlayan darbeciler, 2010 yılında yapılan referandumla bu zırhın kaldırılmasıyla yargı karşısına çıktı. Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya hakkında açılan davada, Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi, iki generali "ağırlaştırılmış müebbet hapis" cezasına çarptırdı. Ancak bu karar, sanıkların yargılama devam ederken vefat etmesi nedeniyle Yargıtay tarafından düşürüldü.

Yargılamanın sonunda, Evren ve Şahinkaya'nın ölümleri nedeniyle davanın düşürülmesine, mal varlıklarına el konulması ve rütbelerinin geri alınmasına yer olmadığına dair verilen kararlar Yargıtay tarafından onandı. Böylece, demokrasiye karşı işlenen bu büyük suçun failleri, hayattayken hak ettikleri cezayı almadan vefat etmiş oldular.